Surelere Dön

Necm Sûresi

Sure: 53 62 Ayet İniş Sırası: 23
1
Cüz: 27 Sayfa: 525
Andolsun yıldıza, inerken.

Yıldızdan maksat Kur’ân'dır. Nücumen, yani âyet âyet indiği için bu adla anılmıştır. Bu tefsiri Dahhak, Mücahid ve Kelbi kabul eder. Arapça'da tencim, ayırmak anlamınadır, müneccem, ayrılmış demektir. Burdaki yıldız, ülker yıldızıdır diyenler de vardır. İbn-i Abbas buna zahib olmuştur. Hasen'e göre doğrudan doğruya yıldız anlamınadır. "İnerken" den murat, kıyamet günü, yıldızın yere düşmesidir diyenler de vardır.

 
2
Cüz: 27 Sayfa: 525
Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı.

"Arkadaşınız" dan murat Hz. Muhammed (s.a.a)'dir.

 
3
Cüz: 27 Sayfa: 525
Ve kendi dileğiyle söz de söylemedi.
4
Cüz: 27 Sayfa: 525
Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret.
5
Cüz: 27 Sayfa: 525
Ona öğretti kuvvetleri çok çetin.

"Çetin ve kuvvetli biri", Cebrail'dir.

 
6
Cüz: 27 Sayfa: 525
Kuvvetli biri; sonra doğruldu.
7
Cüz: 27 Sayfa: 525
Ve o, en yüce tanyerindeydi.

Mirac'a ve Mirac'da, Şidre yanında Cebrail'i gördüğüne işarettir. Mirac hakkında Sa'saa oğlu Mâlik'ten gelen hadisin meali şudur "Hatim'de (Ka'be'ye dahilken tamirde binadan hariç kalan yer) yatmıştım. Cebrail geldi. Göğsümü yardı, kalbimi çıkardı, içi imanla dolu bir altın kapta yıkadı, yerine koydu. Sonra eşekten büyük, katırdan küçük bembeyaz bir binek getirdi (Burak). Üstüne bindim, göz yumup açıncaya dek Mescid-i Aksa'ya vardık. Oradan dünya göğüne çıktık. Cebrail, kapıyı açmalarını söyledi. Kimdir dendi. Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler. Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi diye sordular, evet dedi. Merhaba, kutlu olsun gelişin deyip kapıyı açtılar. Adem ordaydı. Cebrail, bu, baban Adem'dir, selam ver dedi. Selam verdim, selamımı alıp, merhaba ey temiz oğul, temiz Peygamber dedi. Sonra ikinci kat göğe çıktık. Gene kapısının açılmasını istedi. Kimsin diye sordular. Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed dedi. Gönderildi mi, Peygamber oldu mu diye sordular, oldu dedi. Merhaba, kutlu olsun gelişin deyip kapıyı açtılar. Bir de gördüm ki Yahya ile İsa orda; onlar, teyze oğullarıydı. Cebrail, bu Yahya, bu da İsa, selam ver onlara dedi. Selam verdim, aldılar ve merhaba ey temiz kardeş, ey temiz Peygamber dediler. Sonra üçüncü kat göğe çıktık. Gene Cebrail kapıyı açın dedi. Kimsin dendi. Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi diye sordular. Evet dedi. Kapıyı açtılar, merhaba, kutlu olsun gelişin dediler. Baktım ki Yûsuf orda. Cebrail, bu Yûsuf dedi, selam ver. Selam verdim, aldı ve sonra merhaba temiz kardeş, temiz Peygamber dedi. Sonra ağdık, dördüncü kat göğe vardık. Kapıyı açın dedi. Kim o dediler, Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler. Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi dediler, evet dedi. Açtılar, merhaba dediler, kutlu olsun gelişin. Gördüm ki İdris orda. Cebrail, bu İdris'tir dedi, selam ver. Selam verdim, aldı ve merhaba temiz kardeş, temiz Peygamber dedi. Sonra beşinci kat göğe yükseldik. Kapıyı açın dedi, kimsin dediler, Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed, Tanrı rahmeti, esenliği ona dedi. Gönderildi mi dediler, evet dedi. Açtılar, merhaba, kutlu olsun gelişin, dediler. Baktım ki Harûn orda. Cebrail, bu Harûn dedi, selam ver. Selam verdim, aldı, merhaba temiz kardeş, temiz Peygamber dedi. Sonra altıncı göğe ağdık. Kapıyı açın dedi. Kimsin dediler, Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi dediler, evet dedi. Merhaba, kutlu olsun gelişin deyip kapıyı açtılar. Gördüm ki Mûsa orda. Cebrail, bu Mûsa'dır dedi, selam ver. Selam verdim, aldı, merhaba temiz kardeş, temiz Peygamber dedi. Oradan geçerken bir de baktım, ağlamaya başladı. Niye ağlıyorsun diye soruldu. Bir genç, benden sonra peygamber olarak gönderildi de onun ümmetinden, benim ümmetimden daha çok kişi cennete girecek dedi. Sonra yedinci kat göğe ağdık. Kapıyı açın dedi. Kimsin dediler, Cebrail'im dedi. Yanındaki kim dediler, Muhammed dedi. Peygamber olarak gönderildi mi, Peygamberlik verildi mi ona dendi, evet dedi. Açtılar, merhaba, kutlu olsun gelişin dediler. Bir de baktım ki İbrahim orda. Cebrail, bu dedi baban İbrahim, selam ver. Selam verdim, aldı, merhaba temiz oğul, temiz Peygamber dedi. Sonra Sidret-ül-Münteha'ya (Sınır ağacı) vardık. Yemişleri iri iriydi, dağ gibiydi, yaprakları fil kulağına benziyordu. Cebrail, bu ağaç dedi, Sınır ağacı dedi. Derken dört ırmak gördüm, iki tanesi açıktan akmadaydı, iki tanesi yeraltından. Ya Cebrail dedim, Bunlar ne ırmağı? Cebrail, alttan akan ırmaklar cennetteki iki ırmak, açıktan akanlarsa Nil'le Fırat dedi. Sonra beni Beyt-i Ma'mur'a yüceltti. Oraya her gün yetmiş bin melek girip çıkmada, orasını ziyaret etmedeydi. Sonra bana bir tas şarap, bir tas süt, bir tas bal sunuldu. Ben sütü içtim. Cebrail, o içtiğin dedi, yaratılıştır, yaratılıştaki selamettir ve sen de ona tabisin, ümmetin de. Sonra bana her gün elli vakit namaz farzedildi. Döndüm, Mûsa'nın yanından geçerken bana, ne emredildi sana diye sordu. Günde elli vakit namaz dedim. Dayanamaz ümmetin bu elli vakte, andolsun Allah'a, ben insanları senden önce sınadım ve İsrailoğullarıyla şiddetle savaştım, dön Rabbine, ümmetin için bu emri hafifletmesini iste dedi. Döndüm, İstedim, on vaktini bağışladı. Geriye dönüp Mûsa'nın yanından geçerken bunu söyledim Mûsa, gene aynı sözü söyledi. Döndüm, on vaktini daha bağışladı. Gene Mûsa'nın yanından geçerken aynı sözü söyledi. Gide gele beş vakit kaldı. Mûsa, ümmetin dayanamaz dedi, ben insanları sınadım, dön, Rabbinden bunu da hafifletmesini iste. İstedim, artık utanırım, razıyım buna dedim. Oradan dönüp geçerken bir münadinin bana, namazı farzettim ve kullarımın yükünü hafiflettim diye nida etti." (Al-Tecrid, Hadis-ül-İsrai vel Mi'rac, 2, 62-64). Buhari'de, "Kitab-üs-Salat" ın başında da Malik oğlu Enes'ten tahric edilen bir hadis vardır. Meal itibariyle buna çok benzer. Ancak orda, bu hadiste bulunmayan bazı şeyler de vardır ki Levh'a yazı yazıldığı, kalemlerin gıcırtısını duyduğu, Cebrail'le Sidre'ye dönünce, ağacın, mahiyeti bilinmeyen renklerle kaplandığı, sonra cennete girdiği, cennetin toprağının miskten olduğu bunlar arasındadır (al-Tecrid, I, 35-36). Mirac hakkında daha birçok hadisler vardır (Mesela Kevser ıramağını gördüğü gibi. al-Tecrid, 2, Kitabu Tefsir-il-Kur’an, 120).

İbn-i Abbas, 17. sûrenin 60. ayetinde bahsedilen rüyayı tefsir ederken Hz. Peygamber'in Kudüs'e, Beyt-i Makbis'e götürüldüğü gece gördüğü rüyadır diyerek Mirac'ın rüya olduğunu kail olmuştur (al-Tecrid, 2, 64). Mirac'ın, cismani, yahut ruhani olduğunu söyleyenler bulunduğu gibi Mekke'den Kudüs'e cismen gittiğini, göklere de ruhen ağdığını kabul edenler de bulunmuştur. 6-9. ayetlerde yaklaşan, ayetteki açık ifadeye göre Cebrail'dir. Böyle olduğu halde Hz. Muhammed (s.a.a)'in, Tanrıya yaklaştığını söyleyerek çeşitli tevillerde bulunanlar da çıkmıştır.

 
8
Cüz: 27 Sayfa: 525
Sonra yaklaştı, yakınlaştı.
9
Cüz: 27 Sayfa: 525
İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın.
10
Cüz: 27 Sayfa: 525
Derken kuluna vahyetti, ne vahyettiyse.
11
Cüz: 27 Sayfa: 525
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
12
Cüz: 27 Sayfa: 525
Hala münakaşa mı edersiniz gördüğü şeyleri?
13
Cüz: 27 Sayfa: 525
Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü.
14
Cüz: 27 Sayfa: 525
En son sidrenin yanında.

Sidre'nin, bir sınır olduğu, meleklerin, oradan ileriye geçemiyecekleri rivâyet edilmiştir.

 
15
Cüz: 27 Sayfa: 525
Mev'a cenneti de yanındaydı.

Me'vâ, cennetlerden birinin adıdır. Oraya ancak peygamberlerle şehitler girer.

 
16
Cüz: 27 Sayfa: 525
Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler.
17
Cüz: 27 Sayfa: 525
Gözü, ne kaydı, ne haddini aştı.
18
Cüz: 27 Sayfa: 525
Andolsun ki Rabbinin pek büyük delillerinden bir kısmını gördü.
19
Cüz: 27 Sayfa: 525
Siz de gördünüz mü, Lat'ı ve Uzza'yı?

Lât, Tâif'te, Sakıyf boyuna mensup bir puttu. Uzzâ, Kureyş ve Kinane oğullarının putuydu. Irak yolu üstündeydi. Kureyş, bu puta büyük bir saygı gösterirdi. Menat, Evs ve Hazrec'in putuydu, putların en eskisi buydu. Mekke ile Medine arasındaydı, ona kurban keserlerdi (Siret-ün-Nebi, c. 1, s. 48, 84 - 88, not. 4, s. 90, not. 3. 17. sûrenin 60. ayetine verilen izahata bakınız).

 
20
Cüz: 27 Sayfa: 525
Ve üçüncü öbür putu, Menat'ı?
21
Cüz: 27 Sayfa: 525
Erkek evlatlar sizin de kızlar onun mu?
22
Cüz: 27 Sayfa: 525
Bu, pek insafsızca bir pay şimdi.
23
Cüz: 27 Sayfa: 525
Bunlar, ancak sizin taktığınız, atalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değil, Allah, onlara ait kesin bir delil indirmemiştir, ancak zanna ve nefislerinin dileğine kapılmıştır onlar ve andolsun ki Rablerinden doğru yolu gösteren de gelmiştir.
24
Cüz: 27 Sayfa: 525
Yoksa insan, her umduğunu elde eder mi?
25
Cüz: 27 Sayfa: 525
Gerçekten de ahiret de Allah'ındır, dünya da.
26
Cüz: 27 Sayfa: 525
Ve göklerde nice melekler vardır ki Allah, dilediğine ve razı olduğuna şefaat etmeleri için izin vermedikçe şefaatleri, hiçbir şeye yaramaz.
27
Cüz: 27 Sayfa: 526
Şüphe yok ki ahirete inanmayanlar, meleklere dişi adları takıp duruyorlar.
28
Cüz: 27 Sayfa: 526
Onların, bu hususta hiçbir bilgisi yok, ancak zanna kapılıyorlar ve şüphe yok ki zan, gerçeğe karşı hiçbir şeye yaramaz.
29
Cüz: 27 Sayfa: 526
Artık yüz çevir, bizi anmadan yüz çevirenden ve ancak dünya yaşayışını isteyenden.
30
Cüz: 27 Sayfa: 526
İşte bilgide ulaşabildikleri şey bu; şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan çıkıp sapanı daha iyi bilir ve odur doğru yola gireni daha iyi bilen.
31
Cüz: 27 Sayfa: 526
Ve Allah'ındır ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde kötülük edenleri, yaptıklarına karşılık elbette cezalandırır ve iyilik edenlereyse yaptıklarından daha da iyi mükafat verir.
32
Cüz: 27 Sayfa: 526
Israr etmemek şartıyle küçük günahlardan başka suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden sakınanlara gelince: Şüphe yok ki Rabbinin yarlıgaması pek geniştir. O, sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdiği zaman ve siz, analarınızın karnında birer dölken de bilir; artık siz, kendinizi temize çıkarmaya kalkışmayın, o, kim çekinmededir, daha iyi bilir.
33
Cüz: 27 Sayfa: 526
Gördün mü artık yüz çevireni.
34
Cüz: 27 Sayfa: 526
Ve az bir şey verip sonra kısanı, nekeslik edeni?
35
Cüz: 27 Sayfa: 526
Gizli şeylere ait bilgi, onun katında mı da görmede.
36
Cüz: 27 Sayfa: 526
Yoksa Musa'nın sahifelerindeki şey bildirilmedi mi ona.
37
Cüz: 27 Sayfa: 526
Ve İbrahim'in sahifelerindeki, o İbrahim ki ahdine iyiden iyiye vefa etmişti.
38
Cüz: 27 Sayfa: 526
Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenemez.
39
Cüz: 27 Sayfa: 526
Ve gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder.
40
Cüz: 27 Sayfa: 526
Ve şüphe yok ki çalıştığının karşılığı da gösterilir ona.
41
Cüz: 27 Sayfa: 526
Sonra da ona, en değerli mükafat verilir.
42
Cüz: 27 Sayfa: 526
Ve şüphe yok ki son varılacak tapı, Rabbinin tapısıdır.
43
Cüz: 27 Sayfa: 526
Ve şüphe yok ki odur adamakıllı güldüren ve ağlatan.
44
Cüz: 27 Sayfa: 526
Ve şüphe yok ki odur öldüren ve dirilten.
45
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve şüphe yok ki o halk etmiştir erkeği ve dişiyi.
46
Cüz: 27 Sayfa: 527
Bir katre sudan, o suyu çıkardığı zaman.
47
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve şüphe yok ki ikinci defa yaratış da ona aittir.
48
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve şüphe yok ki odur zengin eden ve sermaye veren.
49
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve şüphe yok ki odur Şi'ra yıldızının Rabbi.

Şi'râ, Cevzâ burcundan sonra doğan ve Yemen ülkesinden çok iyi göründüğü için Şi'ra-l-Yemaniyye denen yıldızdır. Huzaa oğulları bu yıldıza taparlardı.

 
50
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve şüphe yok ki odur önceden gelip geçen Âd'ı helak eden.
51
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve Semud'u da bırakmayan.
52
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve onlardan önceki Nuh kavmini de; şüphe yok ki onlar, daha da zalimdi ve daha da azgın.
53
Cüz: 27 Sayfa: 527
Lut kavminin şehirlerini de altüst edip yerle yeksan etti.
54
Cüz: 27 Sayfa: 527
Derken o şehirleri, örten örttü gitti.
55
Cüz: 27 Sayfa: 527
Artık Rabbinin hangi nimetinden şüphe etmedesin?
56
Cüz: 27 Sayfa: 527
Bu Peygamber, gelip geçen korkutuculardan bir korkutucu.
57
Cüz: 27 Sayfa: 527
Yaklaşacak, yaklaştı.
58
Cüz: 27 Sayfa: 527
Allah'tan başkası, çeviremez onu geri.
59
Cüz: 27 Sayfa: 527
Bu söze mi şaştınız siz?
60
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
61
Cüz: 27 Sayfa: 527
Ve siz oyalanıyorsunuz, gaflet ediyorsunuz.
62
Cüz: 27 Sayfa: 527
Artık secde edin Allah'a ve kullukta bulunun. ۩