Surelere Dön

Tâ-Hâ Sûresi

Sure: 20 135 Ayet İniş Sırası: 45
1
Cüz: 16 Sayfa: 311
Taha.
2
Cüz: 16 Sayfa: 311
Kur'an'ı zahmet çekmen için indirmedik.
3
Cüz: 16 Sayfa: 311
Ancak, korkacaklara bir öğüt olarak indirdik.

[1], [2], [3] Hz. Muhammed (s.a.a)’in, geceleri, sabahlara dek namaz kıldığı, nefsine eziyet olmak üzere tek ayağının üstünde durduğu ve ayaklarının altı şiştiği rivâyet edilmiştir. İlk âyette ey insan diye Hz. Muhammed (s.a.a)'e hitab edilmektedir. Bu kelimeyi, ayağını yere bas anlamına gelen "Tıh" diye okuyanlar da vardır.

 
4
Cüz: 16 Sayfa: 311
Yeryüzünü ve yüce gökleri yaratanın katından indirdik.
5
Cüz: 16 Sayfa: 311
Rahman, hakim ve mutasarrıftır arşa.
6
Cüz: 16 Sayfa: 311
Onundur ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde ve ne varsa ikisinin arasında ve ne varsa yerin altında.
7
Cüz: 16 Sayfa: 311
Sesini yükseltsen de, yükseltmesen de hiç şüphe yok ki o, gizliyi de bilir, açığa vurulanı da.
8
Cüz: 16 Sayfa: 311
Bir Allah'tır ki yoktur ondan başka tapacak, onundur güzel adlar da.
9
Cüz: 16 Sayfa: 311
Musa hikayesi ulaşmadı mı sana?

v. d. Ahd-i Atıyk'ın Huruc bölümündedir.

 
10
Cüz: 16 Sayfa: 311
Hani bir ateş görmüştü de ailesine durun demişti, ben bir ateş görüyorum, ya gider, bir kor getiririm oradan size, yahut birine rastlarım da yol öğrenirim ateş başında.
11
Cüz: 16 Sayfa: 311
Ateşe doğru gidince ona seslenildi: Ey Musa.
12
Cüz: 16 Sayfa: 311
Şüphe yok ki benim senin Rabbin, çıkar ayakkabılarını, kutlu vadidesin, Tuva'dasın sen.
13
Cüz: 16 Sayfa: 312
Ve seni seçtim ben, dinle vahyedileni.
14
Cüz: 16 Sayfa: 312
Şüphe yok ki ben öyle bir Allah'ım, yoktur benden başka tapacak, bana kulluk et ancak ve namaz kıl beni anmak için.
15
Cüz: 16 Sayfa: 312
Kıyamet gelip çatmada gerçekten de; herkes, yaptığının karşılığını bulsun diye gizlemekteyim vaktini.
16
Cüz: 16 Sayfa: 312
Ona inanmayan ve havasına uyup giden, sakın seni inancından çevirmesin, yoksa helak olursun sen de.
17
Cüz: 16 Sayfa: 312
Sağ elindeki nedir ey Musa.
18
Cüz: 16 Sayfa: 312
Sopam dedi, ona dayanırım, davarlarıma yaprak silkerim onunla, başka işler de yaparım onunla.
19
Cüz: 16 Sayfa: 312
Dedi ki: Elinden bırak onu ey Musa.
20
Cüz: 16 Sayfa: 312
Bıraktı onu, bir de baktı ki bir yılan olmuş, koşup durmada.
21
Cüz: 16 Sayfa: 312
Al onu dedi, korkma, evvelce olduğu gibi sopa olarak vereceğiz onu sana.
22
Cüz: 16 Sayfa: 312
Elini koynuna sok da bir hastalık yüzünden olmamak şartıyla bembeyaz çıksın; bu da bir başka delil sana.
23
Cüz: 16 Sayfa: 312
Böylece de en büyük delillerimizden bir kısmını gösterelim sana.
24
Cüz: 16 Sayfa: 312
Git Firavun'a şüphe yok ki pek azdı o.
25
Cüz: 16 Sayfa: 312
Rabbim dedi, kalbime genişlik ver.
26
Cüz: 16 Sayfa: 312
İşimi kolaylaştır.
27
Cüz: 16 Sayfa: 312
Dilimin bağını çöz de.
28
Cüz: 16 Sayfa: 312
Anlasınlar sözümü iyice.
29
Cüz: 16 Sayfa: 312
Âilemden birini vezir et bana.
30
Cüz: 16 Sayfa: 312
Kardeşim Harun'u.
31
Cüz: 16 Sayfa: 312
Arka olsun bana, onunla kuvvetlendir beni.
32
Cüz: 16 Sayfa: 312
İşime ortak et onu.
33
Cüz: 16 Sayfa: 312
Bunları yap da şanını çok tenzih edelim.
34
Cüz: 16 Sayfa: 312
Seni çok analım.
35
Cüz: 16 Sayfa: 312
Şüphe yok ki sen, görmedesin bizi.
36
Cüz: 16 Sayfa: 312
Dedi ki: Gerçekten de verildi dileğin ey Musa.
37
Cüz: 16 Sayfa: 312
Andolsun ki bir kere daha lutfetmiştik sana.
38
Cüz: 16 Sayfa: 313
Hani vahyedilecek şeyi ilham etmiştik anana.
39
Cüz: 16 Sayfa: 313
Sandığa koy onu da nehre bırak, nehir onu kıyıya bırakır, benim düşmanım ve senin düşmanın, alır onu demiştim ve himayem altında yetişmen için sana karşı bir sevgi de vermiştim ona.
40
Cüz: 16 Sayfa: 313
Hani kız kardeşin gitmiş de onu yetiştirecek birisini bulayım mı size demişti, gözü aydın olsun, kederlenmesin diye tekrar anana kavuşturmuştuk seni ve birisini öldürmüştün de seni gamdan kurtarmıştık ve seni sınayıp durmuştuk ve yıllarca Medyen halkının içinde kalmıştın, sonra da mukadder olduğu gibi buraya geldin ey Musa.
41
Cüz: 16 Sayfa: 313
Kendim için seçtim seni.
42
Cüz: 16 Sayfa: 313
Delillerimle git kardeşinle ve beni anmayı ihmal etmeyin.
43
Cüz: 16 Sayfa: 313
Firavun'a gidin, çünkü o, gerçekten de azdı.
44
Cüz: 16 Sayfa: 313
Ona yumuşak bir tarzda söz söyleyin, belki öğüt alır, yahut korkar.
45
Cüz: 16 Sayfa: 313
Rabbimiz dediler, korkarız aşırı davranır hakkımızda, yahut da büsbütün azar.
46
Cüz: 16 Sayfa: 313
Korkmayın dedi, gerçekten de benim sizinle beraber, duyarım ben ve görürüm.
47
Cüz: 16 Sayfa: 313
Hemen gidin de biz deyin, şüphe yok ki Rabbinin iki peygamberiyiz bizimle gönder İsrailoğullarını ve onlara azap verme. Rabbinden delille geldik sana, esenlik hidayete uyana.
48
Cüz: 16 Sayfa: 313
Gerçekten de bize vahyedildi ki azap, yalanlayanadır ve yüz çevirene.
49
Cüz: 16 Sayfa: 313
Dedi ki: Kimdir Rabbiniz ey Musa.
50
Cüz: 16 Sayfa: 313
Rabbimiz dedi, her şeye yaratılışını veren, sonra da yolunu gösterendir.
51
Cüz: 16 Sayfa: 313
Firavun, peki, önce gelenlerin halleri ne olacak dedi.
52
Cüz: 16 Sayfa: 314
Musa, onlara ait bilgi de dedi, Rabbimin katındadır, yazılmıştır; ne yanılır Rabbim, ne unutur.
53
Cüz: 16 Sayfa: 314
Öyle bir mabuttur ki yeryüzünü size döşek etmiş, orada size yollar açmış, gökten yağmur yağdırmış, o yağmur sebebiyle de çeşitçeşit ve çifterçifter nebatlar bitirmiştir.
54
Cüz: 16 Sayfa: 314
Yiyin ve yedirin davarlarınıza; şüphe yok ki bunda, aklı olanlara deliller var.
55
Cüz: 16 Sayfa: 314
Oradan yarattık sizi, gene oraya iade edeceğiz ve oradan çıkaracağız sizi bir kere daha.
56
Cüz: 16 Sayfa: 314
Andolsun ki ona bütün delillerimizi gösterdik, yalanladı, çekindi.
57
Cüz: 16 Sayfa: 314
Bizi dedi, büyünle yerimizden, yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin ey Musa?
58
Cüz: 16 Sayfa: 314
O halde biz de onun gibi bir büyü yaparak karşı geleceğiz sana, aramızda bir buluşma yeri ve vakti tayin et de sen ve biz, vaadimizden caymayalım, buluşalım orada, hem de ikimize de müsavi mesafede, münasip bir yer olsun orası.
59
Cüz: 16 Sayfa: 314
Musa dedi ki: Herkesin süslenip bayram ettiği ziynet gününü buluşma zamanı olarak tayin ediyorum size, halkın toplandığı kuşluk çağında buluşalım.
60
Cüz: 16 Sayfa: 314
Derken Firavun dönüp gitti, sonra bütün hilesini derleyip geldi.
61
Cüz: 16 Sayfa: 314
Musa, onlara, yazıklar olsun size dedi, Allah'a yalan yere iftirada bulunmayın, sonra size azap eder de kökünüzü kurutur ve muhakkak kim iftira ederse ziyan eder.
62
Cüz: 16 Sayfa: 314
Sonra bu iş hakkında aralarında çekişeçekişe görüşüp gizlice danıştılar.
63
Cüz: 16 Sayfa: 314
Bu iki büyücü dediler, büyüleriyle sizi yerinizden, yurdunuzdan çıkarmak istiyor, sizi yüce yolunuzdan çevirmek diliyor.
64
Cüz: 16 Sayfa: 314
Hilelerinizi, düzenlerinizi bir araya getirin, sonra safsaf olun da gelin ve muhakkak olan şu ki: Bugün üstün olan, muradına ermiştir.
65
Cüz: 16 Sayfa: 315
Büyücüler dediler ki: İstersen sen at önce sopanı, istersen biz atalım önce ya Musa.
66
Cüz: 16 Sayfa: 315
Musa, siz atın önce dedi. Derken büyüleriyle ipleri ve sopaları, Musa'ya doğru koşuyormuş gibi göründü.
67
Cüz: 16 Sayfa: 315
Musa'nın içine bir korku düştü.
68
Cüz: 16 Sayfa: 315
Korkma dedik, hiç şüphe yok ki sen, daha üstünsün.
69
Cüz: 16 Sayfa: 315
At sağ elindeki sopanı, onların meydana getirdikleri şeyleri yutsun, çünkü onlar, ancak büyücülük düzeniyle yaptılar bu işi ve büyücü, Nerede olursa olsun, eremez umduğuna.
70
Cüz: 16 Sayfa: 315
Sonunda büyücüler secde ederek yere kapandılar ve inandık dediler, Harun'la Musa'nın Rabbine.
71
Cüz: 16 Sayfa: 315
Siz dedi Firavun, ben size izin vermeden inandınız mı ona? Şüphe yok ki o size büyü öğreten büyüğünüz. Ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve hurma dallarına astıracağım sizi, o vakit bilir, anlarsınız hangimizin azabı daha çetin ve daha sürekli.
72
Cüz: 16 Sayfa: 315
Şu bize gösterilen apaçık mucizelere karşı artık yaradanımıza tercih edemeyiz seni dediler, elinden geleni yap, zaten ancak şu dünya yaşayışında hükmünü yürütebilirsin.
73
Cüz: 16 Sayfa: 315
Gerçekten de biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüden dolayı girdiğimiz günahları yarlıgaması için inandık Rabbimize ve Allah, daha hayırlıdır, verdiği karşılık da daha sürekli.
74
Cüz: 16 Sayfa: 315
Şüphe yok ki Rabbine mücrim olarak gelenedir cehennem; orada ne ölür, ne diri kalır.
75
Cüz: 16 Sayfa: 315
Ve kim de inanmış ve iyi işlerde bulunmuş bir halde ona gelirse işte o çeşit kişileredir yüce dereceler.
76
Cüz: 16 Sayfa: 315
Kıyılarından ırmaklar akan ebedi Adn cennetleri ve bu, inanış ve ibadetle temizlenen kişinin karşılığıdır.
77
Cüz: 16 Sayfa: 316
Andolsun ki biz Musa'ya, kullarımla geceleyin yola çık, onlara denizde kuru bir yol aç, düşmanların yetişmelerinden, denizde boğulmadan korkma diye vahyetmiştik.
78
Cüz: 16 Sayfa: 316
Derken Firavun, askeriyle artlarına düştü, deniz de onları tamamıyla kuşatıp kapladı, boğulup gittiler.
79
Cüz: 16 Sayfa: 316
Ve saptırdı kavmini Firavun ve doğru yola sevketmedi onları.
80
Cüz: 16 Sayfa: 316
Ey İsrailoğulları, sizi kurtardık düşmanlarınızdan, sözleştik sizinle Turun sağ yanında ve size kudret helvasıyla bıldırcın yağdırdık.
81
Cüz: 16 Sayfa: 316
Sizi rızıklandırdığımız tertemiz şeyleri yiyin ve bu hususta taşkınlık etmeyin, sonra size gazabım vacip olur ve kime gazabım vacip olursa uçuruma yuvarlanır, helak olur gider.
82
Cüz: 16 Sayfa: 316
Ve şüphe yok ki ben bütün suçlarını örterim tövbe edip inananın ve iyi işlerde bulunup sonra da doğru yolu bulanın.
83
Cüz: 16 Sayfa: 316
Neden acele ettin, kavminden ayrıldın da geldin ey Musa?
84
Cüz: 16 Sayfa: 316
İşte dedi, onlar da arkamdan geliyorlar ve ben ya Rabbi, benden daha fazla razı olasın diye acele ettim.
85
Cüz: 16 Sayfa: 316
Şüphe yok ki dedi, biz senden sonra kavmini sınadık ve doğru yoldan çıkardı Samiri.
86
Cüz: 16 Sayfa: 316
Musa, öfkeli bir halde hayıflanarak kavmine döndü de ey kavmim dedi, Rabbiniz size güzel bir farzda vaitte bulunmadı mı, çok mu uzun sürdü sizden ayrılışım, yoksa Rabbinizin gazabının vacip olmasını mı dilediniz size de bana verdiğiniz sözden caydınız?
87
Cüz: 16 Sayfa: 316
Dediler ki: Sana verdiğimiz sözden, kendimize malik olarak caymadık biz, fakat Mısırlıların ziynet eşyalarını almıştık ya, onları, erisin diye ateşe attık, böyle telkin etti Samiri.
88
Cüz: 16 Sayfa: 317
O, onlara bir buzağı heykeli yapmıştı ki böğürmedeydi. O ve ona uyanlar işte bu dediler, sizin de mabudunuz, Musa'nın da mabudu, fakat Musa, unuttu bunu.
89
Cüz: 16 Sayfa: 317
Görmüyorlar mıydı, onlara bir söz söyleyemiyordu bu heykel ve onlara ne bir zarar veriyordu, ne bir fayda.
90
Cüz: 16 Sayfa: 317
Andolsun ki Harun, daha önce onlara, ey kavmim demişti, siz bununla sınanmadasınız ancak ve şüphe yok ki Rabbiniz rahmandır, bana uyun ve emrime itaat edin.
91
Cüz: 16 Sayfa: 317
Onlar, Musa, dönüp gelinceye dek demişlerdi, biz bu heykele tapmadan kesin olarak vazgeçmeyiz.
92
Cüz: 16 Sayfa: 317
Musa, ey Harun dedi, bunların doğru yoldan saptıklarını görünce ne mani oldu da.
93
Cüz: 16 Sayfa: 317
Bana uymadın, yoksa emrime isyan mı ettin?
94
Cüz: 16 Sayfa: 317
Anam oğlu dedi, sakalımı, başımı bırak benim, gerçekten de, sözüme tam uymadın da İsrailoğullarının arasına ayrılık saldın diyeceğinden korktum.
95
Cüz: 16 Sayfa: 317
Sen ne diye bu işi işledin ey Samiri dedi Musa.
96
Cüz: 16 Sayfa: 317
Samiri, onların görmediklerini gördüm ben, sana gelen elçi meleğin izinden bir avuç toprak aldım, eriyen külçeye attım onu ve nefsim, bu işi bana böylece hoş gösterdi dedi.
97
Cüz: 16 Sayfa: 317
Git hadi dedi Musa, hiç şüphe yok ki hayatta cezan, rastladığına yaklaşma, dokunma bana demendir ve sana bir de azap vaadedilmiştir ki değişmesine imkan yok; kulluğunda bulunup durduğun mabuduna bak da gör, onu biz yakacağız, sonra da kaldırıp denize atacağız.

Rivâyetlere göre Samirî, bu olaydan sonra İsrailoğulları arasından çıkarılmıştır. Bir rivâyete göreyse kendisi korkup çöllere kaçmıştır

 
98
Cüz: 16 Sayfa: 317
Mabudunuz, ancak Allah'tır ki yoktur ondan başka tapacak; bilgisi, her şeye şamildir.
99
Cüz: 16 Sayfa: 318
İşte böylece geçmişlerin ahvalinden bir kısmını sana hikaye etmedeyiz ve şüphe yok ki sana katımızdan bir de Kur'an verdik.
100
Cüz: 16 Sayfa: 318
Kim yüz çevirirse ondan şüphe yok ki kıyamet günü, ağır bir yük yüklenecek.
101
Cüz: 16 Sayfa: 318
Ebedi olarak kalacak azab içinde; bu, kıyamet günü, onlara ne de kötü bir yük.
102
Cüz: 16 Sayfa: 318
Surun üfürüleceği gün o mücrimleri gözleri göğermiş bir halde haşrederiz.
103
Cüz: 16 Sayfa: 318
Aralarında gizligizli konuşup ancak derler, on geceden fazla kalmadınız dünyada.
104
Cüz: 16 Sayfa: 318
Ne dediklerini daha iyi biliriz biz aklı ve yolu yoradamı daha düzgün olanın ancak bir günceğiz kaldınız dediği zaman.
105
Cüz: 16 Sayfa: 318
O gün dağlar ne olur diye soruyorlar sana; de ki: Rabbim onları unufak eder, kuma döndürür de savurur.
106
Cüz: 16 Sayfa: 318
Yeryüzünü dümdüz bir hale getirir.
107
Cüz: 16 Sayfa: 318
Orada ne bir iniş görebilirsin, ne bir tümsek.
108
Cüz: 16 Sayfa: 318
O gün hiçbir kimse kalmaz ki Allah'a davet edene uymasın ve rahmanın heybetinden sesler kesilir, ancak ayak sesleri, tıpırtılar halinde duyulabilir.
109
Cüz: 16 Sayfa: 318
O gün rahmanın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başka hiçbir fert şefaat de edemez.
110
Cüz: 16 Sayfa: 318
Önlerinde ne varsa onu da bilir, artlarında ne varsa onu da ve onların bilgisi, bunu ihata edemez.
111
Cüz: 16 Sayfa: 318
Bütün yüzler eğilir diri ve her an yarattıklarını tedbir ve tasarruf eden mabuda; bir zulüm yükünü yüklenmiş olanlarsa mahrumiyet içindedir.
112
Cüz: 16 Sayfa: 318
Fakat inanarak iyi işlerde bulunan ne günahının arttırılmasından korkar, ne sevabının eksiltilmesinden.
113
Cüz: 16 Sayfa: 318
İşte biz, belki çekinirler, yahut onlara bir öğüt olur, bir ibret verir diye Arapça olan Kur'an'ı indirdik ve onda, bazı tehditleri tekrartekrar söyledik, açıkladık.
114
Cüz: 16 Sayfa: 319
Çok yücedir her şeye sahip ve mutasarrıf olan gerçek Allah ve acele etme Kur'an'ı okumak için sana vahiy tamamlanmadan ve de ki: Rabbim, bilgimi çoğalt.
115
Cüz: 16 Sayfa: 319
Andolsun ki daha önce Âdem'le de ahitleşmiştik de unutmuştu ve onu, bilerek, isteyerek günah işleyen bir adam olarak da bulmamıştık.
116
Cüz: 16 Sayfa: 319
Hani, meleklere demiştik ki: Âdem'e secde edin, onlar da secde etmişlerdi, yalnız İblis secde etmekten çekinmişti.
117
Cüz: 16 Sayfa: 319
Demiştik ki: Ey Âdem, şüphe yok ki bu, sana ve eşine düşmandır, sakın sizi cennetten çıkarmasın sonra zahmetlere uğrarsınız.
118
Cüz: 16 Sayfa: 319
Çünkü aç kalmaman da ancak oradadır, çıplak kalmaman da.
119
Cüz: 16 Sayfa: 319
Ve sen orada susamazsın, güneşin harareti de dokunmaz sana.
120
Cüz: 16 Sayfa: 319
Şeytan, ona vesvese verdi de ey Âdem dedi, sana ebedilik ağacını ve zeval bulmayacak devleti göstereyim mi?
121
Cüz: 16 Sayfa: 319
İkisi de o ağacın meyvesından yediler de avret yerlerini gördüler ve cennetteki ağaçların yapraklarıyla avret yerlerini örtmeye koyuldular ve Âdem, Rabbinin emrine karşı geldi de umduğundan mahrum oldu.
122
Cüz: 16 Sayfa: 319
Sonra da Rabbi seçti onu, kabul etti tövbesini ve onu doğru yola sevketti.
123
Cüz: 16 Sayfa: 319
Hepiniz dedi, inin oradan; bir kısmınız, bir kısmınıza düşman olsun. Fakat benden, size bir yol gösteren geldi mi onu kabul edip doğru yoluma uyan, ne dünyada yoldan çıkar, ne ahirette kutsuzluğa düşer.
124
Cüz: 16 Sayfa: 319
Beni anmadan yüz çevirene gelince: Dünyada ona dar bir geçim var, kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz.
125
Cüz: 16 Sayfa: 319
Ya Rabbi der, beni neden kör haşrettin, halbuki ben görüyordum.
126
Cüz: 16 Sayfa: 320
Böylece der, sana delillerim geldi de unutuverdin onları, işte sen de tıpkı o çeşit unutulmadasın bugün.
127
Cüz: 16 Sayfa: 320
Ve işte biz, suç işlemekte ileri gidenleri ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız; ahiret azabıysa elbette daha da çetindir, daha da sürekli.
128
Cüz: 16 Sayfa: 320
Onlardan önce nice ümmetleri helak ettik; bu, onları doğru yola sevketmez mi ki? Onların yerlerinde, yurtlarında gezip duruyorlar. Şüphe yok ki bunda, aklı başında olanlara deliller var.
129
Cüz: 16 Sayfa: 320
Rabbinin söylenmiş bir sözü, takdir edilmiş bir hükmü olmasaydı ve o hükmün muayyen bir zamanı bulunmasaydı onlara da azap gelip çetıverirdi.
130
Cüz: 16 Sayfa: 320
Söyledikleri sözlere sabret ve Rabbini, hamd ederek gün doğmadan ve batmadan önce ve gecenin bir kısmıyle gün ortasında noksan sıfatlardan tenzih et de rızasına mazhar ol.

Hamd ederek tenzîh etmekten maksat namazdır. Gün doğmadan kılınan sabah namazıdır. Gün batmadan kılınan ikindidir. Gecenin bir kısmında kılınan akşam ve yatsı namazlarıdır. Gün ortasındaki namaz da öğledir.

 
131
Cüz: 16 Sayfa: 320
Ve onları, bunlara sınamak için dünya yaşayışının ziyneti olarak faydalandırdığımız malamenale gözünü dikme ve Rabbinin rızkı, hem daha hayırlıdır, hem daha sürekli.
132
Cüz: 16 Sayfa: 320
Ehline, namaz kılmalarını emret ve sen de devam et namaza. Senden bir rızık istemiyoruz biz, biziz sana rızık veren ve sonuç, çekinenlerindir.
133
Cüz: 16 Sayfa: 320
Ve dediler ki: Bize Rabbinden bir delille, bir mucizeyle gelmeli değil miydin? Evvelki kitaplarda bulunan şeyler, onlara apaçık bildirilmedi mi?
134
Cüz: 16 Sayfa: 320
Daha önce, bir azapla helak etseydik onları derlerdi ki: Rabbimiz, bizi horhakir etmeden bir peygamber gönderseydin de delillerine uysaydık.
135
Cüz: 16 Sayfa: 320
De ki: Hepimiz beklemekte, gözetlemekteyiz, siz de gözetip durun, yakında bileceksiniz, doğru yola sahib olanlar kimlermiş, doğru yolu bulan kimmiş.