Surelere Dön

Kaf Sûresi

Sure: 50 45 Ayet İniş Sırası: 34
1
Cüz: 26 Sayfa: 517
Kaaf, andolsun büyük ve şerefli Kur'an'a.

Kaaf, bir rivâyete göre Tanrı adlarındandır, dünyayı çepeçevre kuşatan dağın adıdır diyenler de vardır.

 
2
Cüz: 26 Sayfa: 517
Hayır, onlar, içlerinden bir korkutucunun gelmesine şaşıp kaldılar da kafirler, gerçekten de dediler, bu şaşılacak bir şey.
3
Cüz: 26 Sayfa: 517
Ölüp bir yığın toprak olduktan sonra mı? Bu, pek uzak, pek olmayacak bir dönüş.
4
Cüz: 26 Sayfa: 517
Gerçekten de yeryüzü, onlardan neyi eksiltir, biliriz biz ve katımızdadır her şeyi koruyan ve zapteden kitap.
5
Cüz: 26 Sayfa: 517
Hayır, gerçek olan Kur'an, onlara gelince yalanladılar da şimdi darmadağın bir işe daldılar.
6
Cüz: 26 Sayfa: 517
Bakmazlar mı üstlerindeki göğe? Nasıl kurduk onu ve bezedik ve bir yarığı, yırtığı da yok.
7
Cüz: 26 Sayfa: 517
Ve yeryüzünü nasıl yaydık ve oraya metin dağlar koyduk ve orada, gözler, gönüller açan güzelim nebatları çifterçiftter bitirdik.
8
Cüz: 26 Sayfa: 517
Mabuduna dönen her kulun, can gözünü açmak ve ona, ibret ve öğüt vermek için.
9
Cüz: 26 Sayfa: 517
Ve gökten de kutlu bir yağmur yağdırmadayız da o sayede bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler, yeşertip bitirmedeyiz.
10
Cüz: 26 Sayfa: 517
Ve hurma ağaçları ki boy atıp uzar ve meyveleri, birbirine bitişmiş, adeta istiflenmiştir.
11
Cüz: 26 Sayfa: 517
Kullara rızık olarak ve o yağmurla ölü şehri diriltiriz, işte kabirden çıkış da böyledir.
12
Cüz: 26 Sayfa: 517
Onlardan önce Nuh kavmi ve Ashabı Ress ve Semud kavmi de yalanlamışlardı.
13
Cüz: 26 Sayfa: 517
Ve Âd ve Firavun kavimleri ve Lut'un kardeşleri.
14
Cüz: 26 Sayfa: 517
Ve Ashabı Eyke ve Tubba' kavmi; hepsi de peygamberleri yalanlamışlardı da helak olmayı hak ettiler.
15
Cüz: 26 Sayfa: 517
İlk yaratışta aciz mi kaldık ki? Hayır; ama onlar, yeni bir yaratışta şüphe içindeler.
16
Cüz: 26 Sayfa: 518
Ve andolsun ki biz insanı yarattık ve nefsi, onu ne gibi vesveselere düşürür, biliriz ve biz, ona, şah damarından daha yakınız.
17
Cüz: 26 Sayfa: 518
Ne söyler, ne yaparsa yazan iki melek var, biri sağda oturmuş, biri solda.
18
Cüz: 26 Sayfa: 518
Hiçbir söz söylemez ki yanında, onu zapteden, gözetip kollayan biri bulunmasın.
19
Cüz: 26 Sayfa: 518
Ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelip çattı mı buydu işte denir, senin kaçıp durduğun.
20
Cüz: 26 Sayfa: 518
Ve üfürülür su'ra, işte bu gündür azap günü.
21
Cüz: 26 Sayfa: 518
Ve herkes, yanında bir sürüp götüren ve bir tanık olarak gelir.

Sürüp götüren bir melekle yaptıklarına tanık olan bir melek. Tanıktan maksat, insanın âzasıdır diyenler de olmuştur. 39-40. Sabah namazıyla öğle ve ikindi namazı, akşam ve yatsı namazlarıyla gece nafilesi.

 
22
Cüz: 26 Sayfa: 518
Andolsun ki gafletteydin bundan, derken perdeyi kaldırdık gözünden, artık gözün keskin bugün.
23
Cüz: 26 Sayfa: 518
Arkadaşı olan melek, der ki: İşte, ne yaptıysa hepsi bende, hepsi hazır.
24
Cüz: 26 Sayfa: 518
Artık atın cehenneme adamakıllı kafir olan ve gerçeğe karşı inat eden herkesi.
25
Cüz: 26 Sayfa: 518
Hayrı tamamıyla meneden zalim şüpheciyi.
26
Cüz: 26 Sayfa: 518
Ki Allah'la beraber bir başka mabut da kabul etmiştir, atın artık onu çetin azaba.
27
Cüz: 26 Sayfa: 518
Arkadaşı, Rabbimiz der, onu, taşkınlığa ben sevketmedim ve fakat o, pek uzak bir sapıklık içindeydi.
28
Cüz: 26 Sayfa: 518
Der ki: Huzurumda çekişmeyin ve ben, önceden azap edeceğimi bildirmiştim size.
29
Cüz: 26 Sayfa: 518
Katımda söz değiştirilemez ve ben, kullara zulmetmem.
30
Cüz: 26 Sayfa: 518
O gün deriz cehenneme: Doldun mu? Ve der ki: Daha yok mu?
31
Cüz: 26 Sayfa: 518
Ve yaklaştırılır cennet, çekinenlere ve onlardan uzak değildir.
32
Cüz: 26 Sayfa: 518
İşte denecek, size, mabuduna tövbe eden, emri, iyideniyiye koruyan herkese vaadedilen bu.
33
Cüz: 26 Sayfa: 518
Görmediği halde rahmandan korkan ve ona yönelmiş bir yürekle gelen kişiye vaadedilen bu.
34
Cüz: 26 Sayfa: 518
Esenlikle girin oraya; bugün, ebedilik günü.
35
Cüz: 26 Sayfa: 518
Onlaradır ne dilerlerse orada ve katımızda daha da fazlası var.
36
Cüz: 26 Sayfa: 519
Ve nice nesiller helak ettik onlardan önce; onlar, bunlardan daha çokluktu, daha güçlü kuvvetliydi, derken şehirleri delikdeşik etmişlerdi, her tarafı ellerine geçirmişlerdi, fakat bir kaçacak yer mi var?
37
Cüz: 26 Sayfa: 519
Şüphe yok ki bunda, gönlü olana, yahut görerek kulak verene ibret ve öğüt var elbet.
38
Cüz: 26 Sayfa: 519
Ve andolsun ki biz, gökleri ve yeryüzünü altı günde yarattık ve bir yorgunluk gelmedi bize.
39
Cüz: 26 Sayfa: 519
Artık sabret ne derlerse ve Rabbine ham ederek onu tenzih et güneş doğmadan önce ve batmadan önce.
40
Cüz: 26 Sayfa: 519
Ve geceleyin ve secdelerden sonra.
41
Cüz: 26 Sayfa: 519
Ve dinle o nida edenin, yakın bir yerden bağıracağı gün, sesini.
42
Cüz: 26 Sayfa: 519
O gün, o bağrışı, gerçek olarak işitecekler; işte o gündür kabirlerden çıkış günü.

Surun ikinci defa üfürülüşü.

 
43
Cüz: 26 Sayfa: 519
Şüphe yok ki biz diriltiriz ve biz öldürürüz ve dönülüp gelinecek tapı, bizim tapımızdır.
44
Cüz: 26 Sayfa: 519
O gün yarılır yeryüzü de çıkarlar oradan ve hızlıhızlı koşarlar; bu toplayış, bize pek kolaydır.
45
Cüz: 26 Sayfa: 519
Biz daha iyi biliriz ne dediklerini ve senin, onlara, dilediğini yapacak bir kudretin yok, artık, azaptan korkana Kur'an'la öğüt ver.