Surelere Dön

Neml Sûresi

Sure: 27 93 Ayet İniş Sırası: 48
1
Cüz: 19 Sayfa: 376
Ta sin, bunlardır Kur'an'ın, gerçekle batılı açıklayan kitabın ayetleri.
2
Cüz: 19 Sayfa: 376
Doğru yolu gösterir ve müjdedir inananlara.
3
Cüz: 19 Sayfa: 376
O inananlara ki namazlarını kılarlar, zekatlarını verirler ve onlardır ahirete adamakıllı inananlar.
4
Cüz: 19 Sayfa: 376
Âhirete inanmayanların işledikleri işleri bezedik de artık onlar, şaşkın bir halde kalakaldılar.
5
Cüz: 19 Sayfa: 376
Onlar, o kişilerdir ki onlarındır kötü azap ve onlardır ahirette en fazla ziyan edenlerin ta kendileri.
6
Cüz: 19 Sayfa: 376
Ve şüphe yok ki sen, Kur'an'ı, hüküm ve hikmet sahibinin, her şeyi bilenin katından almadasın.
7
Cüz: 19 Sayfa: 376
An o zamanı, hani Musa, eşine demişti: Gerçekten de ben bir ateş görüyorum, ya gider, size bir haber getiririm oradan, yahut bir kor getiririm de ısınırsınız.
8
Cüz: 19 Sayfa: 376
Oraya gelince nida edildi: Ateşteki melekler de gerçekten kutlanmıştır, çevresindeki Musa da ve münezzehtir noksan sıfatlardan alemlerin Rabbi Allah.
9
Cüz: 19 Sayfa: 376
Ey Musa, gerçek olan şey şu ki: Benim üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah.
10
Cüz: 19 Sayfa: 376
Ve at sopanı. Musa, sopayı tıpkı bir yılan gibi kıvranıyor görünce arkasını dönüp kaçmıştı ve geriye de dönmemişti. Ey Musa dendi, korkma, şüphe yok, ben öyle bir mabudum ki korkmazlar benim katımda peygamberler.
11
Cüz: 19 Sayfa: 376
Ancak zulmeden korkar; fakat kötülükten sonra onu iyiliğe döndürene gelince, hiç şüphe yok ki ben suçları örterim, rahimim.
12
Cüz: 19 Sayfa: 376
Ve elini koynuna sok da bir hastalık yüzünden olmaksızın bembeyaz, parıl parıl parlar bir halde çıksın; bu, Firavun'la kavmine gösterilen dokuz delil içindedir; şüphe yok ki onlar, buyruktan çıkmış bir topluluktur.
13
Cüz: 19 Sayfa: 376
Delillerimiz, gözle görünür bir surette onlara gösterilince bu, apaçık bir büyü dediler.
14
Cüz: 19 Sayfa: 377
Kendileri de bunlara adamakıllı inandıkları, bunları iyice bilip anladıkları halde zulümle, ululanmayla inadına inkar ettiler; bak da gör, bozguncuların sonları ne oldu.
15
Cüz: 19 Sayfa: 377
Ve andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a bilgi verdik ve hamdolsun Allah'a ki dediler, bizi inanan kullarının çoğundan üstün etti.
16
Cüz: 19 Sayfa: 377
Ve Süleyman, Davud'un mirasçısı oldu ve ey insanlar dedi, bize kuşdili öğretildi ve her şeye ait bilgi verildi bize; şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir lütuf ve ihsandır.

"Kuş dili öğretildi" sözünde, dil, yalnız insanlarda olur, maksat, kuşların seslerinden, meramlarını anladığını bildirmektir demişlerdir.

 
17
Cüz: 19 Sayfa: 377
Ve Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları toplandı ve her takım, yerli yerince karar etti.
18
Cüz: 19 Sayfa: 377
Sonunda bir karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca, ey karıncalar dedi, yuvalarınıza girin de Süleyman ve orduları, bilmeden çiğnemesinler sizi.

Tâif'te ve Şam'da olduğunu söyleyenler vardır.

 
19
Cüz: 19 Sayfa: 377
Süleyman, onun sözünü duyunca hafifçe güldü de Rabbim dedi, bana ve anamla babama verdiğin nimetlere şükretmemi ve razı olacağın iyi işlerde bulunmamı ilham et bana ve rahmetinle, beni temiz kullarının arasına kat.
20
Cüz: 19 Sayfa: 377
Kuşları araştırdı da ne oldu dedi, hüthüdü görmüyorum, yoksa bir yere mi gidip gizlendi?

Hüthüt kuşuna, çavuş kuşu da denir.

 
21
Cüz: 19 Sayfa: 377
Ona şiddetli bir surette azap edeceğim, yahut onu kestireceğim, yahut da bana, neden bulunmadığının sebebini açıklayan bir delil gösterir.
22
Cüz: 19 Sayfa: 377
Derken hüthüt, çok geçmeden geldi de dedi ki: Senin henüz bilmediğin birşeyi öğrendim ve sana doğru bir haberle Sebe'den geliyorum.
23
Cüz: 19 Sayfa: 378
Orada, onlara bir kadının hükümdar olduğunu gördüm ve kendisine her şey verilmiş ve bir de çok büyük tahtı var.
24
Cüz: 19 Sayfa: 378
Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder buldum ve Şeytan, yaptıklarını bezemiş de yoldan çıkarmış onları ve onlar, doğru yolu bulamıyorlar.
25
Cüz: 19 Sayfa: 378
Ve bunu da, göklerde ve yeryüzünde gizli olan şeyleri meydana çıkaran ve neyi gizliyorlar, neyi açığa vuruyorlarsa hepsini bilen Allah'a secde etmemek için yapıyorlar. ۩
26
Cüz: 19 Sayfa: 378
Öyle bir Allah ki yoktur ondan başka tapacak ve pek büyük Arşın da sahibi.
27
Cüz: 19 Sayfa: 378
Süleyman, bakayım dedi, doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın?
28
Cüz: 19 Sayfa: 378
Git, şu mektubumu götür, ver onlara, sonra biraz çekil onlardan, bak bakalım, ne cevap verecekler?
29
Cüz: 19 Sayfa: 378
Sebe hükümdarı, ey ulular dedi, bana pek güzel bir mektup geldi;
30
Cüz: 19 Sayfa: 378
O, gerçekten de Süleyman'dan geliyor ve gerçekten de içinde şunlar yazılı: Rahman ve rahim Allah Adıyla.
31
Cüz: 19 Sayfa: 378
Bana karşı yücelik davasına girişmeyin ve teslim olarak gelin bana.
32
Cüz: 19 Sayfa: 378
Ey ulular dedi, şu işi ne yapacağım, bana bir rey verin, sizi çağırmadan kesin bir karar vermedim.
33
Cüz: 19 Sayfa: 378
Biz dediler; güçlükuvvetli ve şiddetli savaşır bir topluluğuz, fakat emir senin, ne yapacaksan sen düşün, yap.
34
Cüz: 19 Sayfa: 378
Dedi ki: Padişahlar, bir şehre girdiler mi, o şehri harap ederler ve halkının yücelerini aşağılık bir hale getirirler ve bunlar da böyle yapacaklar.
35
Cüz: 19 Sayfa: 378
Onlara bir armağan göndereyim de bakalım elçiler, dönüp ne cevap getirecekler?
36
Cüz: 19 Sayfa: 379
Elçiler, Süleyman'a gelince Süleyman, bana dedi, mal göndererek yardım mı ediyorsunuz? Allah'ın bana verdikleri, sizin getirdiklerinizden daha da hayırlı, fakat siz, armağanınızla sevinir, övünürsünüz.
37
Cüz: 19 Sayfa: 379
Dön, git onlara, öyle bir orduyla geleceğim ki karşı duramayacaklar ve oradan, horhakir bir halde çıkaracağım onları, aşağılık bir hale gelecek onlar.
38
Cüz: 19 Sayfa: 379
Ey ulular dedi, onlar, bana teslim olup gelmeden onun tahtını kim getirebilir bana?
39
Cüz: 19 Sayfa: 379
Cinlerden bir ifrit, sen yerinden kalkmadan dedi, ben onu sana getiririm ve şüphe yok ki ben, elbette güvenilecek bir kuvvete sahibim.
40
Cüz: 19 Sayfa: 379
Kitaba ait bir bilgiye sahib olansa ben dedi, gözünü yumup açmadan onu getiririm sana. Derken baktı ki taht yanında durmada, onu görünce bu dedi, Rabbimin lutfundan, ihsanından, şükür mü edeceğim, nankör mü olacağım, beni sınamak istiyor. Fakat şükreden, mutlaka kendisini faydalandırmış olur ve nankörlük edene gelince hiç şüphe yok ki Rabbim, kullarından müstağnidir, onlara karşı lütuf ve kerem sahibidir.
41
Cüz: 19 Sayfa: 379
Süleyman, tahtının şeklini değiştirin dedi, bakalım tanıyacak mı, tanımıyacak mı?
42
Cüz: 19 Sayfa: 379
Hükümdar gelince, tahtın bumuydu dendi, o da ona pek benziyor zaten daha önce de Süleyman'ın peygamberliğini bilmiş, anlamıştık ve teslim olmuştuk dedi.
43
Cüz: 19 Sayfa: 379
Allah'ı bırakıp da kulluk ettiği şeyler, onu yoldan çıkarmıştı; şüphe yok ki o, kafirler topluluğundandı.
44
Cüz: 19 Sayfa: 379
Ona, saraya gir dendi. Billur döşemeyi görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. Süleyman, bu dedi, billur döşenmiş düz bir saha. Bunun üzerine o da Rabbim dedi, ben kendime zulmettim ve teslim oldum Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi Allah'a.

Bu kadın, Sebe ülkesinin padişahı olan Belkıys'tir. Ahd-i Atıyk'te, Süleyman Peygamberi ziyaretinden bahis vardır (Müluk-i Salis, 10).

 
45
Cüz: 19 Sayfa: 380
Ve andolsun ki biz, Semud kavmine, Allah'a kulluk edin diye kardeşleri Salih'i göndermiştik. O zaman onlar, birbiriyle çekişen, birbirine düşmanlık eden iki fırkaya ayrılmışlardı.
46
Cüz: 19 Sayfa: 380
Ey kavmim dedi, iyilikten önce ne diye çarçabuk kötülüğü istersiniz? Ne olur, Allah'tan yarlıganma dileseniz de merhamete layık olsanız.
47
Cüz: 19 Sayfa: 380
Biz dediler, seninle ve yanında bulunanlarla uğrusuzluğa uğramadayız. O, uğradığınız uğursuzluk, Allah katından gelmede; hatta siz, sınanmakta olan bir topluluksunuz dedi.
48
Cüz: 19 Sayfa: 380
Şehirde dokuz kişi vardı ki yeryüzünde bozgunculuk ediyorlar, düzene hiç yanaşmıyorlardı.
49
Cüz: 19 Sayfa: 380
Allah adına, aralarında yemin ederek dediler ki: Bir gece Salih'i de, ailesini de öldürelim, sonra velisine, onu öldürmediğimiz gibi öldüreni de bilmiyoruz ve şüphe yok ki doğru söylüyoruz deriz.
50
Cüz: 19 Sayfa: 380
Onlar, bir düzendir kurdular, biz de düzenlerine bir cezadır verdik, fakat onlar, anlamıyorlardı bunu, haberleri bile yoktu bundan.
51
Cüz: 19 Sayfa: 380
Düzenlerinin sonucu ne oldu, bak da gör; şüphe yok ki biz, onları da, topluluklarını da tamamıyla helak ettik.
52
Cüz: 19 Sayfa: 380
İşte zulümleri yüzünden bomboş kalmış evleri; şüphe yok ki bunda, bilen topluluğa bir delil var.
53
Cüz: 19 Sayfa: 380
Ve inanıp çekinenleri kurtardık biz.
54
Cüz: 19 Sayfa: 380
Ve Lut'u da göndermiştik de o zaman, kavmine demişti ki: Çirkin bir iş işlemedesiniz ve siz de onun çirkinliğini görüyorsunuz.
55
Cüz: 19 Sayfa: 380
Kadınları bırakıp da şehvetle erkeklerle mi temas edeceksiniz, hatta siz, bilgisiz bir topluluksunuz.
56
Cüz: 20 Sayfa: 381
Kavminin cevabı, Lut'u ve soyunu şehrinizden çıkarın, hiç şüphe yok ki onlar, temizliğe pek düşkün bir topluluk sözünden başka bir söz değildi.
57
Cüz: 20 Sayfa: 381
Derken, onu ve ailesini kurtardık, ancak karısını kurtarmadık, onun, geri kalanlarla kalmasını takdir etmiştik.
58
Cüz: 20 Sayfa: 381
Ve onlara öylesine bir yağmur yağdırdık ki, korkutulanlara yağan yağmur, ne de kötü yağmurdur.
59
Cüz: 20 Sayfa: 381
De ki: Hamd Allah'a ve esenlik, seçtiği kullarına; Allah mı daha hayırlıdır, ona şirk koştukları şeyler mi?
60
Cüz: 20 Sayfa: 381
Gökleri ve yeryüzünü yaratan ve size gökten yağmur yağdıran mı hayırlı? Biz, o yağmurla, ağacını bile bitiremiyeceğiniz nice güzelim bahçelerdeki nebatları bitirmedeyiz; Allah'la beraber bir başka mabut var mı? Hayır, siz, yoldan sapmış kişilersiniz.
61
Cüz: 20 Sayfa: 381
Yoksa yeryüzünü, karar edilecek bir saha olarak yaratan ve yerin üstünden ırmaklar akıtan ve orada sağlam dağlar halkeden ve iki denizin arasına bir sınır çeken mi hayırlı? Allah'la beraber bir başka mabut var mı? Hayır, onların çoğu bilmez.
62
Cüz: 20 Sayfa: 381
Yoksa darda kalana, dua ettiği zaman icabet eden ve kötülüğü gideren ve sizi, yeryüzüne sahip kılan mı hayırlı? Allah'la beraber bir başka mabut var mı? Ne de az düşünmedesiniz.
63
Cüz: 20 Sayfa: 381
Yoksa karanın ve denizin karanlıklarında sizi doğru yola sevkeden ve rahmetinden önce müjde olarak rüzgarları yollayan mı hayırlı? Allah'la beraber bir başka mabut var mı? Yücedir, münezzehtir Allah, onların şirk koştuklarından.
64
Cüz: 20 Sayfa: 382
Yoksa daima halkı yaratıp duran, sonra da yeniden halkeden ve sizi, gökten ve yeryüzünden rızıklandıran mı hayırlı? Allah'la beraber bir başka mabut var mı? De ki: Gösterin delillerinizi doğru söylüyorsanız.
65
Cüz: 20 Sayfa: 382
De ki: Göklerde ve yeryüzünde bulunanların hiçbiri, gizli şeyi bilemez, ancak Allah bilir ve onlar da ne vakit tekrar diriltileceklerini bilemezler
66
Cüz: 20 Sayfa: 382
Hayır, onların bilgileri, bu dünyadayken, ahirete ulaşamaz; hayır, onlar, ahiret hakkında şüphe içindedir; hayır, onlar ahiret hususunda kördür.
67
Cüz: 20 Sayfa: 382
Ve kafir olanlar, derler ki: Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra mı mezarlarımızdan çıkarılacağız?
68
Cüz: 20 Sayfa: 382
Andolsun ki bu, bize de vaadedilmiştir, daha önce atalarımıza da vaadedilmişti; fakat bu, gelip geçenlere ait bir masal ancak.
69
Cüz: 20 Sayfa: 382
De ki: Gezin yeryüzünde de bakın, görün, ne olmuş mücrimlerin sonu.
70
Cüz: 20 Sayfa: 382
Ve üzülme onlar için ve daralma kurdukları düzenlerden.
71
Cüz: 20 Sayfa: 382
Ve derler ki: Bu vait, ne vakit yerine gelecek doğru söylüyorsanız.
72
Cüz: 20 Sayfa: 382
De ki: Çarçabuk gelip çatmasını dilediğiniz o azabın birazcığı neredeyse gelmek üzere size.
73
Cüz: 20 Sayfa: 382
Ve şüphe yok ki Rabbin, insanlara lütuf ve ihsan sahibidir, fakat çoğu şükretmez.
74
Cüz: 20 Sayfa: 382
Ve şüphe yok ki Rabbin, gönüllerinde gizlediklerini de bilir elbette, açığa vurduklarını da.
75
Cüz: 20 Sayfa: 382
Gökte ve yeryüzünde hiçbir gizli şey yoktur ki apaçık kitapta tespit edilmemiş olsun.
76
Cüz: 20 Sayfa: 382
Şüphe yok ki bu Kur'an, İsrailoğullarına, ihtilafa düştükleri birçok şeyleri anlatmadadır.
77
Cüz: 20 Sayfa: 383
Ve şüphe yok ki Kur'an, elbette hidayettir ve rahmettir inananlara.
78
Cüz: 20 Sayfa: 383
Şüphe yok ki Rabbin, hükmüyle, aralarında takdir ettiğini yerine getirecektir ve odur üstün olan ve bilen.
79
Cüz: 20 Sayfa: 383
Ve artık dayan Allah'a, şüphe yok ki sen, apaçık gerçek yoldasın.
80
Cüz: 20 Sayfa: 383
Şüphe yok ki sen, ölüye duyuramazsın ve arkalarını çevirip giderlerken çağırsan da sağırlara sesini işittiremezsin.
81
Cüz: 20 Sayfa: 383
Ve köre, sapıklığından döndürüp doğru yolu gösteremezsin sen; ancak delillerimize inanan kişiye duyurursun sesini ve onlardır gerçekten de Müslüman olanlar.
82
Cüz: 20 Sayfa: 383
Sözün, onlar hakkında yerine geleceği, tahakkuk edeceği zaman gelip çatınca yeryüzünden, onlara bir mahluk çıkarırız ki o, konuşur onlarla ve gerçekten de insanlar, delillerimize adamakıllı inanmazlar der.

Âyetteki mahlûkun, kıyamet alâmetlerinden olduğu, müminle kâfiri ayırt edeceği hakkında hadisler vardır.

 
83
Cüz: 20 Sayfa: 383
Ve o gün, her ümmetten, delillerimizi yalanlayan bir topluluğu toplayacağız ve onlar, takımtakım duracaklar.
84
Cüz: 20 Sayfa: 383
Sonunda, onlar geldi mi, delillerimi bir bilgi edinip kavramadığınız halde yalanladınız mı, neydi o yaptığınız der.
85
Cüz: 20 Sayfa: 383
Zulmettiklerinden dolayı o söz, tahakkuk etmiş, başlarına gelmiştir, artık onlar konuşamazlar da.
86
Cüz: 20 Sayfa: 383
Görmezler mi ki biz, şüphe yok ki dinlensinler diye geceyi yarattık, gözlerini açsınlar diye de gündüzü; şüphe yok ki bunda deliller var inanan topluluğa.
87
Cüz: 20 Sayfa: 383
Ve o gün Sur üfürülür de göllerde kimler varsa ve yeryüzünde kimler varsa, Allah'ın dilediğinden başka hepsi, pek şiddetli bir korkuya kapılır ve hepsi de horhakir bir halde onun tapısına gelir.
88
Cüz: 20 Sayfa: 383
Ve görürsün dağları da yerlerinde duruyor sanırsın, halbuki onlar, kıyamette bulut gibi geçip gider, dağılır. Her şeyi, adamakıllı ve yerli yerinde halkeden Allah'ın işidir bu; şüphe yok ki o, ne yapıyorsanız hepsinden de haberdardır.
89
Cüz: 20 Sayfa: 384
Kim, bir iyilikle gelirse yaptığı iyilikten de hayırlı bir mükafat var ona ve onlar, o günün şiddetli korkusundan emindirler.
90
Cüz: 20 Sayfa: 384
Ve kim, bir kötülükle gelirse o çeşit kişiler, yüzüstü cehenneme atılırlar; yaptığınıza karşılık neyse ondan başka bir şeyle mi size ceza verilecek sandınız?
91
Cüz: 20 Sayfa: 384
Bana, ancak orasını emin bir harem olarak halkeden bu şehrin Rabbine ibadet etmem emredildi ve onundur her şey ve Müslümanlardan olmam emredildi bana.
92
Cüz: 20 Sayfa: 384
Ve Kur'an okumam emredildi. Artık kim doğru yolu bulursa faydası kendisine ait ve kim saparsa artık de ki: Ben ancak korkutanlardanım.
93
Cüz: 20 Sayfa: 384
Ve de ki: Hamd Allah'a, yakında delillerini gösterecek size ve siz de tanıyacaksınız onları ve Rabbin, ne yaptığınızdan gafil değildir.