"Din kitapta durduğu gibi durmuyor, herkesin anladığı farkındaysanız çok farklı. Adnan oktar kedicik oynatır, işid kafa keser. Ama sorsanız ikisi de aynı kitaba iman eder ve kafirleri tekfir eder.."
İnsanların İslâm’ı farklı yaşaması ve yorumlaması, çoğu zaman kültürel gelenekler, bilgisizlik ve kişisel tercihlerin etkisiyle oluşur. Kültürel alışkanlıklar ve yanlış uygulamalar, İslâm’ın öz öğretileriyle uyumsuz davranışlara yol açabilir. Çoğu kişi sadece geleneksel olarak “Müslüman” olarak tanınır, ama İslâm hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan toplumun değerlerine göre yaşar. Bu nedenle, inançlı görünseler de bazı kişiler ile ateistler arasındaki yaşam tarzı ve pratik farkları çok azdır. Sorun, İslâm’dan kaynaklanmaz; insanın okumaması, bilgisizlik ve cahilliği tercih etmesinden kaynaklanır.
İnsanların İslâm'ı farklı yorumluyor veya farklı yaşıyor gibi görünmesinin temel nedeni, çoğu zaman İslâm dışı örf ve gelenekleri tam olarak terk edememeleri ve bilgisizlikleridir. İnsanlar, bilgisizlikleri veya yaşadıkları kültürün ve aileden gelen alışkanlıkların etkisiyle, İslâm’ın emir ve yasaklarını hayatlarına eksiksiz yansıtamayabilirler. Bu durum, dışarıdan bakıldığında aynı inancı paylaşan kişiler arasında bile büyük farklılıklar varmış gibi bir izlenim yaratır. Oysa İslâm, doğru ve yanlışın ölçüsünü açık bir şekilde bildirmiştir; fakat bu ölçülere uymak, kişisel irade ve kararlılık gerektirir. Dolayısıyla, bir Müslümanın yaşam tarzı ile İslâm’ın öz öğretileri arasında görülen tutarsızlık, genellikle kültürel etkiler, bilgi veya inanç eksikliğinden kaynaklanır.
Örneğin, Türkiye'nin özellikle Anadolu bölgelerinde, “gelinlikle gelir, tabutla çıkar” anlayışıyla boşanmanın neredeyse hiç uygulanmaması, boşanmak isteyen kadının öldürülmesi İslâm’ın belirlediği haklara açıkça aykırıdır. Asya'da görülen vücuda şiş geçirerek, ateşte yürünen ayinler kültürel veya hindu kökenlidir. İslâm bedene eziyet etmemeyi emreder.
Üstelik, çoğu insan sadece geleneksel olarak “Müslüman” adı altında toplum içinde yetişmiş, ama İslâm hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeden, toplumun değerlerine göre yaşamını sürdürmektedir. Bu tarz kişiler ile ateizme inananların yaşam tarzları ve görüşleri arasında "ben inanıyorum","ben inanmıyorum" sözleri ve ayda/yılda birkaç defa katıldıkları dini ritüeller dışında bir fark yoktur.
Neden İslâm'a inananlar arasında böyle bilgisizler var sorusu akıllara gelebilir. Ancak bu İslâm'dan kaynaklanan bir durum değil, insanoğlunun okumamasından, cahilliği tercih etmesinden kaynaklanan bir durumdur.
Örneğin: gümüzde insanlar, laiklik gibi bir kavramı bile birbirine zıt sayısız fikirle açıklamaya çalışmaktadır. Demokrasi, Kapitalizm, Komünizm gibi insan icadı olan beşeri sistemlerin net tanımları, bu sistemlere inananlar nezdinde net değildir ve uygulamaları da çok çeşitlidir.