"Sadık Usta: “İslamcılar Kabe'de kara taşa dokunabilmek için birbirlerini eziyorlar. Peygamberler o günün siyasi parti liderleri. O gün toplumları bir tanrı etrafında örgütlenmek zorundaydılar. Kabe'deki putların geçmişi ta Sümerlere kadar gider. Kabe'de tanrı yok. Küp var.” "
Putperestlik birçok eski medeniyette görüldüğü için Arapların etkilenmiş olması mümkündür; ancak Kâbe’deki putların doğrudan Sümerlerden geldiğine dair hiçbir tarihsel kanıt yoktur. Kâbe, bir putu değil tevhid inancını temsil eder ve Müslümanlar ondan değil Allah’tan ister; Hacerü’l-Esved’e yöneliş de semboliktir. Peygamberleri sadece siyasi lider olarak tanımlamak indirgemecidir; onlar öncelikle vahiy tebliğ etmiş, bazıları şartlar gereği liderlik de yapmıştır. İnsanlık tarihi tek tip değildir; toplumlar her zaman tek bir tanrı etrafında değil, farklı inanç ve düşünce sistemleri etrafında örgütlenmiştir.
Putperestlik sadece Araplara özgü değildir; Sümerler de dahil olmak üzere birçok eski medeniyette görülür. Bu nedenle Arapların çevre kültürlerden etkilenmiş olması mümkündür. Ancak “Kâbe’deki putlar doğrudan Sümerlerden geldi” iddiasını destekleyen tarihsel, arkeolojik ya da metinsel bir kanıt yoktur; bu, iddia uydurmadır.
Kâbe ise bir putu ya da ilahlaştırılmış bir nesneyi değil, tevhid inancını temsil eden bir ibadet merkezidir. Müslümanlar Kâbe’den bir şey istemez; ona yönelmek, ortak bir kıble etrafında ibadeti düzenlemek içindir. Hacerü’l-Esved’e dokunma çabası da taşın kendisinden medet ummak değil, sembolik bir bağlılık göstergesidir.
“Peygamberler siyasi liderdi” iddiası da indirgemecidir. Peygamberler öncelikle vahiy tebliğ eden kimselerdir; bazıları tarihsel şartlar gereği toplumsal ve siyasi liderlik de yapmıştır. Bu, onların mesajının ilahî olduğu iddiasını çürütmez, aksine toplum düzeni kurma sorumluluğunun bir sonucudur.
Ayrıca insanlık tarihi tek tip değildir; toplumlar her zaman bir “tanrı etrafında örgütlenmek zorundaydı” şeklinde basit bir şemaya indirgenemez. Kimi toplumlar çoktanrıcı, kimileri tek tanrıcı, kimileri ise daha seküler sistemler etrafında şekillenmiştir.
Özetle bu iddialar, tarihsel verilerden çok ideolojik yorumlara dayanır; genelleme yaparak karmaşık bir geçmişi basitleştirmektedir.