Surelere Dön

Yâsin Sûresi

Sure: 36 83 Ayet İniş Sırası: 41
1
Cüz: 22 Sayfa: 439
Ya Sin.

Sin, Tayy boyunun lehçesinde insan anlamına geldiği için İbn-i Abbas'a göre Yâ Sin, ey insan demektir ve Hz. Muhammed (s.a.a)'e hitaptır. Sin, Hz. Muhammed (s.a.a)'in adlarındandır, yahut ulu anlamına gelen Seyyid demektir diyenler de olmuştur.

 
2
Cüz: 22 Sayfa: 439
Andolsun, beyanında hikmet, hükmünde metanet olan Kur'an'a.
3
Cüz: 22 Sayfa: 439
Şüphe yok ki sen, gönderilenlerdensin.
4
Cüz: 22 Sayfa: 439
Doğru bir yoldasın.
5
Cüz: 22 Sayfa: 439
Üstün ve rahim tarafından indirilmiştir.
6
Cüz: 22 Sayfa: 439
Korkutman için, ataları korkutulmamış topluluğu; onlardır gafil olanlar.
7
Cüz: 22 Sayfa: 439
Andolsun ki onların çoğu hakkında şu söz gerçekleşmiştir: Onlardır inanmayanlar.
8
Cüz: 22 Sayfa: 439
Şüphe yok ki biz, boyunlarına laleler vurduk, elleri, adeta çenelerine kenetlendi lalelerle, bu yüzden onlar, başlarını dimdik tutarlar.
9
Cüz: 22 Sayfa: 439
Ve önlerine bir set çektik, arkalarına bir set ve gözlerini bağladık da bu yüzden onlar, görmezler.
10
Cüz: 22 Sayfa: 439
Ve birdir onlara korkutsan da, korkutmasan da; onlar, inanmazlar.
11
Cüz: 22 Sayfa: 439
Sen, ancak Kur'an'a uyan ve rahmandan, halk görmese de korkan kişiyi korkutabilirsin; müjdele onu yarlıganmayla ve güzelim bir mükafatla.
12
Cüz: 22 Sayfa: 439
Şüphe yok ki biz, ölüyü diriltiriz ve yazarız önceden, dünyada yaptıklarını ve sonradan bıraktıkları izleri ve her şeyi apaçık bir kitapta sayıp yazdık, takdir ettik.
13
Cüz: 22 Sayfa: 440
Örnek getir onlara o şehir halkını; hani oraya peygamberler gelmişti.

Antakya'ya giden ve Hıristiyanlığı yaymaya başlayan Havarilerden Şem'un, Yuhanna ve Yunus (Mecma, 2, 325).

 
14
Cüz: 22 Sayfa: 440
Hani onlara iki kişi göndermiştik de onları yalanlamışlardı, derken bir üçüncü kişiyle kuvvetlendirmiştik onları da şüphe yok ki demişlerdi, biz, size gönderilmiş peygamberleriz.
15
Cüz: 22 Sayfa: 440
Onlar, siz demişlerdi, ancak bizim gibi insansınız ve rahman da hiçbir şey indirmemiştir, siz, ancak yalan söylemektesiniz.
16
Cüz: 22 Sayfa: 440
Rabbimiz bilir ki demişlerdi, şüphe yok, biz size gönderildik elbet.
17
Cüz: 22 Sayfa: 440
Ve bize düşen vazife, ancak apaçık tebliğden ibaret.
18
Cüz: 22 Sayfa: 440
Demişlerdi ki: Gerçekten de sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğramadayız, andolsun ki bu işten vazgeçmezseniz elbette taşlarız sizi ve elbette bizden, elemli bir azaba uğrarsınız.
19
Cüz: 22 Sayfa: 440
Onlar da, uğursuzluğunuz demişlerdi, kendinizden; öğüt verilirse de mi yapacaksınız bunu? Hayır, siz, haddi aşmış bir topluluksunuz.
20
Cüz: 22 Sayfa: 440
Ve şehrin ta öte ucundan birisi, koşarak gelmişti de ey kavmim demişti, uyun peygamberlere.

İsa Peygambere inandığı için öldürülen Habbi-i Neccâr'dır.

 
21
Cüz: 22 Sayfa: 440
Uyun sizden hiçbir ücret istemeyenlere ve onlardır doğru yolu bulanlar.
22
Cüz: 22 Sayfa: 440
Ve ne olmuş bana da beni yaratana kulluk etmeyecekmişim ve siz de, sonunda dönüp onun tapısına gideceksiniz.
23
Cüz: 22 Sayfa: 440
Onu bırakıp da başka mabutlar mı kabul edeyim? Rahman, bana bir zarar vermeyi isterse onların şefaatleri, bana hiçbir fayda veremeyeceği gibi onlar, beni kurtaramazlar da.
24
Cüz: 22 Sayfa: 440
O vakit şüphe yok ki apaçık bir sapıklık içinde kalırım elbet.
25
Cüz: 22 Sayfa: 440
Şüphe yok ki ben, Rabbinize inandım, duyun sözümü.
26
Cüz: 22 Sayfa: 440
Denildi ki: Gir cennete. Ne olurdu dedi, kavmim de bilseydi.
27
Cüz: 22 Sayfa: 440
Ne yüzden Rabbimin beni yarlıgadığını ve yüce derecelere ermişler arasına kattığını.
28
Cüz: 23 Sayfa: 441
Ve ondan sonra kavmine, gökten asker indirmedik ve helak ettiklerimize bu çeşit asker de indirmemiştik zaten.
29
Cüz: 23 Sayfa: 441
Azabımız, ancak bir bağrıştan ibaretti, o anda hepsi de sönüp gitti.
30
Cüz: 23 Sayfa: 441
Yazıklar olsun kullara, onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmesinler.
31
Cüz: 23 Sayfa: 441
Görmediler mi onlardan önce nice ümmetleri helak ettik ki gerçekten de bir daha dünyaya dönmedi onlar.
32
Cüz: 23 Sayfa: 441
Ve şüphesiz hepsi de tapımıza getirilmiştir onların.
33
Cüz: 23 Sayfa: 441
Ve bir delildir onlara, ölü yeryüzünü dirilttik ve oradan taneler çıkardık da onları yerler.
34
Cüz: 23 Sayfa: 441
Ve orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler halkettik ve orada kaynaklar çıkarıp akıttık.
35
Cüz: 23 Sayfa: 441
Yesinler diye kendi elleriyle meydana getirmedikleri o meyveleri, hala mı şükretmezler?
36
Cüz: 23 Sayfa: 441
Şanı yücedir, münezzehtir yerden bitirdiği şeyleri ve kendilerinden meydana gelen çocukları ve daha da bilmedikleri şeyleri çifterçifter halk edenin.
37
Cüz: 23 Sayfa: 441
Ve bir delildir onlara gece; gündüzü ve güneşin ziyasını çekip sıyırırız ondan da o anda karanlığa dalarlar.
38
Cüz: 23 Sayfa: 441
Ve güneş de karar edeceği yere kadar akıp gider bu, üstün, hüküm ve hikmet sahibi mabudun takdiridir.
39
Cüz: 23 Sayfa: 441
Ve ay için de muayyen zamanlarda konaklar takdir ettik, her devrin sonunda, eski, kuru ve eğri hurma salkımının çöpüne döner.
40
Cüz: 23 Sayfa: 441
Ne güneş, aya yetişebilir ve ne gece, gündüzü geçebilir; hepsi de bir gökte yüzüp durur.
41
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ve onlara bir delil de, soylarını, dopdolu gemide taşımamızdır.
42
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ve daha da buna benzer nice binecekleri şeyler yarattık onlara.
43
Cüz: 23 Sayfa: 442
Dilersek sulara boğarız onları da ne bir imdatlarına yeten olur, ne de kurtarılır onlar.
44
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ancak bizden bir rahmet olur ve bir zamanadek yaşayıp geçinmeleri takdir edilmiş bulunursa o başka.
45
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ve onlara, önünüzde bulunanla ardınızda olan azaptan çekinin de rahmete erin dendi mi.
46
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ve onlara, Rablerinin delillerinden bir delil geldi mi ancak yüz çevirirler ondan.
47
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ve onlara, Allah'ın, sizi rızıklandırdığı şeylerin bir kısmını hayır yoluna harcayın dendi mi kafir olanlar, inananlara derler ki: Dileseydi Allah doyururdu onu, biz mi doyuralım? Siz, ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz.
48
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ve derler ki: Bu vait, ne vakit yerine gelecek doğru söylüyorsanız?
49
Cüz: 23 Sayfa: 442
Bir tek bağrıştan başka bir şey beklemiyor onlar, ansızın helak ediverir onları birbirleriyle düşmanlık edip dururlarken.
50
Cüz: 23 Sayfa: 442
Derken bir vasiyette bile bulunmaya imkan bulamazlar ve ailelerine bile dönemezler.
51
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ve Sur üfürülmüştür de o anda kabirlerinden çıkıp Rablerinin tapısına koşuyorlar.
52
Cüz: 23 Sayfa: 442
Ve demişlerdir ki: Yazıklar olsun bize, kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden; bu, rahmanın bize vaadettiği şey ve peygamberler gerçek söylemişler.
53
Cüz: 23 Sayfa: 442
Bu, ancak bir bağrıştan ibaret, derken onların hepsi, tapımızda hazır bulunmadalar.
54
Cüz: 23 Sayfa: 442
Gerçekten de bugün, hiç kimseye, hiçbir suretle zulmedilmez ve size de, ancak yaptığınız şeylerin karşılığı verilir.
55
Cüz: 23 Sayfa: 443
Şüphe yok ki cennet ehli bugün, nimetler içinde sevinç ve ferah içindedir.
56
Cüz: 23 Sayfa: 443
Onlar da, eşleri de, gölgeliklerde, tahtlara oturup dayanmışlardır.
57
Cüz: 23 Sayfa: 443
Onlarındır orada yemişler ve onlarındır diledikleri her şey.
58
Cüz: 23 Sayfa: 443
Onlara, rahim Rabden söylenen söz de esenlik size sözüdür.
59
Cüz: 23 Sayfa: 443
Ayrılın bugün ey suçlular.
60
Cüz: 23 Sayfa: 443
Ey Âdem oğulları, sakın Şeytan'a kulluk etmeyin, şüphe yok ki o, apaçık bir düşmandır size diye emredip söz almadı mı sizden?
61
Cüz: 23 Sayfa: 443
Ve bana kulluk edin ancak, budur doğru yol.
62
Cüz: 23 Sayfa: 443
Ve andolsun ki sizden birçok halk yığınını doğru yoldan saptırdı o, aklınız mı yoktu da akıl edemediniz?
63
Cüz: 23 Sayfa: 443
Budur o cehennem ki size vaadedilmişti.
64
Cüz: 23 Sayfa: 443
Girin mutlaka oraya kafir olduğunuza karşılık.
65
Cüz: 23 Sayfa: 443
O gün, ağızlarını mühürleriz ve ne kazandılarsa elleri, söyler bize ve tanıklık eder ayakları.
66
Cüz: 23 Sayfa: 443
Ve dileseydik onları kör ederdik de doğru yolu ararlar, bulamazlardı, nasıl görebilirlerdi ki?
67
Cüz: 23 Sayfa: 443
Ve dileseydik onları çarpıp, durdukları yerde bir başka şekle sokardık da kalakalırlardı, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne geriye dönmeye.
68
Cüz: 23 Sayfa: 443
Ve kimin ömrünü uzatırsak yaratılışta adeta geriye döndürürüz onu, çocuklaşır; hala mı akıl etmezler?
69
Cüz: 23 Sayfa: 443
Ve biz, ona şiir belletmedik ve bu, ona yakışmaz da; bu, ancak bir öğüttür ve her şeyi açıklayan Kur'an.
70
Cüz: 23 Sayfa: 443
Diri olanı korkutması ve kafirler hakkındaki sözün gerçeğe çıkması için.
71
Cüz: 23 Sayfa: 444
Görmediler mi ki kudretimizle yapıp meydana getirdiklerimizden davarlar halkettik onlara ve onlar da bu davarlara sahib oldular.
72
Cüz: 23 Sayfa: 444
Ve bu davarları onlara münkad ettik de binecekleri hayvanlar da onlardan ve onların bazısını da yerler.
73
Cüz: 23 Sayfa: 444
Ve daha da nice menfaatleri var onlarda ve içecekleri de onlardan meydana gelmede; hala mı şükretmezler?
74
Cüz: 23 Sayfa: 444
Ve bir yardıma ermek için Allah'ı bırakırlar da başka mabutlar kabul ederler.
75
Cüz: 23 Sayfa: 444
Onların, güçleri yetmez yardım etmeye onlara ve asıl onlardır o uydurma mabutların hizmetine hazırlanmış askerler.
76
Cüz: 23 Sayfa: 444
Mahzun etmesin seni onların sözleri; şüphe yok ki biz, gizlediklerini de biliriz, açığa vurduklarını da.
77
Cüz: 23 Sayfa: 444
İnsan, kendisini, hiç şüphesiz bir katre sudan yarattığımızı görmedi mi de şimdi o, apaçık bir düşman olmaya kalkışmada.
78
Cüz: 23 Sayfa: 444
Ve bize bir örnek getirmede ve yaratılışını da unutmada, çürüyüp dağılmış kemikleri kim diriltir demede.
79
Cüz: 23 Sayfa: 444
De ki: Onu ilk defa yapıp meydana getiren diriltir ve o, her çeşit yaratmayı bilir.
80
Cüz: 23 Sayfa: 444
Öyle bir mabuttur ki size, yemyeşil ağaçtan ateş halketmiştir de ateşlerinizi onunla yakarsınız.
81
Cüz: 23 Sayfa: 444
Gökleri ve yeryüzünü yaratanın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet ve o, her şeyi yaratan mabuttur, her şeyi bilir.
82
Cüz: 23 Sayfa: 444
Emri, bir şeyin yaratılmasına taalluk eder, birşeyi yaratmayı dilerse ona ol der, hemen oluverir.
83
Cüz: 23 Sayfa: 444
Yücedir, münezzehtir o mabut ki her şeyin tasarrufu ve tedbiri, onun elindedir ve hepiniz de dönüp onun tapısına varacaksınız.