Surelere Dön

Enfâl Sûresi

Sure: 8 75 Ayet İniş Sırası: 88
1
Cüz: 9 Sayfa: 176
Sana harp ganimetlerinin hükmünü sorarlar. De ki: Ganimetler, Allah'ın ve Peygamberindir. Artık Allah'tan sakının ve aranızı ıslah edin ve inanmışsanız Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
2
Cüz: 9 Sayfa: 176
İnananlar, ancak onlardır ki Allah anılınca yürekleri titrer, onlara ayetleri okununca da inançlarını arttırır ve Rablerine dayanırlar.
3
Cüz: 9 Sayfa: 176
Onlardır ki namaz kılarlar ve rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını harcarlar.
4
Cüz: 9 Sayfa: 176
Onlardır gerçek inananlar, onlarındır Rableri katında dereceler, yarlıganma ve daimi, bitmeztükenmez rızık.
5
Cüz: 9 Sayfa: 176
Nasıl ki Rabbin, seni hak uğruna evinden çıkarmıştı ve şüphe yok ki inananların bir kısmı bundan hoşlanmamıştı.

Bedir savaşına işarettir.

 
6
Cüz: 9 Sayfa: 176
Gerçek, apaçık meydana çıktıktan sonra bile bu hususta, gözleri bakabaka ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle çekişmeye kalkışıyorlardı.
7
Cüz: 9 Sayfa: 176
Hani Allah, o iki bölükten birinin muhakkak sizin olacağını vaad ediyordu da siz, silahı bulunmayanların, elinize düşmesini istiyordunuz. Halbuki Allah, sözleriyle, gerçeği yerine getirmek ve kafirlerin kökünü kesmek istiyordu.

Vaadedilen iki şeyin biri, Kureyş boyu, öbürü kervandı. Müslümanlar, Kureyş’e ait bir kervanı ele geçirmek için Medine'den çıkmışlardı. Üç yüz on üç kişiydiler. Bu olayı haber alan Ebu-Cehl, Mekkelileri kışkırttı; bin kişilik bir orduyla harekete geçirdi. Müslümanlar, savaş için çıkmadıklarından bir kısmı gitmek istemiyordu. Nihâyet "Bedir" denilen bir kuyu yanında müşriklerle karşılaştılar. Savaşta Müslümanlar üst oldu, Müslümanlığın en büyük düşmanı Ebu-Cehl öldürüldü.

 
8
Cüz: 9 Sayfa: 176
Böylece de suçlular istemese de gerçeği gerçek olarak izhar etmeyi ve batılın boşluğunu bildirmeyi murad etmekteydi.
9
Cüz: 9 Sayfa: 177
Hani, siz, Rabbinizden imdat istemiştiniz de Rabbiniz, şüphe yok ki ben, birbiri ardınca binlerce melekle size yardım edeceğim diye duanızı kabul etmişti.
10
Cüz: 9 Sayfa: 177
Ve Allah, bunu ancak bir müjde olarak ve kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yardım, ancak Allah'tandır. Şüphe yok ki Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
11
Cüz: 9 Sayfa: 177
Hani bir emniyet vermek için sizi hafif bir uykuya daldırmıştı ve sizi arıtmak, sizden Şeytan'ın pisliğini gidermek, yüreklerinizi sağlamlaştırmak ve ayaklarınızı pekiştirip metanetinizi arttırmak için de gökten bir yağmur yağdırmıştı.

Bu hafif uyku, Müslümanların heyecanlarını yatıştırdı. Yağan yağmur da hem susuzluklarını giderdi, hem de kumu pekiştirerek harekete müsait bir hale soktu.

 
12
Cüz: 9 Sayfa: 177
Hani Rabbin, şüphe yok ki ben, sizinleyim, inananları sebat ettirin, kafirlerin yüreklerine korku salacağım, hadi vurun boyunlarını, vurun onların ellerine, ayaklarına diye meleklere vahyetmedeydi.
13
Cüz: 9 Sayfa: 177
Bu da onların, Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerindendi ve kim, Allah'a ve Peygamberine karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezası, şüphe yok ki pek çetindir.
14
Cüz: 9 Sayfa: 177
İşte tadın şimdi bunu ve şüphe yok ki kafirler için bir de ateşle azap var.
15
Cüz: 9 Sayfa: 177
Ey inananlar, savaşmak üzere kafirlerle karşılaştınız mı onlara arkanızı dönmeyin.
16
Cüz: 9 Sayfa: 177
Ve kim, tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek, yahut bir bölüğe ulaşmak niyetinde olmadan öyle bir günde onlara arka çevirir, dönerse muhakkak Allah'ın gazabına uğrayacaktır, yurdu cehennemdir ve orası, dönüp varılacak ne kötü bir yerdir.
17
Cüz: 9 Sayfa: 178
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü ve attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı ve böylece de kendi katından, inananlara güzel bir nimet vermek, onları denemek istedi. Şüphe yok ki Allah her şeyi duyar, bilir.

Hz. Muhammed (s.a.a), savaştan önce yerden bir avuç taş alıp yüzleri kara olsun diye müşriklere atmıştı. Buna işaret edilmektedir.

 
18
Cüz: 9 Sayfa: 178
Böyledir bu ve şüphe yok ki Allah, kafirlerin düzenlerini gevşetir.
19
Cüz: 9 Sayfa: 178
Fetih istiyordunuz ya, işte size fetih. Vazgeçerseniz daha hayırlı olur size, fakat savaşa dönerseniz biz de döneriz ve topluluğunuz çok bile olsa hiçbir işinize yaramaz sizin ve şüphe yok ki Allah, inananlarla beraberdir.

Bu hitap, müşrikleredir. Onlar, savaştan önce ve Mekke'de fethe nail olmaları için dua etmişlerdi.

 
20
Cüz: 9 Sayfa: 178
Ey inananlar, Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kur'an'ı dinlediğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.
21
Cüz: 9 Sayfa: 178
Ve işittik dedikleri halde duyup kabul etmeyenlere benzemeyin.
22
Cüz: 9 Sayfa: 178
Şüphesiz ki yerde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, aklı, idraki olmayan sağır ve dilsiz mahluklardır.
23
Cüz: 9 Sayfa: 178
Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara duyururdu. Fakat duyursaydı da gene onlar arkalarını dönerek yüz çevirirlerdi.
24
Cüz: 9 Sayfa: 178
Ey inananlar, sizi diriltecek, size can verecek şeylere çağırdıkları zaman Allah'a ve Peygambere icabet edin ve bilin ki Allah, hiç şüphe yok, insanın kendisiyle kalbinin arasına girer ve hiç şüphe yok ki onun tapısında toplanacaksınız.
25
Cüz: 9 Sayfa: 178
Ve sakının o fitneden ki yalnız zulmedenlerinize gelip çatmaz ve bilin ki şüphesiz Allah'ın cezası pek çetindir.
26
Cüz: 9 Sayfa: 179
Hatırlayın o zamanı ki azlıktınız, yeryüzünde hor, aciz tanınanlardandınız, insanların size saldırıp yok etmesinden korkuyordunuz. Derken sizi, şükredesiniz diye yeryurt sahibi etti, yardımıyla kuvvetlendirdi ve tertemiz şeylerle rızıklandırdı.
27
Cüz: 9 Sayfa: 179
Ey inananlar, Allah'a ve Peygambere hıyanet etmeyin ve bilebile emanetlerinize de hıyanette bulunmayın.
28
Cüz: 9 Sayfa: 179
Ve bilin ki mallarınız ve evladınız, sizin için bir sınamadır ancak ve şüphe yok ki Allah katındadır büyük mükafat.

Hz. Muhammed (s.a.a), Benî-Kurayza denen Yahûdi topluluğunun Medine civarındaki kalesini kuşatmıştı. Bu kuşatma, yirmi bir gün devam etti. Barışmak istediler, Hz. Peygamber haklarında, Muâz oğlu Sa'd'in hükmünü kabul etmek istiyordu. Onlar, Evs kabilesinden Ebu-Lübâbe'yi göndermesini istediler. Ebû-Lübâbe'nin malı ve ayali onların yanındaydı. Ebu-Lübâbe, Hz. Peygamberin emriyle gidince Muazoğlu'nun hükmünü kabul edersek ne olacağız diye sordular. Ebu-Lübabe, eliyle boğazını işaret ederek öldürüleceklerini bildirdi. Fakat hemen nadim oldu. Bu ayetin vahyedilmesinden sonra Medine'ye dönüp kendisini mescidin direklerinden birine bağlattı, vallahi dedi ne yerim, ne içerim, böylece ölür giderim, yahut da Allah tövbemi kabul eder. Yedi gün bağlı kaldı. Kızı gelir, abdest bozacağı, yahut namaz kılacağı zaman ipi çözer, sonra gene bağlardı. Yedinci günü bayılıp kendinden geçti. Bu sûreden sonraki Tevbe sûresinin (9) 102-104. ayetleri vahyedilerek tövbesinin kabul edildiği bildirildi Ebu-Lübabe müjde verenlere, Vallahi dedi, Resulullah gelip çözmedikçe bu ipi çözmem. Hz. Peygamber geldi, bizzat ipi çözdü. Ebu-Lübabe, tevbemi tamamlamak için suça girmeme sebep olan yeri terk etmem ve malımdan vazgeçmem gerek dedi. Hz. Peygamber, malının üçte birini sadaka olarak aldı, geri kalanını kendisine bağışladı.

 
29
Cüz: 9 Sayfa: 179
Ey inananlar, Allah'tan çekinirseniz hayırla şerri ayırt etme kabiliyetini verir size ve suçlarınızı örter, yarlıgar sizi ve Allah, pek büyük bir lütuf ve ihsan sahibidir.
30
Cüz: 9 Sayfa: 179
Hani bir zaman, kafir olanlar, seni bağlayıp hapsetmek, yahut öldürmek, yahut da yurdundan çıkarmak için düzenlere baş vurmuşlardı. Onlar, bu düzeni kurarken Allah da cezalarını hazırlamadaydı ve Allah hilekarları cezalandıranların en hayırlısıdır.

Dâr-ün-Nedve'de, yani Kureyş ulularının topluluk yerinde, Hz. Peygambere, bütün kabilelerden seçilen kişilerin birden hücum ederek öldürmeleri ve bu sûretle Haşimoğullarının kan dâvasına kalkmalarının önünün alınması kararlaştırılmıştı. Buna işaret edilmektedir.

 
31
Cüz: 9 Sayfa: 179
Onlara ayetlerimiz okunurken dediler ki: Duyduk, dilersek biz de buna benzer sözler söyleriz ve bu, eskilerin masallarından başka bir şey de değil.
32
Cüz: 9 Sayfa: 179
Hani Allah'ım demişlerdi, bu, senin katındansa ve gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut da bize elemli bir azap ver.
33
Cüz: 9 Sayfa: 179
Fakat sen, onların içinde oldukça onları azaplandırmaz ve gene yarlıganma dilerlerken Allah onlara azap vermez.
34
Cüz: 9 Sayfa: 180
Ne diye Allah onları azaplandırmasın ki onlar, hizmetine layık olmadıkları halde halkı Mescidi Haram'dan menediyorlar, onun hizmetine layık olanlar, ancak çekinenlerdir, fakat çoğu bilmez bunu.
35
Cüz: 9 Sayfa: 180
Tanrı evine karşı namazları, ancak ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibaret. Artık kafir olmanıza karşılık tadın azabı.
36
Cüz: 9 Sayfa: 180
Şüphe yok ki kafir olanlar, mallarını ancak halkı Allah yolundan alıkoymak için harcarlar. Harcayacaklar da, sonra o harcadıkları mallar, kendilerine bir iç acısı olacak, sonra da alt edilecekler ve kafir olanlar cehenneme götürülecekler, orada toplanacaklar.
37
Cüz: 9 Sayfa: 180
Allah pisi temizden ayıracak ve pis olanları yığınyığın birbiri üstüne koyup yığacak ve topunu birden cehenneme atacak; onlardır ziyankarlar.
38
Cüz: 9 Sayfa: 180
Kafir olanlara de: Kafirliklerinden vazgeçerlerse geçmiş günahları örtülür, yarlıganır, fakat vazgeçmezler de savaşa kalkışırlarsa şüphe yok ki onlardan önceki hüküm ve kanun yürüyüp gidecektir.
39
Cüz: 9 Sayfa: 180
Hiçbir fitne kalmayıncaya ve din, tamamıyla Allah'a münhasır oluncaya dek savaşın onlarla. Savaştan vazgeçerlerse şüphe yok ki Allah, onların yaptıklarını görür.
40
Cüz: 9 Sayfa: 180
Ve yüz çevirirlerse artık bilin ki Allah sizin yariniz, yardımcınızdır ve o, ne güzel dosttur, ne güzel yardımcı.
41
Cüz: 10 Sayfa: 181
Ve iyice bilin ki ganimet olarak elde ettiğiniz şeyin mutlaka beşte biri Allah'ın ve Peygamberin ve yakınların ve yetimlerin ve yoksulların ve yolda kalmışlarındır. Allah'a inanmışsanız ve hak ile batılın ayrıldığı, yani iki ordunun birbiriyle buluştuğu gün kulumuza indirdiğimize iman etmişseniz ve Allah'ın her şeye gücü yeter.

Bu beşte bir hakkında muhtelif reyler vardır. İbn-i Abbas, İbrahîm, Katâde ve Atâ'ya göre beşte bir hisse, beşe bölünür. Allah'a ve Peygambere ait olan pay, silâha ve ata sarfedilir. Şâfii'ye göre dört kısma bölünür. Bir payı Peygamber soyuna aittir, üçü Müslümanların yoksullarına, yetimlerine ve yolda kalmışlarına verilir. Bâzılarına göre üçe bölünür, çünkü Peygambere ait pay, vefatiyle sakıt olmuştur ve Peygamberin mîrası olmadığına göre de yakınlarına verilemez. Bâzıları üç payı âyette anılanlara, bir payı da Hz. Peygambere mensup olanlara vermenin caiz olduğunu söylemişlerdir. İmamiyye'ye göre Allah'a ve Peygambere ait olan pay, imamın hakkıdır, bundan sonra bir pay, Hz. Resulullah’ın soyundan gelen yetimlerin, bir pay, aynı soya mensup yoksulların, bir pay da gene aynı soydan olup parası biterek yolda kalmış olanlarındır. Bu paylar, ancak Al-i Muhammed'e aittir, çünkü onlara zekat ve sadaka haramdır. Bunu Taberi, Aliyy-ibn-il-Huseyn'den ve Muhammed-ibn-i-Aliyy-il-Bakır (a.s)'dan rivayet eder. Humüs verilecek yakınlarda da ihtilaf vardır. Abdülmuttalip evladından Haşimoğulları diyenler bulunmuştur, çünkü Haşim'in soyu ancak Abdülmuttalip'ten yürümüştür. Bu rivayet, İbn-i Abbas'tan gelir. Humüsün nelerden verileceği hakkında da çeşitli reyler mevcuttur (Mecma' 1, 482-483).

 
42
Cüz: 10 Sayfa: 181
Hani siz vadinin yakın bir yerindeydiniz, onlar uzak bir kıyısında, kervansa sizden daha aşağı tarafta ve eğer muayyen yerlerde buluşmak üzere sözleşseydiniz gene ihtilafa düşerdiniz. Fakat helak olanın, apaçık bir delil görerek helak olması, diri kalanın da gene apaçık bir delil görerek diri kalması için Allah, olacak bir işi yerine getirmek üzere bunu böyle yaptı ve şüphe yok ki Allah, mutlaka her şeyi duyar, bilir.
43
Cüz: 10 Sayfa: 181
Hani Allah, rüyanda sana onların az olduğunu göstermişti; çok gösterseydi ürker, gevşerdiniz ve iş hususunda da çekişe kalkışırdınız. Fakat Allah sizi bundan kurtardı ve şüphe yok ki o, gönüllerdekini bilir.
44
Cüz: 10 Sayfa: 181
Hani karşılaştığınız zamanda Allah, onları sizin gözünüze az gösterdiği gibi sizi de onlara az göstermişti; çünkü Allah, olacak işi yapacak, yerine getirecekti ve bütün işlerin mercii Allah'tır.

Bedir savaşına işaret edilmektedir.

 
45
Cüz: 10 Sayfa: 181
Ey inananlar, bir toplulukla karşılaştınız mı mutlaka sebat edin ve Allah'ı çok anın da kurtulun muradınıza erişin.
46
Cüz: 10 Sayfa: 182
Allah'a ve Peygamberine itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra zayıflarsınız ve kuvvetiniz kalmaz ve sabredin, şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.
47
Cüz: 10 Sayfa: 182
Ülkelerinden böbürlenmek ve halka gösteriş yapmak için çıkanlara ve insanları Allah yolundan menedenlere benzemeyin ve Allah onların bütün yaptıklarını bilgisiyle kavramıştır.
48
Cüz: 10 Sayfa: 182
Hani o zaman Şeytan, onların yaptıklarını, kendilerine süslü ve hoş göstermişti de bugün insanlardan size üstün olacak yoktur, ben de şüphe yok ki size yardımcıyım demişti. Fakat iki ordu da görününce geri dönüp ben demişti, şüphe yok, sizden uzağım, çünkü ben, sizin görmediklerinizi görmedeyim ve Allah'tan korkmadayım ve Allah'ın cezası pek çetindir.

Bedir savaşına işaret edilmektedir.

 
49
Cüz: 10 Sayfa: 182
Hani münafıklarla gönüllerinde hastalık olanlar, bunları dinleri aldatmıştır demişlerdi; halbuki kim Allah'a dayanırsa bilsin ki Allah, şüphe yok ki üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
50
Cüz: 10 Sayfa: 182
Melekler, kafirlerin suratlarına ve sırtlarına vura vura canlarını alır ve şiddetle yakıcı azabı tadın derlerken bir görmeliydin onları.
51
Cüz: 10 Sayfa: 182
Bu, evvelce ellerinizle kendinize hazırladığınız şeydir ve şüphe yok ki Allah, kullarına zulmetmez.
52
Cüz: 10 Sayfa: 182
Firavun'un soyuyla onlardan önce gelip geçenlerin gidişleri gibi hani Allah'ın delillerini inkar edip kafir olmuşlardı da Allah, suçlarına karşılık onları azabına uğratmıştı: Şüphe yok ki Allah, pek kuvvetlidir, azabı da pek çetindir onun.
53
Cüz: 10 Sayfa: 183
Bu da, şundan ileri gelir: Şüphe yok ki Allah, bir topluluğa ihsan ettiği nimeti, onlar kendi huylarını değiştirmedikçe değiştirmez ve şüphe yok ki Allah, her şeyi duyar, bilir.
54
Cüz: 10 Sayfa: 183
Firavun'un soyuyla onlardan önce gelip geçenlerin gidişleri gibi hani. Rablerinin ayetlerini yalanladılar da suçlarına karşılık helak ettik onları ve Firavun'un soyunu sulara garkettik, hepsi de zalimdi onların.
55
Cüz: 10 Sayfa: 183
Allah katında yeryüzünde yürüyen mahlukların en kötüsü kafir olanlardır ve onlar inanmazlar zaten.
56
Cüz: 10 Sayfa: 183
Onlar, kendileriyle ahitleştiğin kimselerdir, sonra her defasında da ahitlerini bozarlar ve onlar, hiç çekinmezler.
57
Cüz: 10 Sayfa: 183
Savaşta üst gelirsen onları, izlerini izliyenlere de tesir edecek ve onları da korkutacak bir tarzda cezalandır da bunu ansınlar, ibret alsınlar bundan.
58
Cüz: 10 Sayfa: 183
Bir topluluğun hainlikte bulunacağından korkarsan aradaki muahedeyi boz ve bunu, yani iki tarafın da bir sözle bağlı olmadığını onlara bildir. Şüphe yok ki Allah, hainleri sevmez.
59
Cüz: 10 Sayfa: 183
Kafirler, işin geçip gittiğini, kendilerinin unutulduğunu ve bir daha da horlanmayacaklarını, aciz bir hale getirilmeyeceklerini sanmasınlar.
60
Cüz: 10 Sayfa: 183
Allah düşmanlarıyla size düşman olanları ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah'ın bildiği düşmanları korkutmak için onlara karşı kullanmak üzere gücünüz yettiği kadar kuvvet ve besili at hazırlayın, Allah yolunda ne harcarsanız size karşılığı tamamıyla ödenecektir ve asla zulme uğramayacaksınız.
61
Cüz: 10 Sayfa: 183
Fakat barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a dayan. Şüphe yok ki o, her şeyi duyar, bilir.
62
Cüz: 10 Sayfa: 184
Sana karşı bir hile yapmayı dilerler, buna yeltenirlerse hiç şüphe yok ki Allah yeter sana; öyle bir mabuttur ki seni, kendi yardımıyla ve inananlarla kuvvetlendirir.
63
Cüz: 10 Sayfa: 184
Onların gönüllerini birleştirmiştir. Yeryüzünde ne varsa hepsini harcasaydın gene de gönüllerini birleştiremezdin onların, fakat Allah, aralarını uzlaştırdı. Şüphe yok ki o, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
64
Cüz: 10 Sayfa: 184
Ey Peygamber, sana da, iman sahiplerinden sana uyanlara da Allah yeter.
65
Cüz: 10 Sayfa: 184
Ey Peygamber, inananları savaşa teşvik et. Sizden yirmi tane sabırlı er bulunsa onların iki yüzüne üst gelir ve siz yüz kişi olsanız kafirlerin bin tanesine üst olursunuz, çünkü onlar, hiçbir şeyden anlamaz bir topluluktur.
66
Cüz: 10 Sayfa: 184
Fakat şimdi Allah size savaştaki hükmü hafifletti ve bildi ki sizde muhakkak bir zaaf var. Artık sizden yüz tane sabır ve sebat sahibi, ikiyüzü yener ve siz bin kişi olsanız Allah'ın izniyle iki binini altedersiniz ve Allah, sabır ve sebat edenlerle beraberdir.
67
Cüz: 10 Sayfa: 184
Hiç bir peygamber, yeryüzünde kafirlere üstolup onları iyice kahretmedikçe tutsak almamıştır. Siz, geçici dünya malını istiyorsunuz, Allah'sa ahireti istemekte ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
68
Cüz: 10 Sayfa: 184
Allah, bunu helal olarak takdir etmeseydi helal olduğu açıklanmadan tutsaklara karşılık aldığımız para yüzünden pek büyük bir azaba uğrardınız.
69
Cüz: 10 Sayfa: 184
Artık elde ettiğiniz ganimeti helal ve temiz olarak yiyin ve çekinin Allah'tan. Şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
70
Cüz: 10 Sayfa: 185
Ey Peygamber, ellerinizde bulunan tutsaklara de ki: Allah, yüreklerinizde bir hayırlı niyet bulunduğunu bilirse size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve suçlarınızı örter ve Allah suçları örter, rahimdir.
71
Cüz: 10 Sayfa: 185
Fakat sana hainlik etmeyi kurarlarsa bilsinler ki daha önce Allah'a hainlik etmişlerdi de seni onlara üstetmişti o ve Allah, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.
72
Cüz: 10 Sayfa: 185
İnanıp yurtlarından göçenler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda savaşanlar, bunları yeryurt sahibi edip barındıranlar ve yardımda bulunanlarsa işte bunlar, mirasta birbirlerinin velileridir. İnandıkları halde yurtlarından göçmeyenlere gelince, göçünceye dek onların miraslarında bir hakkınız yoktur. Dine ait bir hususta sizden yardım isterlerse, aranızda bir ahit bulunan topluluğa karşı olmamak şartıyla onlara yardım etmeniz gerektir ve Allah, ne yaparsanız hepsini de görür.
73
Cüz: 10 Sayfa: 185
Kafir olanlarsa birbirlerinin dostudur, yardımcısıdır. Birbirinize yardım etmezseniz yeryüzünde bir fitne belirir, büyük bir bozgun meydana gelir.
74
Cüz: 10 Sayfa: 185
İnananlar ve yurtlarından göçenler, Allah yolunda savaşanlar ve bir de bunları yeryurt sahibi edenler ve yardımda bulunanlarsa onlardır gerçekten inanmış olanlar. Onların hakkıdır yarlıganmak ve sayısız, tükenmez rızık.
75
Cüz: 10 Sayfa: 185
Sonradan inanıp göçen ve sizinle beraber savaşanlar da sizdendir. Allah'ın takdirinde sabit olduğu veçhiyle bir kısım akraba, bazı akrabanın mirasında daha ileri bir hakka sahiptir. Şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir.