Surelere Dön

Nahl Sûresi

Sure: 16 128 Ayet İniş Sırası: 70
1
Cüz: 14 Sayfa: 266
Allah'ın emri gelip çatmada, sakın hemencecik gelmesini istemeyin. O, müşriklerin şirk koştuklarından münezzehtir ve yücedir.
2
Cüz: 14 Sayfa: 266
Benden başka yoktur tapacak o halde çekinin benden, hükmünü bildirip insanları korkutun diye, kullarından dilediğine melekleri indirerek vahyeder.
3
Cüz: 14 Sayfa: 266
Göklerle yeryüzünü abes değil, hak ve gerçek olarak yaratmıştır, yücedir müşriklerin şirk koştuklarından.
4
Cüz: 14 Sayfa: 266
İnsanı bir damla sudan yarattı, böyleyken bir de bakarsın o, apaçık bir düşman kesilmiş.
5
Cüz: 14 Sayfa: 266
Davarları da o çeşit halketmiştir; onlardan giyiminizi temin edersiniz ve size faydalar var onlardan ve bir kısmını da yersiniz.
6
Cüz: 14 Sayfa: 266
Akşamleyin yayımdan getirir, sabahleyin yayıma götürürken de güzellikleri var, zevk alırsınız onlardan.
7
Cüz: 14 Sayfa: 267
Kendinize meşakkatler vererek ancak varabileceğiniz şehirlere de yüklerinizi taşırlar; şüphe yok ki Rabbiniz mutlaka esirgeyicidir, rahimdir.
8
Cüz: 14 Sayfa: 267
Binmeniz için ve ziynet için atları, katırları, merkepleri yaratmıştır, daha da bilmediğiniz neler yaratır.
9
Cüz: 14 Sayfa: 267
Doğru yolu bildirmek, Allah'a aittir, yolların eğrisi de var ve dileseydi hepinizi de doğru yola sevk ederdi.
10
Cüz: 14 Sayfa: 267
Öyle bir mabuttur ki size gökten yağmur yağdırır da suyunu içersiniz, hayvanlarınızı otlattığınız ağaçlar ve otlar da onunla biter, yeşerir.
11
Cüz: 14 Sayfa: 267
Onunla size, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve çeşitçeşit meyveler bitirir. Şüphe yok ki bunda, düşünen topluluğa bir delil var.
12
Cüz: 14 Sayfa: 267
Ve ram etmiştir size geceyle gündüzü, güneşle ayı; yıldızlar da ram olmuştur emriyle. Şüphe yok ki bunda, akıl eden topluluk için deliller var.
13
Cüz: 14 Sayfa: 267
Ve yeryüzünde sizin için yarattığı, ayrıayrı, çeşitli renklerde ne varsa hepsi ram olmuştur size. Şüphe yok ki bunda da ibret alacak topluluk için bir delil var.
14
Cüz: 14 Sayfa: 267
Öyle bir mabuttur ki ram etmiştir size denizi ondan çıkan terütaze balıkları yemeniz, çıkardığınız ziynet eşyasını takınmanız için ve görürsün ki gemi, denizde, suları yarayara gitmede; ram etmiştir size denizi, nasibinizi onun lutfundan arayıp bularak şükredesiniz diye.
15
Cüz: 14 Sayfa: 268
Sizinle beraber sallanmaması, çalkalanmaması için yeryüzünde muhkem ve metin dağlar yaratmıştır, ırmaklar halketmiştir ve gideceğiniz yeri bulmanız için yollar meydana getirmiştir.
16
Cüz: 14 Sayfa: 268
Ve alametler halktemiştir ve yıldızla yollarını bulur onlar.
17
Cüz: 14 Sayfa: 268
Yaratan, yaratmayana benzer mi? Hala mı düşünmeyeceksiniz?
18
Cüz: 14 Sayfa: 268
Ve Allah nimetlerini saymaya kalkışsanız imkan yok, sayamazsınız; şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
19
Cüz: 14 Sayfa: 268
Ve Allah gizlediğinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da.
20
Cüz: 14 Sayfa: 268
Allah'tan başka tapıp çağırdıkları putlar, hiçbir şey yaratamaz, kendileri yaratılmıştır onların.
21
Cüz: 14 Sayfa: 268
Ölülerdir onlar, diriler değil, ne vakit diriltilecekler, ondan da haberleri yok.
22
Cüz: 14 Sayfa: 268
Mabudunuz, tek mabuttur, ahirete inanmayanlarınsa gönülleri inkar eder bunu ve onlar, ululanmayı dileyen kişilerdir.
23
Cüz: 14 Sayfa: 268
Gerçekten de şüphe yok ki Allah, gizlenen şeyleri de bilir, açığa vurulanları da; şüphe yok ki o, ululananları sevmez.
24
Cüz: 14 Sayfa: 268
Onlara, Rabbiniz ne indirdi size dense derler ki: Geçmişlere ait masallar.
25
Cüz: 14 Sayfa: 268
Bu da, kıyamet günü kendi günahlarını tamamıyla yüklendikten başka bilgisizlikle doğru yoldan çıkarıp saptırdıkları kişilerin suçlarının bir kısmını da yüklenmeleri içindir. Bilin ki yüklendikleri yük, ne de kötü yüktür.
26
Cüz: 14 Sayfa: 268
Gerçekten, onlardan önce gelip geçenler de düzenler kurdular, Allah, yapılarını temellerinden yıktı da tavan, başlarına yıkılıverdi ve hem de bu azap, anlayamadıkları bir yerden gelip çattı onlara.
27
Cüz: 14 Sayfa: 269
Sonra kıyamet gününde de onları horhakir bir hale getirecek de Nerede diyecek, onların yüzünden inananlara düşman kesildiğiniz ortaklarım? Bilgiye sahib olanlarsa bugün diyecekler, gerçekten de horluk ve kötülük kafirlere.
28
Cüz: 14 Sayfa: 269
Melekler, kendi kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken onlar, biz hiçbir kötülük yapmadık diyediye can verirler. Evet, şüphe yok ki Allah, sizin yaptıklarınızı tamamıyla bilir.
29
Cüz: 14 Sayfa: 269
Artık girin cehennem kapılarından, ebedi kalacaksınız orada. Ululuk satanların yurtları, ne de kötüdür.
30
Cüz: 14 Sayfa: 269
Çekinenlere, Rabbiniz ne indirdi size denince hayır indirdi derler. Bu dünyada güzel hareket edenlere güzel bir mükafat var, ahiret eviyse elbette daha da hayırlı ve çekinenlerin evleri, gerçekten de ne güzeldir.
31
Cüz: 14 Sayfa: 269
Ebedi Adn cennetleridir yurtları, oraya girerler, kıyılarından ırmaklar akar, ahiret eviyse elbette daha da hayırlı ve çekinenleri böyle mükafatlandırır.
32
Cüz: 14 Sayfa: 269
Öyle kişilerdir onlar ki melekler, tertemiz olarak canlarını alır onların ve onlara, esenlik size derler, yaptığınız işlere karşılık girin cennete.
33
Cüz: 14 Sayfa: 269
Kafirler, meleklerin gelip çatmasından, yahut Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi beklerler? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı ve onlara Allah zulmetmedi, fakat onlar, kendi kendilerine zulmettiler.
34
Cüz: 14 Sayfa: 269
Yaptıkları kötülüğe uğradılar ve alay ettiklerinin cezasını çektiler.
35
Cüz: 14 Sayfa: 270
Şirk koşanlar, Allah dileseydi dediler, ne biz ondan başka birşeye tapardık, ne atalarımız taparlardı; ne de emri olmadan birşeyi haram sayardık. İşte onlardan öncekiler de tıpkı böyle hareket ettiler. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife var ki?
36
Cüz: 14 Sayfa: 270
Andolsun ki biz her ümmete, Allah'a kulluk edin ve Şeytan'dan uzaklaşın diye bir peygamber gönderdik; içlerinde, Allah'ın doğru yola sevkettiği de var, sapıklığı hakedeni de. Gezin yeryüzünde de bakın, görün, yalanlayanların sonuçları ne olmuş.
37
Cüz: 14 Sayfa: 270
Onları doğru yola sevketmek için üstlerine düştükçe düşsen de şüphe yok ki Allah, sapıklığı kabul edeni doğru yola getirmez ve onlara bir tek yardımcı da yoktur.
38
Cüz: 14 Sayfa: 270
Onlar, Allah'a kesin olarak ant içtiler de Allah dediler, ölen kişiyi tekrar diriltmez. Evet, diriltecek, bir vaittir bu ki gerçektir ve yerine getirecektir onu, fakat insanların çoğu bilmez.
39
Cüz: 14 Sayfa: 270
İhtilaf ettikleri şeylerin kendilerince apaçık anlaşılması için ve kafir olanların, yalancı olduklarını bilmeleri için diriltecek onları.
40
Cüz: 14 Sayfa: 270
Sözümüz budur ancak, birşeyin olmasını diledik mi ona ol deriz, derhal olur.
41
Cüz: 14 Sayfa: 270
Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda yurtlarından göçenlere mutlaka dünyada güzel yurtlar vereceğiz ve ahiret mükafatıysa elbette bundan da büyüktür bilseler.
42
Cüz: 14 Sayfa: 270
Onlar öyle kişilerdir ki sabrettiler ve Rablerine dayandılar.
43
Cüz: 14 Sayfa: 271
Andolsun ki senden önce de gönderdiğimiz ve kendilerine vahyettiğimiz kimseler, insandı. Sorun bilmiyorsanız bilenlere.
44
Cüz: 14 Sayfa: 271
Onları, delillerle, kitaplarla gönderdik ve sana da, onlara ne indirildiğini açıkça anlatman, düşünmelerini sağlaman için Kur'an'ı indirdik.
45
Cüz: 14 Sayfa: 271
Kötülük düzenleri kuranlar emin mi oldular Allah'ın, onları yere batırmayacağından, yahut hiç anlamadıkları bir yerden başlarına bir azap gelmeyeceğinden.
46
Cüz: 14 Sayfa: 271
Yahut onu aciz bırakamayacaklarına göre dönüp dolaşırlarken tutup onları helak etmeyeceğinden.
47
Cüz: 14 Sayfa: 271
Yahut da yavaşyavaş azaltarak onları mahvetmeyeceğinden? Şüphe yok ki Rabbiniz, esirgeyicidir, rahimdir.
48
Cüz: 14 Sayfa: 271
Allah'ın halkettiği şeyleri görmezler mi? Hepsinin de gölgesi, sağdan, soldan, alçalarak Allah'a secde etmededir.
49
Cüz: 14 Sayfa: 271
Ve Allah'a secde etmededir göklerde ne varsa ve yeryüzünde yürüyen ne varsa ve melekler de ululanmadan Allah'a secde etmededir. ۩
50
Cüz: 14 Sayfa: 271
Her şeye gücü yeten Rablerinden korkarlar da emredileni yaparlar.
51
Cüz: 14 Sayfa: 271
Allah, iki mabut tanımayın dedi, o, ancak bir mabuttur ve artık benden korkun.
52
Cüz: 14 Sayfa: 271
Onundur ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde, ibadet ve itaat de daima onadır, hala mı Allah'tan başka birinden çekinmede, korkmadasınız?
53
Cüz: 14 Sayfa: 271
Size bir nimet gelse o, mutlaka Allah'tandır, sonra bir zarara uğrasanız gene ona yalvarırsınız.
54
Cüz: 14 Sayfa: 271
Sonra da sizden o zararı defetti mi o vakit içinizden bir kısmı, Rablerine şirk koşar.
55
Cüz: 14 Sayfa: 272
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için. Geçine durun, yakında bilir, anlarsınız.
56
Cüz: 14 Sayfa: 272
Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden, mahiyetlerini bilmedikleri putlara bir hisse ayırırlar; andolsun Allah'a ki iftira ettikleri şeyler yüzünden sorguya çekilecek onlar.
57
Cüz: 14 Sayfa: 272
Haşa, münezzehtir o, kızları olduğunu söylerler Allah'ın, hoşlarına gidenlerse kendilerinindir onlarca.
58
Cüz: 14 Sayfa: 272
Onların birine kızı olduğu müjdelenirse pek ziyade kızar da yüzü simsiyah olur.
59
Cüz: 14 Sayfa: 272
Müjdelendiği kötü şey yüzünden, kavminden gizlenir; onu horlukla yaşatacak mı, yoksa toprağa mı gömecek, buna dalar. Bilin ki hükmettikleri şey, ne de kötüdür.

Müslümanlıktan önce Araplar, ilk çocukları kız olursa onu diri diri gömerlerdi. Bu âdete işaret edilmektedir.

 
60
Cüz: 14 Sayfa: 272
Âhirete inanmayanlar, kötü sıfatlara sahiptir, en yüce sıfatsa Allah'ındır ve o üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
61
Cüz: 14 Sayfa: 272
Allah, insanları zulümleri yüzünden helak etseydi yeryüzünde yürür bir tek mahluk kalmazdı, fakat onlara azap etmeyi mukadder bir zamana tehir etti; vakitleri gelince de ne bir an geri kalırlar, ne bir an önce gelipçatar o mukadder vakit.
62
Cüz: 14 Sayfa: 272
Allah'a, kendilerinin bile hoşlanmadıkları şeyleri atfederler ve dilleri de güzel ve hayırlı sonucun kendilerine mukadder olduğunu yalan yere söyler durur. Hiç şüphe yok ki onlarındır ateş ve tezcek, herkesten önce onlar girerler ateşe.
63
Cüz: 14 Sayfa: 272
Andolsun Allah'a ki senden önce de ümmetlere peygamberler göndermiştik de Şeytan, onların yaptıkları şeyleri bezemiş, hoş göstermişti onlara ve o, bugün de dostudur onların ve onlara elemli bir azap var.
64
Cüz: 14 Sayfa: 272
Biz sana kitabı, ancak hakkında ayrılığa düştükleri nesneleri onlara apaçık bildirmen için indirdik ve inanan topluluğa da hidayettir ve rahmettir.
65
Cüz: 14 Sayfa: 273
Ve Allah, gökten yağmur yağdırır da yeryüzünü, ölümünden sonra diriltir onunla; şüphe yok ki duyan topluluğa bunda bir delil var.
66
Cüz: 14 Sayfa: 273
Davarlarda da ibret alacağınız şeyler var. Karınlarındaki fışkıyla kan arasındaki halis sütü içirmedeyiz size ve süt, içenlerin boğazlarından kayıp gitmede.
67
Cüz: 14 Sayfa: 273
Hurma ağacının meyveleriyle üzümlerden de şarap yaparsınız, güzel bir rızk elde edersiniz; şüphe yok ki bunda da akıl eden topluluğa bir delil var.
68
Cüz: 14 Sayfa: 273
Ve Rabbin, bal arısına, dağlarda, ağaçlarda ve çardak kurulan yerlerde kovan yapın diye vahyetti.
69
Cüz: 14 Sayfa: 273
Sonra dedi, bütün meyvelerden bal toplayın ve gönül alçaklığıyla Rabbinizin yollarını tutun. Karınlarından çeşitli renkte ballar çıkar, onlarda şifa var insanlara. Şüphe yok ki bunda da düşünen topluluk için bir delil var.
70
Cüz: 14 Sayfa: 273
Ve Allah sizi halketti, sonra öldürür ve içinizden yaşayışın en aşağılık çağına, kocalığa kadar ömür sürdürülenler de vardır ki bildikleri şeyleri bilmez olurlar; şüphe yok ki Allah her şeyi bilir, her şeye gücü yeter.
71
Cüz: 14 Sayfa: 273
Ve Allah, rızık bakımından bir kısmınızı, bir kısmınızdan üstün etmiştir. Geçimi üstün olanlar, rızıklarını, elleri altında bulunanlara verip onları da geçim bakımından kendilerine eşit etmezler, Allah'ın nimetini bilebile inkar mı ederler?
72
Cüz: 14 Sayfa: 273
Ve Allah size, kendi cinsinizden eşler halketti, eşlerinizden de size oğullar, torunlar verdi ve tertemiz şeylerle rızıklandırdı sizi. Hala batıla inanırlar da Allah'ın nimetine karşı nankörlükle mi bulunurlar?
73
Cüz: 14 Sayfa: 274
Allah'ı bırakırlar da ne göklerde, ne yeryüzünde hiçbir şeye sahip olmayan ve hiçbir şeye gücü yetmeyen putlara kulluk ederler.
74
Cüz: 14 Sayfa: 274
Artık Allah'a eşit varlıklar tanımayın; şüphe yok ki Allah bilir her şeyi ve siz bilmezsiniz.
75
Cüz: 14 Sayfa: 274
Allah bir örnek getirmiştir: Bir köle olsa ve hiçbir şeye gücü yetmese ve bir de güzel bir surette rızıklandırdığımız birisi bulunsa da rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını, gizli, açık yoksullara harcasa, onları geçindirse bunlar eşit ve denk olur mu hiç? Hamd Allah'a, eşit değildir bunlar, fakat çoğu bilmez.
76
Cüz: 14 Sayfa: 274
Ve Allah, gene iki kişiyi örnek getirir: Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, sahibine bir yüktür, nereye yollasa hayırlı bir iş becerip gelemez. O, hiç adaletle emreden ve doğru yolu tutmuş olan adamla eşit olur mu?
77
Cüz: 14 Sayfa: 274
Ve göklerin ve yeryüzünün gizli şeyleri Allah'ındır ve kıyametin kopması da göz kırpıp açacak bir an içinde olup biter, belki ondan daha da çabuk bir an içinde. Şüphe yok ki Allah'ın her şeye gücü yeter.
78
Cüz: 14 Sayfa: 274
Ve Allah sizi, analarınızın karnından çıkardı, hiçbir şey bilmezdiniz ve size, şükredesiniz diye kulak verdi, gözler verdi, gönüller verdi.
79
Cüz: 14 Sayfa: 274
Gökle yer arasında uçup duran kuşları görmezler mi? Onları boşlukta tutan, ancak Allah'tır. Şüphe yok ki bunda da inanan topluluğa deliller var.
80
Cüz: 14 Sayfa: 275
Ve Allah, evlerinizi oturma ve dinlenme yeri yaptı ve davarların derilerinden, göç gününüzde de, konak gününüzde de taşıyabileceğiniz çadırlar yapmanızı sağladı ve yünlerinden, yapağılarından, tüylerinden bir zamana dek kullanacağınız ve alıp satacağınız eşyalar meydana getirmenizi temin etti.
81
Cüz: 14 Sayfa: 275
Ve Allah, yarattığı şeylerden gölgeler halketti size ve dağlarda kovuklar, mağaralar meydana getirdi sizin için, sizi sıcaktan, soğuktan koruyacak elbiseler, savaşta zarardan koruyacak zırhlar yapmanızı da sağladı. Ona teslim olmanız için nimetlerini böylece tamamlar size.
82
Cüz: 14 Sayfa: 275
Bütün bunlara rağmen yüz çevirirlerse şüphe yok ki sana düşen vazife, açıkça tebliğden ibarettir.
83
Cüz: 14 Sayfa: 275
Onlar, Allah'ın nimetini tanırlar da sonra inkar ederler ve çoğu kafirdir onların.
84
Cüz: 14 Sayfa: 275
Ve o gün her ümmete bir tanık getiririz de sonra kafirlere, ağız açıp özür dilemeye bile izin verilmez ve yaptıkları kötülüklerden vazgeçeceklerine dair verdikleri söz de kabul edilmez.
85
Cüz: 14 Sayfa: 275
Zulmedenler azabı görmeye başladılar mı hafifletilmez azapları ve mühlet de verilmez onlara.
86
Cüz: 14 Sayfa: 275
Şirk koşanlar, Tanrıya eş olarak kabul ettikleri şeyleri görünce Rabbimiz derler, seni bırakıp kulluk ettiğimiz eşlerimiz bunlar işte. Sözleri reddedilir de şüphe yok ki denir, yalancılarsınız siz.
87
Cüz: 14 Sayfa: 275
O gün Allah'a teslim olurlar ve uydurdukları şeyler, önlerinden kaybolup gider.
88
Cüz: 14 Sayfa: 276
Kafir olup halkı Allah yolundan menedenleri, yaptıkları bozgunculuk yüzünden azap üstüne azap katarak cezalandırırız.
89
Cüz: 14 Sayfa: 276
Her ümmete, kendi cinsinden bir tanık getireceğiz ve seni de bunlara tanık tutacağız ve biz, sana her şeyi açıklayıp anlatan ve Müslümanlara hidayet, rahmet ve müjde olan kitabı indirdik.
90
Cüz: 14 Sayfa: 276
Şüphe yok ki Allah, adaleti, lütuf ve keremde bulunmayı ve yakınlara ihtiyaçları olan şeyleri vermeyi emreder ve çirkin olan, kötü görünen şeylerle haksızlığı nehyeder; öğüt alasınız diye de size öğüt vermededir.
91
Cüz: 14 Sayfa: 276
Karşılıklı bir ahde girişince Allah ahdine vefa edin ve Allah'ı kefil göstererek ettiğiniz yeminleri, bu suretle pekiştirdikten sonra bozmayın; şüphe yok ki Allah, ne yaparsanız hepsini de bilir.
92
Cüz: 14 Sayfa: 276
İpliğini iyice büktükten sonra onu söken kadına benzemeyin. Bir topluluk diğer bir topluluktan daha çok ve üstün diye yeminlerinizi bir düzen haline koymayın; Allah sizi bununla sınar ancak ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi de kıyamet günü, size açıklar, bildirir.
93
Cüz: 14 Sayfa: 276
Allah dileseydi sizi bir tek ümmet olarak halk ederdi, fakat o, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola sevk eder ve yaptıklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.
94
Cüz: 14 Sayfa: 277
Yeminlerinizi, birbirinizi aldatmaya vasıta edinmeyin, sonra ayağınız adamakıllı pekişip yerleştikten sonra kayıverir ve halkı, Allah yolundan menetmenize karşılık kötülüğe uğrarsınız ve hakkınız olur pek büyük azap.
95
Cüz: 14 Sayfa: 277
Allah'la giriştiğiniz ahdi, az bir menfaat karşılığında satmayın ve Allah'ın katındaki yok mu, bilirseniz o, daha da hayırlıdır size.
96
Cüz: 14 Sayfa: 277
Sizde ne varsa bitip tükenir, Allah'ın katındakiyse kalır. Sabredenlerin mükafatını, yaptıkları en güzel işlere karşılık olarak mutlaka vereceğiz.
97
Cüz: 14 Sayfa: 277
Erkek olsun, kadın olsun, inanarak iyi işlerde bulunanı tertemiz bir yaşayışa mazhar ederiz ve mükafatını, yaptığı en güzel işlere karşılık olarak mutlaka vereceğiz.
98
Cüz: 14 Sayfa: 277
Kur'an okuyacağın vakit Allah'a sığın taşlanmış Şeytan'dan.
99
Cüz: 14 Sayfa: 277
Şüphe yok ki inanan ve Rablerine dayanan kimselere karşı gücükuvveti yoktur, hükmü yürümez onun.
100
Cüz: 14 Sayfa: 277
Onun kudreti, ancak ona dost olup itaat edenlere yeter ve onlar da Tanrıya şirk koşanlardır.
101
Cüz: 14 Sayfa: 277
Bir ayeti, başka bir ayetin yerine koyup hükmünü değiştirdik mi, Allah neyi indireceğini daha iyi bildiği halde, sen derler, ancak bir iftiracısın; halbuki onların çoğu bilmez.
102
Cüz: 14 Sayfa: 277
De ki: Onu, inananların inançlarını sağlamlaştırmak için Müslümanlara hidayet ve müjde olarak RuhülKudüs, Rabbinden hak ve gerçek olarak indirmiştir.

2. sûrenin 87. âyetinin izahına bakınız.

 
103
Cüz: 14 Sayfa: 278
Andolsun ki biz biliyoruz, onlar, bunu ona ancak birisi öğretmede diyorlar. Bellettiğini sandıkları adam, yabancıdır, Arapçayı doğru düzen konuşamaz, bu Kur'an'sa, apaçık Arap diliyle.

Müşriklerin, Hz. Muhammed (s.a.a)'e, Ahd-i Atıyk ve Ahd-i Cedid'deki olayları söyleyip bellettiğini sandıkları adam hakkında çeşitli rivâyetler vardır. İbn-i Abbas'a göre Mekke'de demircilikle geçinen Bel'âm adlı bir Rum Hıristiyandır. Dahhak, Selman-ı Farisi'dir demiştir. Mücahid ve katade, Ya'ış, yahut Ayiş denen bir Rumdur, sonra Müslüman olmuştur diye rivayet etmişlerdir. Müslim oğlu Abdullah, Cahiliyye devrinde Yesar ve Hıbr adlı iki Hıristiyan vardı, demircilikle geçinirler, kılıç yaparlardı. Hz. Muhammed (s.a.a) onların dükkanına uğrar, onlar Kitab-ı Mukaddes okurlarken dinlerdi. Kureyş, Hz. Muhammed (s.a.a)'in bunlardan öğrendiğini sandılar der (Mecma, 2, 58-59). Hz. Muhammed (s.a.a), on yaşlarındayken, amcası Ebu-Talib'in kervanıyla Şam yakınlarındaki Busra'ya gitmişti. Orda Sergius adında bir Nasturi rahibiyle görüşmüştü. Ayette buna işaret ediliyor diyenler de olmuş, fakat Kur’an'ı İngilizce’ye çeviren Sale, Hz. Peygamber'in yaşı dolayısıyla bu iddiayı reddettiği gibi Selman'ın Medine'de Müslüman olduğundan bahsederek bu adamın Selman olduğu hakkındaki rivayeti de reddetmiştir (Ömer Rıza Doğrul: Tanrı Buyruğu, İst. Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi - 1934, c. 2, s. 406, not. 2).

 
104
Cüz: 14 Sayfa: 278
Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah, doğru yola sevketmez; onlara elemli bir azap var.
105
Cüz: 14 Sayfa: 278
Allah'ın ayetlerine inanmayanlar, yalan söylerler, iftirada bulunurlar, onlardır yalancıların ta kendileri.
106
Cüz: 14 Sayfa: 278
Canla, gönülle inanmışken ve yüreği, inançla yatışmışken zorla, cebirle, istemediği halde dininden döndüğünü söyleyenden başka inandıktan sonra Allah'ı inkar eden, hatta kafirlikle yüreği genişleyen, hoşlanan kişi yok mu, bu çeşit kişileredir Allah'ın gazabı ve onlara pek büyük bir azap var.

Kureyş, Ammâr'ın babası Yâsir'i Müslümanlıktan döndürmek için işkencelerle öldürdüler. Annesi Sümeyye'yi de iki deveye bağladılar, develeri muhalif taraflara sürerek parçaladılar. Müslümanlıkta ilk şehit bunlardır. Ammâr, işkenceye dayanamadı, kâfir olduğunu söyledi, kurtuldu. Bunu Hz. Muhammed (s.a.a)'e haber verdiler, Ammâr dinden döndü, kâfir oldu dediler. Hz. Muhammed (s.a.a), kat'iyen olamaz, o, tepesinden tırnağına kadar imanla doludur buyurdu. Ammâr, ağlıya ağlıya .Hz. Muhammed (s.a.a)'e gelip tanrılarına inandığımı söylemedikçe beni bırakmadılar dedi. Hz. Peygamber, Ammar'ın göz yaşlarını elleriyle silerek, gene zorlarlarsa ne dedirtmek istiyorlarsa de buyurdu. Ayet, bu olaya işaret etmektedir.

 
107
Cüz: 14 Sayfa: 278
Bu da, dünya yaşayışını sevip ahiretten üstün tutmalarındandır ve şüphe yok ki Allah, kafir olan topluluğu doğru yola sevketmez.
108
Cüz: 14 Sayfa: 278
Onlar, öyle kişilerdir ki Allah, onların kalplerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir ve onlardır gaflet edenlerin ta kendileri.
109
Cüz: 14 Sayfa: 278
Hiç şüphe yok ki onlar, ahirette de ziyana uğrayanlardır.
110
Cüz: 14 Sayfa: 278
Sonra şüphe yok ki Rabbin, mihnetlere uğradıktan sonra yurtlarından göçenleri ve sabredenleri yarlıgar; zorla dine aykırı söz söyledikten sonra da Rabbin, şüphe yok ki onların suçlarını örter, rahimdir.
111
Cüz: 14 Sayfa: 279
Bir gün gelir ki herkes, ancak canıyla uğraşır ve herkese, ne yaptıysa karşılığı tastamam verilir ve onlar, zulüm görmezler.
112
Cüz: 14 Sayfa: 279
Allah bir örnek getirir, bir şehir var mesela ahalisi, emniyet içinde yaşamada, gönülleri rahat, rızıkları, her yandan bol bol gelmede; derken Allah'ın nimetlerine nankörlük ederler de Allah onları açlık ve korku elbisesine bürür, onlara açlığı ve korkuyu tattırır işledikleri işler yüzünden.

Mekke'deki kıtlığa işarettir.

 
113
Cüz: 14 Sayfa: 279
Andolsun ki onlara, kendi cinslerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar, onları helak ediverdi azap ve onlardır zulmedenler.
114
Cüz: 14 Sayfa: 279
Ancak ona kulluk ediyorsanız Allah'ın size verdiği helal ve temiz rızıkları yiyin ve Allah'ın nimetine şükredin.
115
Cüz: 14 Sayfa: 279
Allah size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası için kesilmiş hayvanı haram etmiştir. Zorda kalan, isyan etmek niyetini gütmeden ve fazla olmamak şartıyla yiyebilir, şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
116
Cüz: 14 Sayfa: 279
Yalanlar uydurup dile getirerek Allah'a iftira etmeyin şu helaldir, bu haram diye; şüphe yok ki yalan söyleyip Allah'a iftira edenler, kurtulmazlar, muratlarına ermezler.
117
Cüz: 14 Sayfa: 279
Elde ettikleri pek az bir geçimden ibarettir ve onlara elemli bir azap var.
118
Cüz: 14 Sayfa: 279
Yahudi olanlara da daha önce sana anlattığımız şeyleri haram etmiştik. Onlar, bize zulmetmediler, kendilerine zulmettiler.
119
Cüz: 14 Sayfa: 280
Sonra şüphe yok ki Rabbin, bilgisizlikle kötü işler yapıp da tövbe ederek hallerini düzeltenleri, yaptıkları kötü işlerden sonra da yarlıgar muhakkak, suçları örter, rahimdir.
120
Cüz: 14 Sayfa: 280
Şüphe yok ki İbrahim, tek başına bir ümmetti, Allah'a itaat ederdi daima, doğruydu ve müşriklerden değildi.
121
Cüz: 14 Sayfa: 280
Onun nimetlerine şükrederdi. Tanrı onu seçmiş ve doğru yola sevketmişti.
122
Cüz: 14 Sayfa: 280
Ve dünyada ona iyilik vermiştik, ahirette de gerçekten, salih kişilerdendi.
123
Cüz: 14 Sayfa: 280
Sonra sana da, doğru hareket eden İbrahim'in dinine uy diye vahyettik ve o, müşriklerden değildi.
124
Cüz: 14 Sayfa: 280
Cumartesi gününün hürmeti, ancak o gün hakkında ihtilafa düşenlere farzedilmiştir ve şüphe yok ki Rabbin, kıyamet günü, ihtilafa düştükleri şeyler hususunda aralarında hükmeder onların.
125
Cüz: 14 Sayfa: 280
Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir tarzda münakaşa ve mübahasede bulun. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir ve o, daha iyi bilir doğru yolu tutanları.
126
Cüz: 14 Sayfa: 280
Mücazatta bulunacaksanız sizi cezalandırdıkları gibi ve o kadar cezalandırın onları, fakat sabrederseniz elbette bu hareket, sabredenlere daha da hayırlıdır.
127
Cüz: 14 Sayfa: 280
Sabret, sabretmen, ancak Allah'ın vereceği başarıyla mümkündür. Sana düzen kurduklarından dolayı da daralma, sıkıntıya düşme.
128
Cüz: 14 Sayfa: 280
Şüphe yok ki Allah, çekinenlerle ve iyilik eden kişilerledir.