Surelere Dön

Zuhruf Sûresi

Sure: 43 89 Ayet İniş Sırası: 63
1
Cüz: 25 Sayfa: 488
Ha mim.
2
Cüz: 25 Sayfa: 488
Andolsun her şeyi açıklayan kitaba.
3
Cüz: 25 Sayfa: 488
Şüphe yok ki biz, akıl edesiniz, anlayasınız diye Kur'an'ı Arap diliyle meydana getirdik.
4
Cüz: 25 Sayfa: 488
Ve şüphe yok ki o, bizim katımızda, kitabın aslındadır, temelindedir, elbette pek yücedir, hüküm ve hikmetle doludur.

Kitabın aslından maksat müfessirlerce Levh-i Mahfuz'dur. Levh-i Mahfuz, 85. sûrenin son iki âyetinde geçer.

 
5
Cüz: 25 Sayfa: 488
Haddi aşmış bir topluluk olduğunuzdan dolayı size Kur'an'ı bildirmekten vaz mı geçelim?
6
Cüz: 25 Sayfa: 488
Önce gelenler içinde de nice peygamberler gönderdik.
7
Cüz: 25 Sayfa: 488
Ve hiçbir peygamber gelmedi onlara ki onunla alay etmesinler.
8
Cüz: 25 Sayfa: 488
Derken kuvvet bakımından, bunlardan çok daha çetin oldukları halde helak ettik onları ve öncekilere ait kıssalar, sana anlatıldı evvelce.
9
Cüz: 25 Sayfa: 488
Ve andolsun ki onlara, kim yarattı gökleri ve yeryüzünü diye sorsan elbette onları diyeceklerdir, üstün olan ve her şeyi bilen yarattı;
10
Cüz: 25 Sayfa: 488
Öyle bir mabuttur ki yeryüzünü, size karar edilecek bir yurt olarak yaratmıştır ve istediğinizi elde etmeniz için de orada yollar halketmiştir.
11
Cüz: 25 Sayfa: 489
Ve öyle bir mabuttur ki ihtiyaç miktarınca yağmur yağdırır gökten, derken onunla ölü şehri diriltiriz, işte böylece sizi de diriltip kabirlerinizden çıkarır.
12
Cüz: 25 Sayfa: 489
Ve öyle bir mabuttur ki bütün mahlukatı erkek ve dişi olarak yaratmıştır ve bindiğiniz gemileri ve hayvanları halketmiştir.
13
Cüz: 25 Sayfa: 489
Binip oturun da sonra onların üstünde doğruldunuz mu Rabbinizin nimetini anın ve yücedir, münezzehtir noksan sıfatlardan o mabut ki ram etmiştir bunu bize, yoksa biz, zaptedemezdik onu deyin diye.
14
Cüz: 25 Sayfa: 489
Ve şüphe yok ki biz, Rabbimize döneceğiz deyin diye.

İbn-i Ömer, Hz. Peygamberin, bir bineğe binince üç kere tekbir getirdikten sonra 13. âyetin "yücedir, münezzehtir" kısmından itibaren bu iki âyeti okuduğunu rivâyet etmektedir.

 
15
Cüz: 25 Sayfa: 489
Ve bazı kullarının, onun bir parçası olduğuna, ondan vücuda geldiğine hükmettiler, gerçekten de insan, apaçık bir nankördür elbet.
16
Cüz: 25 Sayfa: 489
Yoksa o, yarattıklarından kızları, kendisine kız ediniyor da oğulları size mi bırakıyor?
17
Cüz: 25 Sayfa: 489
Ve onlardan biri, bir kızın oldu diye müjdelendi mi, Allah'ın kızı var dediği halde yüzü kapkara olur ve kızar, kederlenir.
18
Cüz: 25 Sayfa: 489
Onlar, süslenip bezenerek yetişen ve münakaşada, düşmanlıkta, apaçık bir delil bile getiremeyen, istediğini söyliyemeyen bir mahluku mabuda mı nispet ediyorlar?
19
Cüz: 25 Sayfa: 489
Ve rahmanın kulları olan meleklerin, kız olduğuna hükmediyorlar, onları yarattığımız vakit gördüler mi ki? Tanıklıklarını yazacağız ve soruya çekilecek onlar.
20
Cüz: 25 Sayfa: 489
Ve rahman isteseydi derler, kulluk etmezdik onlara; bu hususta hiçbir bilgileri yok; onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
21
Cüz: 25 Sayfa: 489
Yoksa onlara, bu kitaptan önce bir kitap mı verdik de ona sımsıkı yapışmışlar?

Melekleri kız sananlara hitaptır.

 
22
Cüz: 25 Sayfa: 489
Hayır, şüphe yok ki dediler, biz atalarımızı bir dine, bir inanca sahip bulduk ve şüphe yok ki biz de onların izini izlemede, o yola gitmedeyiz.
23
Cüz: 25 Sayfa: 490
Ve böylece senden önce de hiçbir şehre bir korkutucu göndermedik ki o şehrin, halivakti yerinde olanları, şüphe yok ki biz, atalarımızı bir dine, bir inanca sahip bulduk ve şüphe yok ki biz de onların izine uyduk demesinler.
24
Cüz: 25 Sayfa: 490
Peygamber, onlara, ben dedi, atalarınızdan bulduğunuz dinden daha doğru bir dinle gelsem de gene atalarınızın yoluna mı gideceksiniz? Şüphe yok ki biz dediler, sizin gönderildiğiniz şeyleri zaten inkar etmedeyiz.
25
Cüz: 25 Sayfa: 490
Derken öç aldık onlardan, bak da gör, yalanlayanların sonları ne oldu?
26
Cüz: 25 Sayfa: 490
Ve an o zamanı ki hani İbrahim, atasına ve kavmine demişti: Şüphe yok ki ben, sizin kulluk ettiklerinizden tamamıyla uzağım.
27
Cüz: 25 Sayfa: 490
Ben, ancak beni yoktan var edene taparım, artık o da doğru yolu gösterir bana.
28
Cüz: 25 Sayfa: 490
Ve bu birlik sözünü, gerçeğe dönsünler diye soyu arasında da daima kalacak ve zeval bulmayacak bir vasiyet olarak bıraktı.
29
Cüz: 25 Sayfa: 490
Belki de ben, onları da, atalarını da, onlara bir gerçek ve apaçık bir peygamber gelinceye dek geçindirmedeydim.
30
Cüz: 25 Sayfa: 490
Ve onlara gerçek gelince de bu dediler, büyü ve biz şüphe yok ki inkar etmedeyiz onu.
31
Cüz: 25 Sayfa: 490
Ve bu Kur'an dediler, iki şehirden birinin en büyük, en ileri gelen adamına inseydi ne olurdu?

Mekke'deki Mugıyra oğlu Velid'le Tâif'teki Ebu Mes'ud-üs-Sakafi'dir. Bu hususta daha başka rivâyetler de vardır.

 
32
Cüz: 25 Sayfa: 490
Onlar mı Rabbinin rahmetini pay edecekler? Biziz geçimlerini, aralarında paylaştıran dünya yaşayışında ve bir kısmı, bir kısmına hizmet etsin diye bazılarını derece bakımından bazılarından üstün halkettik ve Rabbinin rahmeti, onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.
33
Cüz: 25 Sayfa: 490
Bütün insanların, kafir olmaları gibi bir mahzur bulunmasaydı rahmanı inkar edenlerin evlerindeki tavanları ve üstüne basıp çıktıkları merdivenleri bile gümüşten halk ederdik.
34
Cüz: 25 Sayfa: 491
Ve evlerinin kapılarını ve üstüne oturup yaslandıkları tahtları gümüşten yapardık.
35
Cüz: 25 Sayfa: 491
Ve onları altınlara, mücevherlere boğardık ve bütün bunlar, dünya yaşayışına ait metalardan ibaret ve ahiretse, Rabbinin katında, çekinenlerin.
36
Cüz: 25 Sayfa: 491
Ve kim, rahmanı anmadan yüz çevirirse ona bir Şeytan musallat ederiz, artık o, arkadaş olur ona.
37
Cüz: 25 Sayfa: 491
Ve şüphe yok ki Şeytanlar, onları yoldan çıkarır ve şüphe yok ki doğru yolu bulduklarını sanırlar.
38
Cüz: 25 Sayfa: 491
Sonunda bizim tapımıza geldi mi keşke der, seninle benim aramda doğuyla batı kadar bir uzaklık olsaydı, gerçekten de ne kötü arkadaşmış.
39
Cüz: 25 Sayfa: 491
Ve o zaman zulmetmiştiniz, bugün pişmanlık kesin olarak fayda vermez size, şüphe yok ki azapta da müştereksiniz.
40
Cüz: 25 Sayfa: 491
Sen mi sağıra duyuracaksın, yahut köre ve apaçık bir sapıklık içinde bulunana yol göstereceksin?
41
Cüz: 25 Sayfa: 491
Seni, katımıza alsak bile hiç şüphe yok ki mutlaka onlardan öç alırız biz.
42
Cüz: 25 Sayfa: 491
Yahut da onlara vaadettiğimiz azabı mutlaka sana gösteririz, gerçekten de onlara gücümüz yeter bizim.
43
Cüz: 25 Sayfa: 491
Sen yapış sana vahyedilene, şüphe yok ki doğru yoldasın sen.
44
Cüz: 25 Sayfa: 491
Ve şüphe yok ki o, sana da elbet öğüttür, kavmine de ve soruya çekileceksiniz yakında.
45
Cüz: 25 Sayfa: 491
Ve sor senden önce peygamberlerimizden gönderdiklerimize: Rahmandan başka kulluk edilen mabutlar yarattık mı?
46
Cüz: 25 Sayfa: 491
Ve andolsun ki Musa'yı, delillerimizle Firavun'a ve kavminin ileri gelenlerine gönderdik de ben dedi, şüphe yok ki alemlerin Rabbinin peygamberiyim.
47
Cüz: 25 Sayfa: 491
Onlara delillerimizle gelince o delillere gülmeye başladılar.
48
Cüz: 25 Sayfa: 492
Onlara hiçbir delil göstermedik ki biri, öbüründen büyük olmasın ve tuttukları yoldan dönsünler diye de azaplandırdık onları.
49
Cüz: 25 Sayfa: 492
Ve ey büyücü demişlerdi, sana söz verdiğini sandığın Rabbine yalvar bizim için, şüphe yok ki biz de elbette doğru yola geliriz.
50
Cüz: 25 Sayfa: 492
Derken onlardan azabı kaldırdık mı sözlerinden döndüler.
51
Cüz: 25 Sayfa: 492
Ve Firavun, kavminin arasında bağırıp dedi ki: Ey kavmim, Mısır saltanatı ve ayağımın altından akıp duran şu ırmaklar, benim değil mi, görmüyor musunuz?
52
Cüz: 25 Sayfa: 492
Ben, şu aşağılık ve doğrudüzen söz bile söyliyemeyen adamdan daha hayırlı değil miyim?
53
Cüz: 25 Sayfa: 492
Ne olurdu, bari ona altın bilezikler takılmış olsaydı, yahut da onunla, ona uyan, yardım eden melekler gelseydi.
54
Cüz: 25 Sayfa: 492
Derken kavminin aklını çeldi de ona itaat ettiler, şüphe yok ki onlar, yoldan çıkmış bir topluluktu.
55
Cüz: 25 Sayfa: 492
Bizi gazaba getirdiler mi öç aldık onlardan, derken hepsini de sulara boğduk.
56
Cüz: 25 Sayfa: 492
Gerçekten de kafirlerin önde gidenleri kıldık onları ve sonradan gelenlere ibret ettik.
57
Cüz: 25 Sayfa: 492
Meryemoğlu örnek getirilince kavmin hemen bağrışmaya başladı.
58
Cüz: 25 Sayfa: 492
Ve bizim mabutlarımız mı hayırlı, yoksa o mu dediler, onlar, bu örneği ancak çekişmek için getirdiler; zaten de onlar düşmanlık ededuran bir topluluktur.
59
Cüz: 25 Sayfa: 492
Oysaki o, kendisine nimetler verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek gösterdiğimiz bir kuldu ancak.
60
Cüz: 25 Sayfa: 492
Ve dileseydik yeryüzüne melekler getirirdik, sizin yerinize onları geçirirdik.
61
Cüz: 25 Sayfa: 493
Onun gökten inmesi, kıyametin yaklaştığını bildirir, sakın kıyamet hakkında şüpheye düşmeyin ve uyun bana; budur doğru yol.
62
Cüz: 25 Sayfa: 493
Ve Şeytan, sizi yoldan çıkarmasın; şüphe yok ki o, size apaçık bir düşmandır.
63
Cüz: 25 Sayfa: 493
Ve İsa, apaçık delillerle gelince ben demişti, andolsun ki size peygamber olarak geldim ve ayrılığa düştüğünüz bazı şeyleri elbette açıklayıp bildireceğim size; artık çekinin Allah'tan ve itaat edin bana.
64
Cüz: 25 Sayfa: 493
Şüphe yok ki Allah, Rabbimdir ve Rabbinizdir o, kulluk edin ona. Budur doğru yol.
65
Cüz: 25 Sayfa: 493
Aralarından bölükler, ayrılığa düştü; yazıklar olsun zulmedenlere elemli günün azabından.
66
Cüz: 25 Sayfa: 493
Onlar, kıyametin kopmasından başka bir şey mi bekliyorlar ki ansızın kopuverir başlarına ve onlar, anlamazlar bile.
67
Cüz: 25 Sayfa: 493
Dostların bir kısmı, bir kısmına düşman olur o gün, ancak çekinenler müstesna.
68
Cüz: 25 Sayfa: 493
Ey kullarım, korku yok size bugün, kederlenmezsiniz de.
69
Cüz: 25 Sayfa: 493
O kullarım, inananlardır delillerimize ve onlar, teslim olanlardır.
70
Cüz: 25 Sayfa: 493
Girin cennete siz ve eşleriniz kutlulukla, sevinerek.
71
Cüz: 25 Sayfa: 493
Onlara altından yapılmış tabaklar ve testiler sunulacak ve orada nefsin istediği ve gözün hoşlandığı her şey var ve siz, orada ebedi olarak kalırsınız.
72
Cüz: 25 Sayfa: 493
Ve şu cennete mirasçı oldunuz işlediğiniz şeyler yüzünden.
73
Cüz: 25 Sayfa: 493
Size orada birçok meyveler de var, onlardan yersiniz.
74
Cüz: 25 Sayfa: 494
Şüphe yok ki mücrimler, cehennem azabında ebedi olarak kalırlar.
75
Cüz: 25 Sayfa: 494
Azapları hafifletilmiyecek ve orada ümitsiz bir halde kalacaklar.
76
Cüz: 25 Sayfa: 494
Ve biz zulmetmedik onlara ve fakat onlar zulmettiler kendi kendilerine.
77
Cüz: 25 Sayfa: 494
Ve ey Malik diye bağıracaklar, yalvar Rabbine de öldürsün bizi; Malik, şüphe yok ki siz diyecek, ebedi olarak azaptasınız.

Mâlik, cehennemin bekçisidir.

 
78
Cüz: 25 Sayfa: 494
Andolsun ki size gerçeği gönderdik ve fakat çoğunuz gerçeği hoş görmüyor, istemiyordunuz.
79
Cüz: 25 Sayfa: 494
Onlar, kafirlikte ısrar ettiler, biz de onları cezalandırmada ısrar edeceğiz.
80
Cüz: 25 Sayfa: 494
Yoksa onların gizlediklerini ve gizligizli konuştuklarını işitmedik mi sanırlar? Hayır ve elçilerimiz, ne dediklerini, ne yaptıklarını yazıp durmada.
81
Cüz: 25 Sayfa: 494
De ki: Rahmanın çocuğu olsaydı gerçekten de ben, mabuduma kulluk edenlerin ilki olurdum.
82
Cüz: 25 Sayfa: 494
Yücedir, münezzehtir göklerin ve yeryüzünün Rabbi, arşın Rabbi, onların dediklerinden.
83
Cüz: 25 Sayfa: 494
Bırak onları, vaadedilen güne ulaşıncaya dek didinip oynasınlar.
84
Cüz: 25 Sayfa: 494
Ve o öyledir ki gökte de mabuttur o, yerde de mabut ve odur hüküm ve hikmet sahibi olan ve her şeyi bilen.
85
Cüz: 25 Sayfa: 494
Ve yücedir o ki onundur saltanatı ve tedbiri göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin ve onun katındadır kıyametin ne vakit kopacağına ait bilgi ve hep dönüp onun tapısına varacaksınız.
86
Cüz: 25 Sayfa: 494
Ve ondan başkalarına tapanlar, şefaate nail olmazlar, ancak gerçeğe tanık olanlar müstesna ve onlar, gerçeği bilirler de.
87
Cüz: 25 Sayfa: 494
Ve andolsun ki onları kim yarattı diye sorsan elbette Allah derler; artık ne diye boş şeylere kapılırlar?
88
Cüz: 25 Sayfa: 494
Ve der ki Ya Rabbi: Şüphe yok ki bunlar, inanmayan bir topluluk.
89
Cüz: 25 Sayfa: 494
Artık yüzçevir onlardan ve de ki: Esenlik size, yakında bilip anlarlar.