Andolsun burçları bulunan göğe.
Ve vaadedilen güne.
Vaadedilen gün kıyamettir, tanık cuma günüdür, yahut kurban bayramı günüdür. Hz. Muhammed (s.a.a)'dir, arefe günüdür, melektir, Tanrıdır da denmiştir. Görünen, arefe günüdür, kıyamet günüdür, kurban bayramı günüdür; tanık, Ka'be'deki Hacer-i Esved'dir, görünen, hacılardır. Tanık, günlerle gecelerdir, görünen, insanlardır diyenler de olmuştur.
|
Kahrolsun yerde hendekler kazıp ateşler yakanlar.
Bunlar hakkında çeşitli rivâyetler vardır (Mecma, 2, 588). Ahd-i Atıyk'te, Danyâk kitabında Butunnassar'ın Abdanagoh, Mişak ve Şadrak adlı üç kişiyi, Babil'de Dora ovasına diktirdiği büyük altın puta tapmadıkları için, içinde ateş yanan fırına attırdığı, fakat bunların yanmadığı hikaye edilir. İhtimal buna işarettir (3).
|
Öylesine ateş ki odunları var.
O sırada kendileri de kıyısında oturmuşlar.
İnananlara yaptıklarını seyrediyor onlar.
Ve ancak üstün ve hamde layık Allah'a inandıkları için onları azaplandırmadalar.
O mabut ki onundur saltanatı ve tedbiri göklerin ve yeryüzünün ve Allah her şeye tanıktır.
Kadın ve erkek, inananları azaplandıranlar, sonra da tövbe etmeyenler yok mu, onlaradır cehennem azabı ve onlaradır yakıp kavuran azap.
İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Onlaradır kıyılarından ırmakla akan cennetler ve buysa pek büyük bir kurtuluştur, bu kutluluk ve murada eriş.
Şüphe yok ki Rabbinin, tutup helak edişi, pek çetindir.
Şüphe yok ki o, ilk defa var eder ve ölümden sonra gene de yaratır.
Ve odur suçları örten ve çokçok seven.
Sana, ordulara ait olan söz gelmedi mi.
Firavun'a ve Semud'a aid olan?
Kafir olanlar, zaten de yalanlamaya dalmışlardır.
Ve Allah'sa yaptıkları işin ardından onları kavramış, kuşatmıştır.
Hayır, o şerefli Kur'an'dır.
Korunmuş levhada.
"Korunmuş"dan maksat, değiştirilmeden, bozulmadan, noksandan, fazlalıktan korunmuş, yahut meleklerden başkalarından korunmuş demektir. Allah indinde korunmuş diyenler de vardır. Levh, üstüne yazı yazılan düz şey anlamına gelir. "Levh-i Mahfuz"un keyfiyetini bilmeyiz (al-Müfredat, 472). Uzunluğu gökle yer arası, enliliği, doğu ile batı arası kadar olan ve ak inciden yaratılan bir levha olduğu rivayet edilmiştir (Mecma, 2, 590). Kur’an'da, burada, "korunmuş levha" diye anılan şey, her şeyi açıklayan ve kendisine uyulması gereken nesne, açıklayıcı kitap, kitabın temeli anlamlarına gelen "İmam-i Mübin, Kitab-i Mübin, Ümm-ül-Kitab" gibi sözlerle de anılır. Maksat, Tanrının takdirini, her olacak şeyi, bilgisiyle kavramış olduğunu, her şeyin, onun bilgisine göre ve muayyen bir zamanda zuhurunu anlatmaktır. Hukema mesleğine uyanlarla Sufiler, korunmuş levha'yı çeşitli tarzlarda tevil ederler (Abdülkerim-i Ciyli'nin al-İnsan-Ül-Kamil'inde Levh babına ve Seyyid Şerif'in Ta'rifat'ına bakınız, 83).
|