Surelere Dön

Mü'minûn Sûresi

Sure: 23 118 Ayet İniş Sırası: 74
1
Cüz: 18 Sayfa: 341
Gerçekten de kurtulmuşlardır, muratlarına ermişlerdir inananlar.
2
Cüz: 18 Sayfa: 341
Öyle kişilerdir onlar ki namazlarını gönül alçaklığıyla kılarlar.
3
Cüz: 18 Sayfa: 341
Ve öyle kişilerdir onlar ki boş şeylerden yüz çevirirler.
4
Cüz: 18 Sayfa: 341
Ve öyle kişilerdir onlar ki zekatlarını verirler.
5
Cüz: 18 Sayfa: 341
Ve öyle kişilerdir onlar ki ırzlarını korurlar.
6
Cüz: 18 Sayfa: 341
Ancak eşleri, ve malları olan cariyeleri müstesna ve bunda da hiç kınanmaz onlar.
7
Cüz: 18 Sayfa: 341
Bunun ötesinde bir şey isteyenlerse, onlardır haddi aşanlar.
8
Cüz: 18 Sayfa: 341
Ve öyle kişilerdir onlar ki emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.
9
Cüz: 18 Sayfa: 341
Ve öyle kişilerdir onlar ki namazlarını korurlar.
10
Cüz: 18 Sayfa: 341
Onlardır mirasçılar.
11
Cüz: 18 Sayfa: 341
Öyle kişilerdir onlar ki Firdevs'i miras alırlar ve onlar orada ebedi kalırlar.
12
Cüz: 18 Sayfa: 341
Andolsun ki biz insanı, balçık mayasından yarattık.
13
Cüz: 18 Sayfa: 341
Sonra onu, sağlam bir karar yurdunda bir katre su kıldık.
14
Cüz: 18 Sayfa: 341
Sonra o bir katre suyu kan pıhtısı haline getirdik, derken kan pıhtısını bir parça et haline soktuk, derken ette kemikler yarattık, derken kemiklere et giydirdik, sonra da onu başka bir yaratılışla meydana getirdik; ne yücedir şanı yaratıcıların en güzeli Allah'ın.
15
Cüz: 18 Sayfa: 341
Sonra şüphe yok ki siz öleceksiniz.
16
Cüz: 18 Sayfa: 341
Sonra gene şüphe yok ki kıyamet günü tekrar diriltileceksiniz.
17
Cüz: 18 Sayfa: 341
Ve andolsun ki üstünüzde yedi yol yarattık ve bu yaratıştan gafil değiliz biz.

Yedi yoldan maksat yedi göktür.

 
18
Cüz: 18 Sayfa: 342
Ve gökten, ihtiyaç miktarınca yağmur yağdırdık da yağmur suyunu yerde kararlaştırdık, topladık ve bizim, hiç şüphe yok ki onu gidermeye de gücümüz yeter.
19
Cüz: 18 Sayfa: 342
Onunla da size hurmalıklar ve üzüm bağları meydana getirdik, oralarda sizin için birçok meyvelar var, onlardan yemedesiniz.
20
Cüz: 18 Sayfa: 342
Ve Turı Seyna'dan çıkan bir ağaç da meydana getirdik ki yağıyla ve yiyenlere, katığıyla biter.
21
Cüz: 18 Sayfa: 342
Ve şüphe yok ki dört ayaklı hayvanlarda da ibret var sizin için elbette; karınlarındakini içiririz size ve onlarda, size daha birçok da faydalar var ve bir kısmını yersiniz.
22
Cüz: 18 Sayfa: 342
Onlara ve gemiye binersiniz.
23
Cüz: 18 Sayfa: 342
Ve andolsun ki Nuh'u kavmine gönderdik de ey kavmim dedi, kulluk edin Allah'a, size yoktur ondan başka bir mabut, hala mı çekinmeyeceksiniz?
24
Cüz: 18 Sayfa: 342
Kavminin ileri gelenlerinden kafir olanlar, bu dediler, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil, size üstün olmayı dilemekte ve Allah isteseydi melekleri indirirdi, fakat bizden önce gelip geçen atalarımız zamanında da böyle bir şey olduğunu duymadık biz.
25
Cüz: 18 Sayfa: 342
Bu, deliliğe tutulmuş bir adam ancak, artık bir zamanadek gözetleyin bunu.
26
Cüz: 18 Sayfa: 342
Nuh, Rabbim dedi, beni yalanlamalarına karşı sen yardım et bana.
27
Cüz: 18 Sayfa: 342
Derken ona, nezaretimiz altında ve vahyimize uyarak bir gemi yap diye vahyettik; derken emrimiz gelip tandırın altından su kaynamaya başlayınca her mahluktan birer çifti ve helaki takdir edilenden başka ailenden olanları gemiye yükle ve zulmedenler hakkında bana söz söyleme, şüphe yok ki onlar garkolacaklar dedik.
28
Cüz: 18 Sayfa: 343
Sen ve seninle beraber bulunanlar, gemiye oturunca da hamdolsun Allah'a ki de, bizi zalim topluluktan kurtardı.
29
Cüz: 18 Sayfa: 343
Ve de ki: Rabbim, beni kutlulukla indir ve sensin indirenlerin en hayırlısı.
30
Cüz: 18 Sayfa: 343
Şüphe yok ki bundan deliller var elbet ve şüphesiz ki biz, insanları deneriz.
31
Cüz: 18 Sayfa: 343
Sonra onların ardından, başka bir nesil meydana getirdik.
32
Cüz: 18 Sayfa: 343
Derken onlara, kendi cinslerinden bir peygamber gönderdik de kulluk edin Allah'a dedi, yoktur size ondan başka bir mabut, hala mı çekinmezsiniz?
33
Cüz: 18 Sayfa: 343
Kavminin ileri gelenlerinden kafir olanlar ve ahirete ulaşmayı yalanlayanlar, onlara dünya yaşayışında nimetler verdiğimiz halde bu dediler, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil; yediğiniz şeylerden o da yemekte ve içtiğiniz şeylerden o da içmekte.
34
Cüz: 18 Sayfa: 343
Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz o zaman gerçekten de ziyan edersiniz.
35
Cüz: 18 Sayfa: 343
Ölüp toprak ve kemik kesildikten sonra kabirden çıkacağınızı mı vaadediyor size?
36
Cüz: 18 Sayfa: 343
Size vaadedilen şey, gerçekten ne de uzak, ne de uzak.
37
Cüz: 18 Sayfa: 343
Yaşayış, ancak şu dünyadaki yaşayışımızdan ibaret; ölürüz, yaşarız ve tekrar dirilmeyiz biz.
38
Cüz: 18 Sayfa: 343
Bu, ancak yalan yere Allah'a iftira eden bir adam ve biz, ona inanmayız.
39
Cüz: 18 Sayfa: 343
Rabbim dedi, beni yalanlamalarına karşı sen yardım et bana.
40
Cüz: 18 Sayfa: 343
Tanrı, az bir zamanda dedi, herhalde nadim olacaklar.
41
Cüz: 18 Sayfa: 343
Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helak ediverdik de selle sürüklenip gelen çerçöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.
42
Cüz: 18 Sayfa: 343
Sonra onların ardından, başka bir nesil meydana getirdik.
43
Cüz: 18 Sayfa: 344
Hiçbir ümmet, helak edilmesi mukadder olan zamanı ileriye alamayacağı gibi geriye de atamaz.
44
Cüz: 18 Sayfa: 344
Sonra birbiri ardınca peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamber geldi mi yalanladılar onu, biz de bir kısmını, bir kısmının peşine takıp birbiri ardınca helak ettik onları ve adları, sözleri kaldı ancak; artık uzaklık inanmayan topluluğa.
45
Cüz: 18 Sayfa: 344
Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u, delillerimizle ve apaçık bir burhanla gönderdik.
46
Cüz: 18 Sayfa: 344
Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine, ululanmak istediler ve kibirli bir topluluktu onlar.
47
Cüz: 18 Sayfa: 344
Derken, inanacağız mı bizim gibi iki insana, kavimleri de bize kulluk etmede dediler.
48
Cüz: 18 Sayfa: 344
Dediler de ikisini de yalanladılar ve onlar, helak edilenlerdi zaten.
49
Cüz: 18 Sayfa: 344
Andolsun ki biz, doğru yolu bulsunlar diye Musa'ya kitap vermiştik.
50
Cüz: 18 Sayfa: 344
Ve Meryemoğlunu ve anasını kudretimize birer delil olarak yaratmış, onları düz, otlak ve sulak bir tepede barındırmıştık.
51
Cüz: 18 Sayfa: 344
Ey Peygamberler, yiyin temiz şeyleri ve iyi işlerde bulunun, şüphe yok ki ben, yaptıklarınızı bilirim.
52
Cüz: 18 Sayfa: 344
Ve şüphe yok ki şu ümmetiniz, bir ümmetten ibarettir ve ben de Rabbinizim, artık çekinin benden.
53
Cüz: 18 Sayfa: 344
Fakat din hususunda ayrıldılar ve ayrılanlar, kendi kitaplarından başka kitapları inkar ettiler ve her bölük, kendi elindekine razı oldu, onunla övünmiye koyuldu.
54
Cüz: 18 Sayfa: 344
Artık bir zamanadek sapıklıkları içinde bırak onları.
55
Cüz: 18 Sayfa: 344
Sanıyorlar mı ki onlara mal ve evlat vererek mükafatlandırmadayız, yardım etmedeyiz onlara.
56
Cüz: 18 Sayfa: 344
Hayırlara ulaşıvermelerini sağlamadayız, hayır, anlamıyorlar.
57
Cüz: 18 Sayfa: 344
Şüphe yok, öyle kişilerdir onlar ki Rablerinin büyüklüğünden korkarlar.
58
Cüz: 18 Sayfa: 344
Öyle kişilerdir onlar ki Rablerinin delillerine inanırlar.
59
Cüz: 18 Sayfa: 344
Öyle kişilerdir onlar ki Rablerine şirk koşamazlar.
60
Cüz: 18 Sayfa: 345
Öyle kişilerdir onlar ki verecekleri neyse verirler ve yürekleri, şüphesiz olarak dönüp Rablerinin tapısına varacaklarını bildikleri için korkuyla dolar.
61
Cüz: 18 Sayfa: 345
Onlardır hayırlara, yarışırcasına koşanlar ve onlardır hayırlarda önde bulunanlar.
62
Cüz: 18 Sayfa: 345
Ve biz, hiç kimseye gücü, yetmeyeceği bir şey teklif etmeyiz ve katımızdadır gerçek olanı söyleyen kitap ve onlar, zulüm görmezler.
63
Cüz: 18 Sayfa: 345
Hayır, onların gönülleri, bu hususta sapıklık içindedir ve onların, bundan başka işledikleri işler var, onlar, o işleri işlerler.
64
Cüz: 18 Sayfa: 345
Sonunda nimet içinde yaşayanlarını azaba uğrattığımız zaman feryada ve yalvarmaya başlarlar.
65
Cüz: 18 Sayfa: 345
Bugün feryat edip yalvarmayın, şüphe yok ki bizden bir yardım göremezsiniz.
66
Cüz: 18 Sayfa: 345
Size ayetlerimiz okunduğu zaman gerisin geriye dönerdiniz.
67
Cüz: 18 Sayfa: 345
Ululanırdınız orada ve geceleyin de Peygamber hakkında uluorta söylenirdiniz.
68
Cüz: 18 Sayfa: 345
Şu Kur'an'ı bir iyice düşünmezler mi, yoksa evvelce gelip geçen atalarına gelmeyen bir şey mi geldi onlara?
69
Cüz: 18 Sayfa: 345
Yoksa Peygamberlerini tanımazlar mı ki onu inkar etmedeler?
70
Cüz: 18 Sayfa: 345
Yoksa onda delilik var mı derler? Hayır, o, gerçek olan Kur'an'la gelmiştir onlara, fakat çoğu gerçeği istemez.
71
Cüz: 18 Sayfa: 345
Gerçek Tanrı, onların dileklerine uysaydı elbette gökler de bozulurgiderdi, yeryüzü de, onlarda olan varlıklar da. Hayır, biz onlara kendi yüceliklerini getirdik, gösterdik, fakat onlar kendi yüceliklerinden de yüz çevirmedeler.
72
Cüz: 18 Sayfa: 345
Yoksa onlardan ücret mi istiyorsun? Gerçekten de Rabbinin mükafatı daha hayırlıdır ve o, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
73
Cüz: 18 Sayfa: 345
Şüphe yok ki sen, onları mutlaka doğru yola çağırmadasın.
74
Cüz: 18 Sayfa: 345
Fakat gerçekten de ahirete inanmayanlar, doğru yoldan sapıyorlar.
75
Cüz: 18 Sayfa: 346
Onlara acırsan ve uğradıkları zararı giderirsen gene azgınlıklarında şaşkıncasına ısrar edip giderler.
76
Cüz: 18 Sayfa: 346
Andolsun ki biz onları azaplandırmıştık da gene Rablerine baş eğmemişlerdi ve yalvarmamışlardı.
77
Cüz: 18 Sayfa: 346
Sonunda, onlara çetin bir azap kapısı açmıştık da o zaman her şeyden ümitlerini kesmişlerdi.
78
Cüz: 18 Sayfa: 346
Ve o, bir mabuttur ki size kulak, gözler ve kalpler verdi ne de az şükrediyorsunuz.
79
Cüz: 18 Sayfa: 346
Ve o, bir mabuttur ki sizin için bitirdi yeryüzündekileri ve onun tapısında haşrolacaksınız.
80
Cüz: 18 Sayfa: 346
Ve o, bir mabuttur ki diriltir ve öldürür ve geceyle gündüzün uzanıp kısalması da onun tedbiriyledir, akıl etmez misiniz?
81
Cüz: 18 Sayfa: 346
Hayır, onlar, hep evvelkilerin dedikleri gibi demedeler.
82
Cüz: 18 Sayfa: 346
Dediler ki: Öldükten ve toztoprak ve kemik kesildikten sonra mı diriltileceğiz?
83
Cüz: 18 Sayfa: 346
Andolsun ki bize de, daha önce atalarımıza da vaadedilmişti bu, fakat bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değil.
84
Cüz: 18 Sayfa: 346
De ki: Kimindir yeryüzü ve orada bulunanlar biliyorsanız eğer?
85
Cüz: 18 Sayfa: 346
Diyecekler ki: Allah'ın. De ki: O halde ne diye hala düşünüp anlamazsınız?
86
Cüz: 18 Sayfa: 346
De ki: Kimdir Rabbi yedi göğün ve Rabbi pek büyük arşın.
87
Cüz: 18 Sayfa: 346
Diyecekler ki: Bunlar da Allah'ın. De ki: Ne diye hala çekinmezsiniz?
88
Cüz: 18 Sayfa: 346
De ki: Kimdir her şeyin saltanat ve tasarrufu elinde olan ve odur koruyan, oysa korunmaya muhtaç değil; biliyorsanız eğer?
89
Cüz: 18 Sayfa: 346
Diyecekler ki: Bunlar da Allah'ın. De ki: Ne diye hala boş şeylere kapılmadasınız?
90
Cüz: 18 Sayfa: 347
Hayır, biz onlara gerçeği getirdik ve şüphe yok ki onlar, yalan söylemedeler elbette.
91
Cüz: 18 Sayfa: 347
Allah, hiç kimseyi evlat edinmez ve onunla birlikte bir başka mabut yoktur, olsaydı her mabut, kendi halkettiğini benimseyip alır gider ve bir kısmı, öbürlerinden üstün olurdu. Münezzehtir Allah onların söylediklerinden.
92
Cüz: 18 Sayfa: 347
Gizliyi de bilir, görüneni de; gerçekten de yücedir şirk koşanların ona eş tanıdıkları şeylerden.
93
Cüz: 18 Sayfa: 347
De ki: Rabbim, onlara vaadedileni bana göstereceksen.
94
Cüz: 18 Sayfa: 347
Rabbim, beni zalim topluluğun içinde bırakma.
95
Cüz: 18 Sayfa: 347
Ve şüphe yok ki bizim, onlara vaadettiğimiz şeyleri sana göstermeye gücümüz yeter elbette.
96
Cüz: 18 Sayfa: 347
Kötülüğü, en güzel bir huyla defet, biz, onların neler dediğini, bizi ne çeşit tavsif ettiklerini daha iyi biliriz.
97
Cüz: 18 Sayfa: 347
Ve de ki: Rabbim, sana sığınırım Şeytanların vesveselerinden.
98
Cüz: 18 Sayfa: 347
Ve sana sığınırım Rabbim, onların yanımda bulunmalarından.
99
Cüz: 18 Sayfa: 347
Sonunda, onlardan birine ölüm gelip çattı mı Rabbim der, beni geriye, tekrar dünyaya yolla da.
100
Cüz: 18 Sayfa: 347
Belki iyi işler işlerim ve zayi ettiğim ömrü telafi ederim. Hayır, boş bir söz, onun söylediği söz. Onların önlerinde, diriltilip mezarlarından çıkarılacakları günedek bir berzah var.
101
Cüz: 18 Sayfa: 347
Sura üfürülünce aralarında ne soysop var, ne de birbirlerinin halini soruştuRabilirler o gün.
102
Cüz: 18 Sayfa: 347
Kimin iyilikleri ağır gelirse o çeşit kişilerdir kurtulanlar, muratlarına erenler.
103
Cüz: 18 Sayfa: 347
Ve kimin iyilikleri hafif gelirse gerçekten de o çeşit kişilerdir kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde ebedidir onlar.
104
Cüz: 18 Sayfa: 347
Yüzlerini yalar ateş ve onlar, orada somurtup kalırlar.
105
Cüz: 18 Sayfa: 348
Siz değil miydiniz size ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar?
106
Cüz: 18 Sayfa: 348
Rabbimiz derler, kötülüğümüz üst oldu bize ve doğru yoldan sapmış bir topluluk olduk.
107
Cüz: 18 Sayfa: 348
Rabbimiz, bizi buradan çıkar, gene kötülüğe dönersek gerçekten de zulmetmiş oluruz artık.
108
Cüz: 18 Sayfa: 348
Hoşt, defolun oraya ve bana da söz söylemeyin der.
109
Cüz: 18 Sayfa: 348
Şüphe yok ki bir bölük vardır kullarımdan, Rabbimiz derler, inandık, yarlıga bizi ve acı bize ve sensin merhametliler merhametlisi.
110
Cüz: 18 Sayfa: 348
Halbuki siz, onları alaya aldınız da sonunda beni anmayı unutturdu size bu hal ve siz onlara gülerdiniz.
111
Cüz: 18 Sayfa: 348
Şüphe yok ki ben de sabrettiklerine karşılık bugün onları mükafatlandıracağım; şüphe yok ki onlardır muratlarına erenlerin ta kendileri.
112
Cüz: 18 Sayfa: 348
Yeraltında kaç yıl kaldınız der.
113
Cüz: 18 Sayfa: 348
Bir gün derler, yahut da bir günün bir kısmı kadar, artık, sayanlara sor.
114
Cüz: 18 Sayfa: 348
Ancak pek az kaldınız der, fakat bir bilseniz ahiretin ebediliğini.
115
Cüz: 18 Sayfa: 348
Yoksa sizi ancak boşu boşuna yarattık gerçekten de dönüp tapımıza gelmeyeceksiniz mi sanıyordunuz?
116
Cüz: 18 Sayfa: 348
Yücedir her şeye sahip ve mutasarrıf olan gerçek Allah, yoktur ondan başka tapacak, güzelim arşın de sahibidir.
117
Cüz: 18 Sayfa: 348
Ve kim Allah'la beraber bir başka mabudu çağırırsa onun, bu hususta bir burhanı yoktur; sorusu da Rabbine aittir onun; hiç şüphe yok ki kafirler, kurtulmazlar, muratlarına ermezler.
118
Cüz: 18 Sayfa: 348
Ve de ki Rabbim, yarlıga acı ve sensin acıyanların en hayırlısı.