Surelere Dön

Enbiyâ Sûresi

Sure: 21 112 Ayet İniş Sırası: 73
1
Cüz: 17 Sayfa: 321
İnsanların hesap günü yaklaştı da hala onlar gaflet içinde, yüz çevirmedeler.
2
Cüz: 17 Sayfa: 321
Rablerinden, Kur'an'a ait yeni bir ayet geldi mi onu alaya alarak dinlerler, oyun sanırlar.
3
Cüz: 17 Sayfa: 321
Kalpleri de oyuna dalmıştır da o zalimler, fısıltıyla konuşarak bu da sizin gibi bir insandan başka bir mahluk mu ki, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız derler.
4
Cüz: 17 Sayfa: 321
Peygamber de, Rabbim der, gökte söylenen sözü de bilir, yeryüzünde söyleneni de ve odur duyan, bilen.
5
Cüz: 17 Sayfa: 321
Hatta derler ki: Bu sözler, saçmasapan rüyadan ibaret, belki de kendisi uyduruyor bunları, hatta o, bir şair. Değilse neden evvelkilere gönderildiği gibi bize bir mucize gösteremiyor?
6
Cüz: 17 Sayfa: 321
Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir şehir halkı inanmamıştı, şimdi bunlar mı inanacaklar?
7
Cüz: 17 Sayfa: 321
Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz erleri göndermiştik insanlara, bilmiyorsanız sorun kitap ehlinin bilginlerine.
8
Cüz: 17 Sayfa: 321
Ve onları yemek yemeyen bir kalıp olarak yaratmamıştık ve onlar, ebedi de değillerdi.
9
Cüz: 17 Sayfa: 321
Sonra vaadimizi gerçekleştirmiştik onlara da onları da kurtarmıştık, dilediklerimizi de ve imansızlıkta ileri gidenleri helak etmiştik.
10
Cüz: 17 Sayfa: 321
Sonra size bir kitap indirdik ki o kitapta şerefiniz, yüceliğiniz anılmadadır, hala mı akıl etmezsiniz?
11
Cüz: 17 Sayfa: 322
Zulmeden nice şehirleri helak ettik de ondan sonra diğer toplulukları yarattık.
12
Cüz: 17 Sayfa: 322
Azabımızı hissettiler mi hemen kaçmaya başlıyorlardı ondan.
13
Cüz: 17 Sayfa: 322
Kaçmayın, dönün sahip olduğunuz mallara, nimetlere ve evlere; çünkü sorguya çekileceksiniz.
14
Cüz: 17 Sayfa: 322
Yazıklar olsun bize derler, gerçekten de zulmetmiştik biz.
15
Cüz: 17 Sayfa: 322
Onları kesilmiş bir ot, ateşi yanıp bitmiş bir kül yığını haline getirinciye dek sözleri, ancak budur işte.
16
Cüz: 17 Sayfa: 322
Ve biz, göğü, yeryüzünü ve ikisinin arasında olanları, bir eğlence diye yaratmadık.
17
Cüz: 17 Sayfa: 322
Eğlence için bir kadın edinmek isteseydik kendi katımızdakilerden edinirdik, fakat biz, böyle bir şey yapmayız.
18
Cüz: 17 Sayfa: 322
Biz, gerçeği, aslı olmayan şeye karşı izhar ederiz de onu tamamıyla iptal ederiz ve batıl, helak olup gider o zaman. Ona isnad ettiğiniz şeylerden dolayı yazıklar olsun size.
19
Cüz: 17 Sayfa: 322
Ve onundur ne varsa göklerde ve yeryüzünde ve onun katındakiler, ona kulluk etmekten çekinip ululanmadıkları gibi yorulmazlar, bıkmazlar da.
20
Cüz: 17 Sayfa: 322
Hiç durmadan gecegündüz onu noksan sıfatlardan tenzih ederler.
21
Cüz: 17 Sayfa: 322
Yoksa onlar, yeryüzünde, ölüleri diriltecek mabutları mı edindiler?
22
Cüz: 17 Sayfa: 322
Gökte ve yerde, Allah'tan başka bir mabut daha olsaydı gök de bozulup mahvolurdu, yer de. Şüphe yok ki arşın Rabbi Allah, onların söyledikleri şeylerden yücedir, münezzehtir.
23
Cüz: 17 Sayfa: 322
Yaptığından sorulmaz ona, fakat onlardır sorumlu olanlar, sorguya çekilenler.
24
Cüz: 17 Sayfa: 322
Ondan başka bir mabut mu kabul ettiler? De ki: Getirin delilinizi öyleyse. İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitapları. Hayır, onların çoğu, gerçeği bilmiyorlar ve bundan dolayı da yüz çeviriyorlar.
25
Cüz: 17 Sayfa: 323
Ve senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona, benden başka yoktur tapacak, bana kulluk edin ancak diye vahyetmeyelim.
26
Cüz: 17 Sayfa: 323
Derler ki: Rahman, kendisine evlat edinmiştir, haşa, yücedir, münezzehtir bundan, onlar, kadirleri yüceltilmiş kullardır.
27
Cüz: 17 Sayfa: 323
Onların sözleri, hep onun emrine uygundur ve onlar, daima onun emrini yerine getirirler.
28
Cüz: 17 Sayfa: 323
O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Tanrı rızasına mazhar olandan başkasına şefaat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.
29
Cüz: 17 Sayfa: 323
Onlardan kim, ben de ondan ayrı bir mabudum derse onu cehennemle cezalandırırız; zalimleri böyle cezalandırırız biz.
30
Cüz: 17 Sayfa: 323
Kafir olanlar görmezler mi ki gerçekten de göklerle yer birdi de biz onları ayırdık ve her şeyi, sudan yarattık, hala mı inanmazlar?
31
Cüz: 17 Sayfa: 323
İnsanlarla beraber çalkalanmasın diye yeryüzünde metin dağlar yarattık ve yollarını bulsunlar, maksatlarına ersinler diye de orada geniş yollar açtık.
32
Cüz: 17 Sayfa: 323
Gökyüzünü, korunmakta olan bir tavan yaptık, onlarsa hala delillerinden yüz çevirmedeler.
33
Cüz: 17 Sayfa: 323
O, öyle bir mabut ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır, hepsi de gökte yüzüp durmada.
34
Cüz: 17 Sayfa: 323
Senden önce de ebedi olarak yaşayacak hiçbir insan yaratmadık; sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar?
35
Cüz: 17 Sayfa: 323
Herkes, ölümü tadacak ve sizi, bir sınama olarak hayırla, şerle de denemedeyiz ve dönüp tapımıza geleceksiniz.
36
Cüz: 17 Sayfa: 324
Kafir olanlar, seni görünce ancak alaya alırlar, bu mudur derler, mabutlarınızı anan, halbuki onlar rahmanı anmayı inkar ederler.
37
Cüz: 17 Sayfa: 324
İnsan, pek aceleci yaratılmıştır; delillerimi yakında göstereceğim size, acele etmeyin.
38
Cüz: 17 Sayfa: 324
Doğru söylüyorsanız derler, ne zaman yerine gelecek vaadiniz?
39
Cüz: 17 Sayfa: 324
Bir bilselerdi kafir olanlar önlerinden, artlarından kendilerini saran ateşi defedemeyecekleri ve hiçbir yardım da göremeyecekleri zamanı.
40
Cüz: 17 Sayfa: 324
Hatta o gün, onlara birdenbire geliverecek de şaşırtacak onları ve onu reddetmeye güçleri yetmeyeceği gibi mühlet de verilmeyecek onlara.
41
Cüz: 17 Sayfa: 324
Andolsun ki senden önceki peygamberlerle de alay edilmiştir de onlarla alayları yüzünden alay ettikleri azaba uğrayıvermişlerdir.
42
Cüz: 17 Sayfa: 324
De ki: Kim koruyabilir rahmandan sizi geceleyin ve gündüzün? Fakat onlar, Rablerini anmaktan yüz çevirirler.
43
Cüz: 17 Sayfa: 324
Onların, azabımızı kendilerinden menedecek bir mabutları mı var yoksa? O mabutların, ne kendilerine yardım etmeye güçleri yeter, ne de bizden bir yardım görür kafirler.
44
Cüz: 17 Sayfa: 324
Hatta biz, onların da, atalarının da ömürlerini uzattık, ömürleri boyunca onları geçindirdik, fakat görmezler mi ki yerlerine, yurtlarına girip hakim oldukları yerleri daraltıp azaltmadayız; hala onlar mı üstün olanlar?
45
Cüz: 17 Sayfa: 325
De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini davet edenin sözünü duymazlar.
46
Cüz: 17 Sayfa: 325
Fakat onlara Rabbinin azabından bir koku bile esse derhal eyvahlar olsun bize derler gerçekten de biz zalimdik.
47
Cüz: 17 Sayfa: 325
Kıyamet günü, adalet terazilerini kuracağız, hiçbir kimse hiçbir şeyde haksızlığa uğramıyacak, hatta hardal tanesi ağırlığında bir işin bile karşılığını vereceğiz, bizim hesap görüşümüz yeter.
48
Cüz: 17 Sayfa: 325
Ve andolsun ki Musa'ya ve Harun'a, hakkı batıldan ayıran ve çekinenlere ışık ve öğüt olan kitabı verdik.
49
Cüz: 17 Sayfa: 325
O çekinenler, görmedikleri halde Rablerinden korkarlar ve kıyametten ürküp titrerler.
50
Cüz: 17 Sayfa: 325
Ve bu da kutlu Kur'an'dır, bunu da indirdik; inkar mı edeceksiniz onu?
51
Cüz: 17 Sayfa: 325
Andolsun ki daha önce İbrahim'e onu doğru yola sevkedecek delilleri vermiştik ve onun, buna ehil olduğunu da biliyorduk.
52
Cüz: 17 Sayfa: 325
Hani atasına ve kavmine, nedir bu tapıp durduğunuz heykeller demişti.
53
Cüz: 17 Sayfa: 325
Biz dediler, atalarımızı bunlara tapıyor bulduk.
54
Cüz: 17 Sayfa: 325
O da andolsun ki demişti, siz de apaçık bir sapıklık içindesiniz, atalarınız da.
55
Cüz: 17 Sayfa: 325
Onlar, bize bir gerçekle mi geldin demişlerdi, yoksa oyun oynayanlardan mısın?
56
Cüz: 17 Sayfa: 325
O, hayır demişti, Rabbiniz, göklerin ve yeryüzünün Rabbidir, onları yaratmıştır ve ben de bu söze tanık olanlardanım.
57
Cüz: 17 Sayfa: 325
Ve andolsun Allah'a ki siz dönüp gittikten sonra ben, onlara yapacağımı yapacağım.
58
Cüz: 17 Sayfa: 326
Onları paramparça etti, yalnız, ona baş vursunlar diye büyüklerini bıraktı.
59
Cüz: 17 Sayfa: 326
Mabutlarımıza kim yaptı bu işi dediler, şüphe yok ki o gerçekten de zalimlerden.
60
Cüz: 17 Sayfa: 326
Bir genç duymuştuk dediler, İbrahim deniyordu adına, onlardan bahsediyordu.
61
Cüz: 17 Sayfa: 326
Öyleyse dediler, onu halkın gözü önüne getirin de söylediği söze tanıklıkta bulunsunlar.
62
Cüz: 17 Sayfa: 326
Ey İbrahim dediler, bu işi sen mi yaptın mabutlarımıza?
63
Cüz: 17 Sayfa: 326
O, belki de şu put yapmıştır bu işi dedi, büyükleri bu, söyliyebilirse sorun ona.
64
Cüz: 17 Sayfa: 326
Birbirlerine dönüp de gerçekten de zalimsiniz siz dediler.
65
Cüz: 17 Sayfa: 326
Sonra başlarını eğdiler ve andolsun ki dediler, sen de bunların konuşmadığını bilirsin.
66
Cüz: 17 Sayfa: 326
İbrahim, peki dedi, öyleyse Allah'ı bırakıp da ne diye tapıyorsunuz size ne bir faydası dokunan, ne bir zararı gelen şeylere?
67
Cüz: 17 Sayfa: 326
Yuh size de, Allah'ı bırakıp taptığınız şeylere de; akıl etmez misiniz ki?
68
Cüz: 17 Sayfa: 326
Bir şey yapacaksanız dediler, yakın onu da mabutlarınıza yardım edin.
69
Cüz: 17 Sayfa: 326
Ey ateş dedik, soğu İbrahim'e karşı ve bir zarar verme ona.
70
Cüz: 17 Sayfa: 326
Onlar, İbrahim'e bir düzen kurmak istedilerse de biz, onları en büyük bir ziyana uğrattık.
71
Cüz: 17 Sayfa: 326
Onu da, Lut'u da kurtarıp alemlere kutlu ettiğimiz yere ulaştırdık.
72
Cüz: 17 Sayfa: 326
Ve ona İshak'ı verdik, Yakup'u da istemeden ihsan ettik ve hepsini de temiz ve iyi kişiler kıldık.
73
Cüz: 17 Sayfa: 327
Onları öyle rehberler ettik ki emrimizle halkı doğru yola sevk ederler ve onlara hayırlı işleri, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik ve onlar, bize ibadet eden kişilerdi.
74
Cüz: 17 Sayfa: 327
Ve Lut'a da peygamberlik ve bilgi verdik ve halkı, kötü işlerde bulunan şehirden kurtardık onu; gerçekten de onlar, kötü ve buyruktan çıkmış bir topluluktu.
75
Cüz: 17 Sayfa: 327
Ve rahmetimize ithal ettik onu; gerçekten de temiz kişilerdendi o.
76
Cüz: 17 Sayfa: 327
Ve Nuh da bundan önce hani nida etmişti de duasını kabul etmiştik, onu ve ailesini, yürekleri bile yakan pek büyük bir dertten kurtarmıştık.
77
Cüz: 17 Sayfa: 327
Ve delillerimizi yalanlayan bir topluluğa karşı yardım etmiştik ona; gerçekten de kötü bir topluluktu onlar ve bu yüzden hepsini de sulara boğmuştuk.
78
Cüz: 17 Sayfa: 327
Davud'la Süleyman da, hani bir topluluğun koyunları, geceleyin birisinin tarlasına yayılmış, harap etmişti de bu hususta hüküm vermişlerdi ve biz de hükümlerine tanık olmuştuk.
79
Cüz: 17 Sayfa: 327
O hükmü, biz anlatmıştık Süleyman'a ve hepsine de peygamberlik ve bilgi vermiştik ve beraberce Tanrıyı tenzih etmek için dağları ve kuşları, Davud'a ram ettik ve bunları yaptık, gücümüz yeter yapmaya.
80
Cüz: 17 Sayfa: 327
Ve ona, sizi savaşlarda koruması için zırh yapma sanatını öğrettik, hala mı şükretmezsiniz?

Dâvûd Peygamberin, zırh yaparak sattığı ve bu satışın parasıyla geçindiği rivâyet edilmiştir.

 
81
Cüz: 17 Sayfa: 327
Ve Süleyman'a kasırga gibi esen rüzgarı ram ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz.
82
Cüz: 17 Sayfa: 328
Ve Şeytanlardan, onun için denize dalıp ona mücevherat çıkaranlar ve bundan başka daha ayrı işler yapanlar da vardı ve biz de onları korurduk.
83
Cüz: 17 Sayfa: 328
Ve Eyyub da hani Rabbine nida etmişti de gerçekten demişti, bana zarar dokundu ve sen, merhametlilerin en merhametlisisin.
84
Cüz: 17 Sayfa: 328
Derken duasını kabul ettik de ne zarara uğradıysa giderdik ve katımızdan rahmet ve ibadet edenlere ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber daha da bir mislini verdik.

Ahd-i Atıyk'te 42 babdan ibaret Eyyub Peygambere ait bir bölüm vardır.

 
85
Cüz: 17 Sayfa: 328
Ve İsmail de, İdris de, ZülKifl de, hepsi de sabredenlerdendi.

İdris Peygamber Ahd-i Atıyk'te Enuş diye geçer (Tekvin, v, 6). Zül-kifl Peygamberin, İlyas, Yûşâ, Zekeriyya olduğunu söyleyenler vardır. Kur’ân'ı İngilizciye çeviren Rodwell, Arapların, Hızkıyâl'e Zül-kifl dediklerini söyler (Tanrı Buyruğu, s. 490, not. 3). Hızkıyâl'e ait Ahd-i Atıyk'te de kırksekiz bablık bir bölüm vardır.

 
86
Cüz: 17 Sayfa: 328
Ve onları rahmetimize ithal ettik; gerçekten de temiz kişilerdendi onlar.
87
Cüz: 17 Sayfa: 328
Ve Zünnun da hani öfkelenip gitmişti de sanmıştı ki bizim gücümüz yetmeyecek ona; derken karanlıklarda nida ederek gerçekten de senden başka yoktur tapacak, tenzih ederim seni ve şüphe yok ki ben, zalimlerden oldum demişti.

Zün-nun, balık sahibi anlamına gelir, Yunus Peygambere işarettir.

 
88
Cüz: 17 Sayfa: 328
Derken duasını kabul etmiştik onun ve gamdan kurtarmıştık onu ve böyle kurtarırız insanları.
89
Cüz: 17 Sayfa: 328
Ve hani Zekeriyya da Rabbine nida etmiş ve Rabbim demişti, beni yalnız bırakma ve sensin mirasçıların en hayırlısı.
90
Cüz: 17 Sayfa: 328
Derken duasını kabul etmiştik onun ve ona Yahya'yı vermiştik ve karısının kısırlığını gidermiştik, doğurmaya kabiliyet vermiştik. Onlar, hayırlı işlerde koşuşurlar, yarışırlar ve umarak, korkarak bize dua ederlerdi ve onlar, bize karşı gönül alçaklığı gösterirlerdi.
91
Cüz: 17 Sayfa: 329
Hani, bir de ırzını koruyan o kız vardı, onu da an; biz, ona ruhumuzdan üflemiştik ve onu ve oğlunu, alemlere bir delil yapmıştık.

Irzını koruyan kız, İsa'nın anası Meryem'dir.

 
92
Cüz: 17 Sayfa: 329
Hiç şüphe yok ki bir tek ümmetsiniz siz ve ben Rabbinizim, bana kulluk edin.
93
Cüz: 17 Sayfa: 329
Dine ait işlerinde, kendi aralarında bölükbölük oldu onlar ve hepsi de dönüp bizim tapımıza gelecek.
94
Cüz: 17 Sayfa: 329
İnanarak iyi işlerde bulunanların çalışmaları, inkar edilmez ve biz, şüphe yok ki onları yazmadayız.
95
Cüz: 17 Sayfa: 329
Helak ettiğimiz bir şehir halkının, dönüp bizim tapımıza gelmemesine imkan yok.
96
Cüz: 17 Sayfa: 329
Sonunda Ye'cüc ve Me'cuc'un seti açılınca ve onlar, her tepeden yeryüzüne saldırınca.
97
Cüz: 17 Sayfa: 329
Ve gerçek vait yaklaşınca işte o zaman kafir olanlar, gözlerini dikip kalacaklar ve yazıklar olsun bize diyecekler, bundan gafildik, hatta zalimdik biz.

Ye'cuc, Me'cuc'un seti aşmaları, kıyamet alâmetlerindendir.

 
98
Cüz: 17 Sayfa: 329
Şüphe yok ki siz de, Allah'ı bırakıp taptıklarınız da cehennem odunusunuz, siz, oraya gireceksiniz.
99
Cüz: 17 Sayfa: 329
Şunlar, mabud olsalardı oraya uğramazlardı, halbuki hepsi de orada ebedidir.
100
Cüz: 17 Sayfa: 329
Orada şiddetle inleyerek nefes alacak onlar ve onlar, orada hiçbir şey duymayacaklar.
101
Cüz: 17 Sayfa: 329
Fakat kendilerine, tarafımızdan güzel bir vaitte bulunulan, haklarında iyilik takdir edilen kimseler, oradan uzaklaşmışlardır.
102
Cüz: 17 Sayfa: 330
Orasının en hafif bir sesini bilmezduymaz onlar ve canlarının dilediği, arzuladığı şeylerin içinde ebedidir onlar.
103
Cüz: 17 Sayfa: 330
O en büyük korku, onları hüzünlendirmez ve melekler, onları karşılarlar da işte derler, size vaadedilen gün, bugün.
104
Cüz: 17 Sayfa: 330
Biz o gün göğü, kitap sahifelerini dürüp büker gibi dürüp bükeceğiz; önce nasıl yaratmaya başladıysak tekrar yaratacağız, bu, vaadimizdir bizim ve gerçekten de yapacağız bunu, gücümüz yeter yapmaya.
105
Cüz: 17 Sayfa: 330
Andolsun ki biz, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazdık: Şüphe yok ki yeryüzü, temiz kullarıma miras kalır.

Zebur, Ahd-i Atıyk'te "Mezâmir" diye anılır ve yüz elli mezmurdan ibarettir. Kur’ân'da istişhat edilen âyet, 37. mezmurun 29. âyetidir.

 
106
Cüz: 17 Sayfa: 330
Şüphe yok ki bu, kullukta bulunan topluluğa bir tebliğdir.
107
Cüz: 17 Sayfa: 330
Ve biz seni, ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.
108
Cüz: 17 Sayfa: 330
De ki: Bana, mabudumuzun, bir tek mabut olduğu vahyedildi ancak, Müslüman oluyor musunuz siz de?
109
Cüz: 17 Sayfa: 330
Eğer yüz çevirirlerse de ki: Aynı tarzda hepinize de bildirdim ve size vaadedilen yakında mı olacak, uzak bir zamanda mı, onu bilmem ben.
110
Cüz: 17 Sayfa: 330
Şüphe yok ki o, açık konuşulan sözü de bilir, gizlediğiniz sözü de.
111
Cüz: 17 Sayfa: 330
Ve bildirdiğim, sizi bir sınama ve bir zamana dek geçindirme de olabilir, onu da bilmem ben.
112
Cüz: 17 Sayfa: 330
Dedi ki: Rabbim, gerçek olarak hükmet ve Rabbimiz olan rahmanın yardımını dileriz onun hakkında söylediğiniz aslı olmayan sözler yüzünden.