"Türkiye, dinin prangalarından kurtulmuş, tamamen dinsiz bir toplum olsaydı; Enerjimizi ahiret korkusuna değil, bilime harcardık. Tarikatların yerini sanat merkezleri, imamların yerini ise dünyayı değiştiren dâhiler alırdı. Sahi, dinin bu ülkeye gelişim adına ne faydası oldu?"
Dinsiz veya ateist ideolojilerle yönetilen Sovyetler Birliği, Mao dönemi Çin ve Pol Pot Kamboçyası gibi toplumlar, dini yasaklamalarına rağmen büyük felaketler yaşadı ve bilimsel ilerlemeyi baskı altında bıraktı. Tarih, dinli toplumların da bilim ve medeniyet üretmede başarılı olabileceğini gösteriyor; örneğin İslam dünyası Orta Çağ’da tıp, matematik ve astronomide büyük katkılar sağladı. Yani bir ülkenin gelişimi dinin varlığıyla veya yokluğuyla açıklanamaz, ideoloji, politika ve yönetim biçimi belirleyicidir.
İddia şu varsayıma dayanıyor: “Dinsiz toplum = bilimsel ilerleme.” Oysa tarih bunun doğru olmadığını açıkça gösterir. Dinli toplumlar da, dinsiz veya resmi olarak ateist ideolojiye sahip toplumlar da hem büyük ilerlemeler hem de büyük felaketler üretebilmiştir.
Örneğin 20. yüzyılın en güçlü ateist devletlerinden biri olan Sovyetler Birliği, dini sistematik biçimde yasaklamış ve ateizmi devlet ideolojisi haline getirmişti. Kiliseler kapatıldı, din eğitimi yasaklandı. Buna rağmen toplum bilimsel özgürlüğe kavuşmadı. Stalin döneminde bilim insanları ideolojik baskıya uğradı, genetik bilimi Trofim Lysenko’nun yanlış teorileri yüzünden onlarca yıl geriye gitti. Ayrıca Holodomor sırasında milyonlarca insan açlıktan hayatını kaybetti.
Benzer şekilde Çin Halk Cumhuriyeti’nde Mao Zedong döneminde din “gericilik” olarak görülüp bastırıldı. Ancak bu ateist ideolojik düzen, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden bazılarını doğurdu. Great Leap Forward politikası sonucu 20–40 milyon insanın öldüğü büyük bir kıtlık yaşandı. Ardından Cultural Revolution sırasında üniversiteler kapandı, akademisyenler ve bilim insanları hedef alındı.
Bir başka örnek Kamboçya’da Pol Pot yönetimidir. Din tamamen yasaklandı, tapınaklar yıkıldı, hatta gözlük takan insanlar bile “entelektüel” oldukları gerekçesiyle öldürüldü. Kamboçya Soykırımı sırasında yaklaşık 2 milyon insan hayatını kaybetti.
Öte yandan tarih, dinî toplumların bilim ve medeniyet üretmediği iddiasını da doğrulamaz. Orta Çağ’da İslam dünyası matematik, astronomi, tıp ve optik alanlarında büyük ilerlemeler üretmiştir. İbn Sina, El-Harezmi ve İbn el-Heysem gibi bilim insanları modern bilimin temellerine katkı yapmıştır.
Sonuç olarak mesele “din var mı yok mu” meselesi değildir. Tarih gösteriyor ki insan toplumları; ideoloji, güç ve politika uğruna hem dindar hem de dinsiz sistemler altında büyük hatalar yapabilir. Bu nedenle bir ülkenin gelişimini sadece “din” ile açıklamak tarihsel olarak indirgemeci ve hatalı bir yaklaşımdır.