Yazık ölçüye, tartıya hile katanlara.
Öyle kişilerdir onlar ki insanlardan bir şey alırlarken tamam ölçerler.
Ve insanlara ölçüp tartarlarken eksik ölçerler, eksik tartarlar.
Onlar, gerçekten de tekrar dirilip kalkacaklarını sanmıyorlar mı?
Öylesine bir gün ki insanlar, alemlerin Rabbinin emriyle kalkarlar.
İş sandıkları gibi değil; şüphe yok ki kötülük edenlerin amel defterleri, elbette siccindedir.
Siccin, zindan ve hapishane anlamına gelen sicn kökündendir. Cehenneme denmiştir. Yedinci kat yerdir, kâfirlerin amel defterleri oradadır diyenler de vardır (al-Müfredât, 223-224).
|
Ve nedir, bilir misin siccin?
Bir kitaptır ki yazılmış.
Vay hallerine o gün yalanlayanların.
Onların ki yalanlarlardı ceza gününü.
Ve o günü, yalnız haddini aşan ve boyuna suç işleyip duran kişiler yalanlarlar.
Onlara ayetlerimizi okuyunca derler ki: Öncekilere ait masallar.
İş öyle değil, hayır, kazandıkları şeyler, üstüste kalplerine yığılmıştır da kalpleri pas tutmuştur.
İş öyle değil, hayır, şüphe yok ki onlar, o gün elbette Rablerinin lütfünden, bir perdeyle, bir engelle uzak kalırlar.
Sonra da şüphe yok ki onlar, elbette cehenneme atılırlar.
Sonra denir ki: İşte buydu yalanladığınız.
İş öyle değil, şüphe yok ki iyi kişilerin amel defterleri, illiyyin'dedir.
İlliyyîn, Yücelik, yükseklik anlamına gelen alâ kökündendi. Cennetlerin en yüce yeridir, cehennemin en kötü yerinin adı siccın olduğu gibi. Bu söz, oradakilerden kinayedir. Müminlerin amel defterlerinin bulunduğu göktür diyenler de vardır (Aynı kitap, 351). Siccin ve İlliyyin'e amel defterleri diyenler de olmuştur. Ayetin zahiri manası bu söze kuvvet vermektedir. Bu takdirde kafirlerin amel defterleri, kendilerini kötü bir zindana benzeyen cehenneme süreceği, inananların defterleri de kendilerini yücelere ağdıracağı, nimetlere ulaştıracağı için sebebiyet yoluyla defterlere bu ad verilmiştir.
|
Ve nedir, bilir misin illiyyin?
Bir kitaptır ki yazılmış.
Onu görür ancak mabutlarına yaklaştırılanlar.
Şüphe yok ki iyi kişiler, elbette cennettedir.
Tahtlar üstünde bakarlar.
Tanırsın onları, yüzlerinde cennetin parlaklığı var.
Sunulur, içirilir onlara halis şarap ki içiminin sonu pek hoştur.
Ve sonunda misk kokar; ve özleyip dileyenler, bunu özlesinler, bunu dilesinler.
Ve bu şaRaba Tesnim ırmağının suyu da karıştırılmıştır.
Öyle bir kaynaktır bu ki ondan, mabutlarına yaklaşanlar içer.
Şüphe yok ki suç işliyenler, inananlara gülerler.
Ve onların yanlarından geçerlerken, kaşlarıylagözleriyle onları işaret ederler,
Ve kendi adamlarının yanlarına dönünce de eğlenerek gülegüle dönerler.
Ve onları görünce de şüphe yok ki derler bunlar, elbette sapıklar.
Ve bunlar, inananların yaptıklarını görüp bellemek için gönderilmediler.
Artık bugün, inananlar, kafirlere gülerler.
Tahtlar üstünden bakarlar.
Cezalandılar mı kafirler, yaptıklarına karşılık?