"Bir kadının, kendisine "tarla" muamelesi yapan, şahitliğini yarım sayan ve mirasın kıyısından köşesinden pay veren bir öğretiyi savunması; kendi varlığına ihanetidir. Özgür birey mi olacaksın yoksa sürülmeyi bekleyen bir toprak parçası mı?"
İlgili ayette geçen “tarla” benzetmesi kadını değersiz görmek için değil, evlilik içinde neslin devamını anlatan bir mecaz olarak kullanılmıştır. Kur’an ve Peygamber Efendimiz’in sözleri, kadın ve erkeğin Allah katında değer bakımından eşit olduğunu ve kadınlara iyi davranmanın imanın bir parçası olduğunu açıkça vurgular. Buna karşılık modern seküler kültürde kadın çoğu zaman reklam, medya ve tüketim kültüründe bir meta veya obje haline getirilebilmektedir.
Öncelikle İslam’a yöneltilen bu eleştiriler genellikle ayetlerin bağlamından koparılarak yapılır. Özellikle burada ima edilen ayet, Bakara 2:223 ayetidir:
“Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O hâlde tarlanıza nasıl dilerseniz varın...” (Bakara 2:223)
Bu ayetin maksadı, bazı iddialarda söylendiği gibi kadını değersiz görmek değildir. Buradaki “tarla” benzetmesi, evlilik içinde neslin devamını ve aile kurumunu anlatan bir mecazdır. Nasıl ki bir tarla ekilip ürün veren bir yer ise, evlilik de insan neslinin devam ettiği bir birlikteliktir. Ayetin devamında ise:
“Kendiniz için (iyi şeyler) hazırlayın ve Allah’tan sakının...”
buyrularak ilişkiye sorumluluk, ahlak ve takva çerçevesi getirilmiştir. Yani ayet, kadını aşağılamak değil, evlilik içindeki meşru ilişkinin sınırlarını ve hikmetini anlatmaktadır.
İslam’da Kadının Değeri
İslam, kadını değersiz gören bir toplumda ortaya çıkmış ve kadının konumunu kökten değiştirmiştir.
1. Kadın ve erkek Allah katında eşit değerdedir
“Ben sizden erkek olsun kadın olsun, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim.”
(Âl-i İmrân 3:195)
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.”
(Tevbe 9:71)
Bu ayetler açıkça manevî değer bakımından kadın ve erkeğin eşit olduğunu bildirir.
2. Peygamberimizin kadınlara verdiği değer
Peygamber Efendimiz (sav) kadınlara karşı son derece hassas davranılmasını emretmiştir.
“Sizin en hayırlınız, kadınlarına en iyi davrananınızdır.”
(Tirmizî)
“Cennet annelerin ayakları altındadır.”
(Nesâî)
“Kadınlar hakkında Allah’tan korkun.”
(Veda Hutbesi)
Bu hadisler, İslam’ın kadını saygı gösterilmesi gereken bir emanet olarak gördüğünü açıkça ortaya koyar.
Seküler kültürde kadının metalaştırılması
İslam’a yöneltilen bu eleştiriler yapılırken modern seküler kültürde kadının nasıl kullanıldığı çoğu zaman göz ardı edilir.
Bugün:
- Reklam sektöründe kadın bedeni pazarlama aracı olarak kullanılır
- Eğlence ve medya sektöründe kadın cinsel bir obje haline getirilebilir
- Sosyal medya ve popüler kültürde kadının değeri çoğu zaman fiziksel görünüşe indirgenir
- Genelev adı verilen yerlerde para karşılığı namusu satılır.
Bu durum kadını özgürleştirmekten ziyade tüketim kültürünün bir parçası haline getirmiştir.
Sonuç
İslam, kadını değersizleştiren değil; insan onuruna kavuşturan bir sistem olarak ortaya çıkmıştır. Peygamberimiz (sav) kadınlara iyi davranmayı imanla ilişkilendirmiş, Kur’an ise kadın ve erkeğin Allah katındaki değerinin eşit olduğunu açıkça bildirmiştir.
Bu nedenle İslam’ı birkaç ayeti bağlamından kopararak değerlendirmek yerine bütüncül şekilde incelemek gerekir.