Surelere Dön

Hicr Sûresi

Sure: 15 99 Ayet İniş Sırası: 54
1
Cüz: 14 Sayfa: 261
Elif lam ra, budur kitabın ve her şeyi açıklayan Kur'an'ın ayetleri.
2
Cüz: 14 Sayfa: 261
Nice demler gelecek ki kafirler, ne olur keşke biz de Müslüman olsaydık diyecekler.
3
Cüz: 14 Sayfa: 261
Bırak onları, yesinler, geçinsinler ve isteklere düşüp oyalansınlar, yakında bilecekler.
4
Cüz: 14 Sayfa: 261
Ve biz hiçbir şehri helak etmedik ki helak edeceğimiz zaman, malum ve mukadder olmasın.
5
Cüz: 14 Sayfa: 261
Hiçbir ümmet, ne helak edileceği zamanı mukadder vaktinden öne alabilir, ne de onu geciktirebilir.
6
Cüz: 14 Sayfa: 261
Ve derler ki: Ey kendisine Kur'an indirilen sen gerçekten de delisin.
7
Cüz: 14 Sayfa: 261
Gerçeklerdensen neden meleklerle gelmiyorsun bize?
8
Cüz: 14 Sayfa: 261
Biz melekleri, ancak hak ve gerçek olarak indiririz, indiririz ama o vakit de mühlet vermeyiz, göz açtırmayız kafirlere.
9
Cüz: 14 Sayfa: 261
Şüphe yok ki Kur'an'ı biz indirdik ve şüphe yok ki onu mutlaka koruyacağız.
10
Cüz: 14 Sayfa: 261
Andolsun ki senden önce, evvelki ümmetlere de peygamberler göndermiştik.
11
Cüz: 14 Sayfa: 261
Hiçbir peygamber göndermedik ki alay etmesinler onunla.
12
Cüz: 14 Sayfa: 261
Biz böylece, Kur'an'ı, yüreklerine kadar sokarız da.
13
Cüz: 14 Sayfa: 261
Gene ona inanmazlar ve gerçekten, eskilerin yoluyoradamı da böylece olup bitmiş, onlar da bu yüzden azaba uğrayıp gitmiştir.
14
Cüz: 14 Sayfa: 261
Onlara gökten bir kapı açsak da melekler, o kapıdan inip çıksalar.
15
Cüz: 14 Sayfa: 261
Bunu görürler de gene ancak derler, gözlerimiz bağlandı bizim, hatta büyülenmiş bir topluluğuz biz.
16
Cüz: 14 Sayfa: 262
Andolsun ki gökte burçlar halkettik ve göğü, seyredenlere bezedik.
17
Cüz: 14 Sayfa: 262
Ve onu, bütün taşlanmış Şeytanlardan koruduk.
18
Cüz: 14 Sayfa: 262
Ancak hırsızlama bir şey duymaya kalkışan olursa onun da ardından apaçık görünen bir ateş yalımıdır gönderdik.
19
Cüz: 14 Sayfa: 262
Yeryüzünü, enine boyuna döşedik ve orada metin dağlar yarattık ve oradan, taktirimize göre, her şeyi bitirdik.
20
Cüz: 14 Sayfa: 262
Orada sizin için de, sizin rızıklandırmadığınız mahlukat için de geçim sebepleri halkettik.
21
Cüz: 14 Sayfa: 262
Hiçbir şey yoktur ki hazineleri, katımızda olmasın ve biz onu ancak malum bir miktarda indiririz.
22
Cüz: 14 Sayfa: 262
Yüklü rüzgarlar gönderdik de gökten yağmur yağdırdık, suya kandırdık sizi ve onu koruyup saklayan siz değilsiniz.
23
Cüz: 14 Sayfa: 262
Ve şüphe yok ki ancak biz diriltiriz, biz öldürürüz ve biziz her şeye varis olan.
24
Cüz: 14 Sayfa: 262
Ve andolsun ki önce geçip gidenlerinizi de biliriz, sonraya kalanlarınızı da.
25
Cüz: 14 Sayfa: 262
Ve şüphe yok ki Rabbin, hepsini de haşreder; şüphe yok ki o, hüküm ve hikmet sahibidir ve her şeyi bilir.
26
Cüz: 14 Sayfa: 262
Andolsun ki biz Âdem'i, kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan yarattık.
27
Cüz: 14 Sayfa: 262
Şeytan'ıysa daha önce, yakıp öldürücü bir harareti olan ateşten yarattık.

Metinde "Cân" diye geçer. Cân, Hasen ve Katâde'ye ve birçok müfessirlere göre Şeytandır. Cin taifesinin babasıdır diyenler de vardır. Bu kavil İbn-i Abbas'tan rivâyet edilmiştir. Cân, İblis'in soyudur diyenler de olmuştur.

 
28
Cüz: 14 Sayfa: 262
An o zamanı ki Rabbin, meleklere demişti: Gerçekten de ben, kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan bir insan yaratacağım.
29
Cüz: 14 Sayfa: 262
Onun yaratılışını tamamlayıp kemale getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.
30
Cüz: 14 Sayfa: 262
Meleklerin hepsi birden secde ettiler.
31
Cüz: 14 Sayfa: 262
Ancak İblis secde etmedi, secde edenlere katılmaktan çekindi.
32
Cüz: 14 Sayfa: 263
Ey İblis dedi, sana ne oldu da secde edenlere katılmaktan çekindin?
33
Cüz: 14 Sayfa: 263
Kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan yarattığın insana dedi, ben secde etmem.
34
Cüz: 14 Sayfa: 263
Çık buradan dedi, şüphe yok ki taşlanmış, kovulmuşsun sen.
35
Cüz: 14 Sayfa: 263
Ve gerçekten de din gününe dek lanet sana.
36
Cüz: 14 Sayfa: 263
Rabbim dedi, onların tekrar dirilecekleri güne dek mühlet ver, yaşat beni.
37
Cüz: 14 Sayfa: 263
Şüphe yok ki dedi, sen, mühlet verilmişlerdensin.
38
Cüz: 14 Sayfa: 263
Malum vaktin gelip çatacağı güne dek.

Surun ilk üfürüleceği vakte dek.

 
39
Cüz: 14 Sayfa: 263
Rabbim dedi, beni rahmetinden mahrum ettiğin gibi bende kötülükleri, yeryüzünde onlara bezeyecek, onları isyan ettirerek hepsini de rahmetinden mahrum edeceğim.
40
Cüz: 14 Sayfa: 263
Ancak ihlasa sahip edilmiş kulların müstesna.
41
Cüz: 14 Sayfa: 263
Tanrı, işte bu yol dedi, dosdoğru bana varan yol.
42
Cüz: 14 Sayfa: 263
Şüphe yok ki kullarıma hiçbir suretle gücün yetmez, ancak sana uyan azgınlara yeter senin gücün.
43
Cüz: 14 Sayfa: 263
Ve şüphe yok ki onların hepsine de vaadedilen yer, cehennemdir.
44
Cüz: 14 Sayfa: 263
Orasının yedi kapısı var, her kapıya da onlardan bir kısmı ayrılmıştır.

Mücâhid, İkrime ve sairenin rivâyetlerine göre cehennem tabakaları birbirinin üstündedir ve yedi tanedir.En altta bulunanı cehennemdir. Onun üstündeki tabaka leza, onun üstündeki huteme, onun üstündeki sakar, onun üstündeki cahim, onun üstündeki sair, onun üstündeki de haviyedir. Bu kavil, Hz. Ali (a.s)'den rivayet edilmiştir. Bir rivayete göreyse en alttaki haviyedir, en üstteki cehennemdir. İbn-i Abbas'a göre birincisi cehennem, ikincisi sair, üçüncüsü sakar, dördüncüsü cahim, beşincisi leza, altıncısı huteme, yedincisi haviyedir. En üst cehenneme, tanrıyı bir ve Hz. Muhammed (s.a.a)'i gerçek peygamber tanıdıkları halde suç işleyenler girecekler ve suçları miktarınca yanacaklardır. En alt cehennemse münafıklara mahsustur (Mecma, 1, 33). Cehennem kelimesinin Farsça’dan geldiği de söylenmiştir (al-Müfredat, 101).

 
45
Cüz: 14 Sayfa: 263
Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerde ve ırmak başlarındadır.
46
Cüz: 14 Sayfa: 263
Esenlikle emin olarak girin cennetlere.
47
Cüz: 14 Sayfa: 263
Gönüllerindeki kini, hasedi, ta kökünden söküp attık onların, kardeşlerdir, birbirlerine karşı tahtlar üstünde otururlar.
48
Cüz: 14 Sayfa: 263
Orada ne bir yorgunluk duyarlar, ne de oradan çıkarılırlar.
49
Cüz: 14 Sayfa: 263
Haber ver kullarıma, şüphe yok ki ben suçları örterim, rahimim.
50
Cüz: 14 Sayfa: 263
Ve şüphe yok ki azabım da pek elemli bir azaptır.
51
Cüz: 14 Sayfa: 263
Onları, İbrahim'e gelen misafirlerden de haberdar et.
52
Cüz: 14 Sayfa: 264
Hani, huzuruna girmişler de esenlik sana demişlerdi; o da, biz gerçekten de sizden korkuyoruz demişti.
53
Cüz: 14 Sayfa: 264
Korkma demişlerdi, biz sana, bilgi sahibi bir erkek evlat müjdeliyoruz.
54
Cüz: 14 Sayfa: 264
İhtiyarlık çağımda mı demişti, bana müjde veriyorsunuz? Neye istinaden müjde vermektesiniz bana?
55
Cüz: 14 Sayfa: 264
Sana öyle bir müjde veriyoruz ki gerçektir bu, sakın ümidini kesenlerden olma demişlerdi.
56
Cüz: 14 Sayfa: 264
O da Rabbinin rahmetinden demişti, ancak doğru yoldan sapanlardan başka kim ümit keser?
57
Cüz: 14 Sayfa: 264
Ey elçiler demişti, başka ne memuriyetiniz var?
58
Cüz: 14 Sayfa: 264
Biz demişlerdi, şüphe yok ki mücrim bir topluluğa gönderildik.
59
Cüz: 14 Sayfa: 264
Ancak Lut ve soyu müstesna; onların hepsini de mutlaka kurtaracağız.
60
Cüz: 14 Sayfa: 264
Yalnız karısını kurtarmayacağız, onun, helak olanlarla beraber şehirde kalmasını takdir ettik.
61
Cüz: 14 Sayfa: 264
Elçiler Lut ailesine geldikleri zaman.
62
Cüz: 14 Sayfa: 264
O, siz dedi tanınmamış kimselersiniz.
63
Cüz: 14 Sayfa: 264
Onlar, biz dediler, onların şüphe ettikleri şeyi getirdik.
64
Cüz: 14 Sayfa: 264
O gerçek haberle geldik sana ve biz doğru sözlüyüz.
65
Cüz: 14 Sayfa: 264
Gece yarısından sonra aileni yola çıkar, sen de artlarına düş, hiçbiriniz arkanıza bakmayın, emrolunacak yere geçingidin.
66
Cüz: 14 Sayfa: 264
Ve bu işi ona vahyettik de hiç şüphe yok ki dedik, sabah çağı bunların kökleri kesilir.
67
Cüz: 14 Sayfa: 264
Şehir halkı, birbirlerini müjdeleyerek misafirlerin yanına geldi.
68
Cüz: 14 Sayfa: 264
Lut, bunlar benim konuklarım dedi, onlara karşı utandırmayın beni.
69
Cüz: 14 Sayfa: 264
Allah'tan çekinin de mahzun etmeyin beni.
70
Cüz: 14 Sayfa: 264
Seni konuk kabul etmekten menetmedik miydi dediler.
71
Cüz: 14 Sayfa: 265
Lut, evlenecekseniz işte kızlarım, onları alın dedi.
72
Cüz: 14 Sayfa: 265
Ömrün hakkı için onlar, gafletten adeta sarhoştular, gaflet içinde şaşkın bir haldeydiler.
73
Cüz: 14 Sayfa: 265
Güneş doğduktan sonra onları bir bağırış, helak ediverdi.
74
Cüz: 14 Sayfa: 265
Ülkelerinin altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.
75
Cüz: 14 Sayfa: 265
Şüphe yok ki bunda düşünenlere ibretler var.
76
Cüz: 14 Sayfa: 265
Ve şüphe yok ki o şehir, hala herkesin yol uğrağı olan bir yerde.
77
Cüz: 14 Sayfa: 265
Şüphe yok ki bunda, inananlar için bir delil var.
78
Cüz: 14 Sayfa: 265
Ashab-ı Eyke de gerçekten zalimdi.

Eyke ormanlık anlamına gelir. Ashab-ı Eyke, Şuayb Peygamberin gönderildiği kavimdir.

 
79
Cüz: 14 Sayfa: 265
Öcaldık onlardan; iki şehir de apaçık görünmede, yol uğrağında hala.
80
Cüz: 14 Sayfa: 265
Ashabı Hicr de peygamberini inkar etti.

Sâlih Peygamberin kavmi olan Semûd kavmi. Hicr, Şam civarında bir yerin adıdır.

 
81
Cüz: 14 Sayfa: 265
Delillerimizi göstermiştik onlara, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
82
Cüz: 14 Sayfa: 265
Ve evlerini dağlarda oyarlar, emin bir halde yaşarlardı.
83
Cüz: 14 Sayfa: 265
Sabah çağına erdikleri gibi bir bağırış yüzünden helak olup gittiler.
84
Cüz: 14 Sayfa: 265
Kazandıkları mal ve servet, azabı defedemedi onlardan.
85
Cüz: 14 Sayfa: 265
Ve biz, gökleri ve yeryüzünü abes olarak halketmedik ve kıyamet, mutlaka gelecektir, aldırış bile etme, bir hoşça vaz geç onlardan şimdilik.
86
Cüz: 14 Sayfa: 265
Şüphe yok ki Rabbin, her şeyi yaratandır ve her şeyi bilir.
87
Cüz: 14 Sayfa: 265
Andolsun ki biz sana, tekrarlanan yedi ayeti ve pek büyük olan Kur'an'ı verdik.

Tekrarlanan yedi âyet, 1. sûre olan Fâtiha'dır. Hz. Ali (a.s), İbn-i Abbas Hasen, Ebül-Aliye, Said-ibn-i Cübeyr, İbrahim, Mücahid ve Katade'den böyle rivayet edildiği gibi İmam Muhammed-ül-Bakır'la İmam Ca'fer-üs-Sadık (a.s)'tan da böyle rivayet edilmiştir. Kur’an'ın ilk uzun yedi sûresidir, çünkü bu sûrelerdeki haberler ve ibretler, tekrarlanmıştır diyenler olduğu gibi bütün Kur’an'dır diyenler de vardır (Mecma, 2, 36-37).

 
88
Cüz: 14 Sayfa: 265
Onlara verdiğimiz mala, evlada göz dikme, onlar için tasalanıp gam yeme, inananlara karşı kanadını indir, onları koru, onlara karşı mütevazı ol.
89
Cüz: 14 Sayfa: 265
Ve de ki: Hiç şüphe yok ki ben, gerçekten de bir korkutucuyum.
90
Cüz: 14 Sayfa: 265
Nitekim bölükbölük olanlara da indirmiştik.
91
Cüz: 14 Sayfa: 266
Öyle kişilerdi onlar ki Kuran'ı parçaparça ettiler; bir kısmına inandılar da bir kısmına inanmadılar.
92
Cüz: 14 Sayfa: 266
Andolsun Rabbine ki onların hepsine soracağız.
93
Cüz: 14 Sayfa: 266
Yaptıkları şeyleri.
94
Cüz: 14 Sayfa: 266
Artık sen emredildiğin şeyi açıkla ve şirk koşanlardan yüz çevir.
95
Cüz: 14 Sayfa: 266
O alaycılara karşı biz yeteriz sana.
96
Cüz: 14 Sayfa: 266
Onlar, Allah'tan başka tanrılar da kabul etmişlerdir; yakında bilip anlayacaklar.
97
Cüz: 14 Sayfa: 266
Ve andolsun biliriz ki şüphe yok, söyledikleri sözlerden yüreğin sıkılır.
98
Cüz: 14 Sayfa: 266
Artık Rabbine hamd ederek tenzih et ve secde edenlerden ol.
99
Cüz: 14 Sayfa: 266
Ve ölüm gelip çatıncaya dek Rabbine ibadet et.