Andolsun Tin'e ve Zeytun'a.
Tin, incir anlamına gelir, zeytun da bildiğimiz zeytindir. Bu iki nesnenin, her şeyinden faydalanıldığı için Tanrı, bilhassa bunları andı denmiştir. Tin, Şam'ın, üstüne kurulduğu tepedir, Zeytun da Beyt-i Makdis'in kurulduğu dağdır diyenler olmuştur ki bu, Katade'den rivayet edilmiştir. İkreme'ye göre Tin ve Zeytun iki dağdır; bu dağların birinde incir, öbüründe zeytin yetiştiği için bu adlarla adlanmıştır. Tin, Şam mescididir, zeytun da Beyt-i Makdis'tir; Tin, Cudi tepesinde, Nûh Peygamberin mescididir, Zeytun, Beyt-i Makdis'tir; Tin, Ka'be'dir, Zeytun, Mescid-i Aksadır diyenler de olmuştur. İncirin, Museviliği temsil ettiği söylenegelmiştir. 24. sûrenin 35. ayetinde Müslümanlık, doğuda ve batıda olmıyan zeytin ağacına benzetilmiştir.
|
Ve Turı Sina'ya.
Tanrının, Mûsa Peygamberle görüştüğü ve ona tecelli ettiği dağ, Seyna'daki Tûr dağı.
|
Gerçekten de biz, insanı, en güzel bir surete sahip olarak yarattık.
İki ayak üstünde yürüyen yaratık. En güzel yaratık. Akıl, düşünce, anlayış, söz söyleme kabiliyetleriyle diğer yaratıklardan seçilmiş en güzel mahluk, insan.
|
Sonra da onu döndürdük, aşağıların en aşağısına attık.
Aşağıların en aşağısı; kocalık, akıl azlığı, zayıflık, bunaklık diye tevil edilmiştir. Cehennem diyenler de vardır ki bu takdirde kafirler kastedilmededir, nitekim bundan sonraki ayetlerde, inananlar ve iyi işler yapanlar, bu hükümden istisna edilmiştir.
|
Ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar başka, gerçekten de onlara bitmez tükenmez, başa kakılmaz bir mükafat var.