"Muhammed’i ayakta uyutup Kur’an’ı tahrif eden vahiy kâtibi Abdullah b. Sa‘d b. Ebî Serh. “Abdullah b. Sa‘d b. Ebî Serh, Resûlullah’a vahiy yazıyordu. Resûlullah ‘Semî‘an ‘Alîmâ (İşiten, bilen)’ dediğinde, o ‘Alîmün Hakîm (Bilen, hikmet sahibi)’ yazardı; ‘Alîmün Hakîm’ dediğinde ise ‘Semî‘an ‘Alîmâ’ yazardı. Bunun üzerine: ‘Muhammed ancak benim söylediğimi söylüyor’ dedi ve İslam’dan döndü (irtidat etti)” 📌 Alternatif rivayet ifadesi “Resûlullah için vahiy yazıyordum; kelimede değişiklik yapıyordum, o da ‘aynı şekilde’ diyordu.” ⬇️ Sirat Ibn Hisham Fethu Mekke (Mekke’nin fethi) bölümü Sayfa: Yaklaşık 2/409 – 2/412 (Darul Ma‘rifa baskısı) Tarikh al-Tabari Cilt 2 2/330 – 2/335 (Darul Fikr baskısı) Mekke fethi ve irtidat rivayetleri kısmı Al-Tabaqat al-Kubra Sahabe biyografileri, Abdullah b. Sa‘d maddesi Sayfa: Yaklaşık 5/52 – 5/55 (Dar Sadr baskısı)"
Yazıda kullanılan rivayet, kaynak değeri olmayan, uydurma bir haberdir. Rivayetin dayandığı râvilerden Muhammed b. Sâib el-Kelbî, hayatının sonunda “Ebû Sâlih’ten, onun da İbn Abbas’tan rivayet ettiğim her şey yalandır” diyerek bu tür nakillerin asılsız olduğunu bizzat itiraf etmiştir. Hadis âlimlerinden İbn Hibban rivayetin “mevzu” (uydurma) olduğunu söylemiştir. Ahmed b. Hanbel, Şâfiî, Nesâî gibi otoriteler ise rivayetin kaynağında bulunan Vâkıdî ve Kelbî’yi “yalancı” ve “güvenilmez” olarak nitelemiştir. Dolayısıyla metinde “Kur’an’ı tahrif eden vahiy kâtibi” şeklinde sunulan iddia, sahih hiçbir delile dayanmamaktadır ve İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu tarafından reddedilmiştir.
Yazıda kullanılan rivayet, kaynak değeri olmayan, uydurma bir haberdir.
Rivayetin dayandığı râvilerden Muhammed b. Sâib el-Kelbî, hayatının sonunda “Ebû Sâlih’ten, onun da İbn Abbas’tan rivayet ettiğim her şey yalandır” diyerek bu tür nakillerin asılsız olduğunu bizzat itiraf etmiştir.
Hadis âlimlerinden İbn Hibban rivayetin “mevzu” (uydurma) olduğunu söylemiştir.
Ahmed b. Hanbel, Şâfiî, Nesâî gibi otoriteler ise rivayetin kaynağında bulunan Vâkıdî ve Kelbî’yi “yalancı” ve “güvenilmez” olarak nitelemiştir.
Dolayısıyla metinde “Kur’an’ı tahrif eden vahiy kâtibi” şeklinde sunulan iddia, sahih hiçbir delile dayanmamaktadır ve İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu tarafından reddedilmiştir.
Hadislerin sıhhati, senet (rivayet zinciri) ve metin (içerik) açısından titiz bir tenkide tabi tutulur. Âlimler, her râvinin adaleti ve zabtını (hafıza ve rivayet kabiliyetini) inceleyerek güvenilir olup olmadığına hükmeder; zayıf veya yalancı râvilerden gelen haberler reddedilir. Bu rivayetin senedinde bulunan Muhammed b. Sâib el-Kelbî ve Vâkıdî, Ahmed b. Hanbel, Şâfiî, Nesâî gibi büyük hadis imamları tarafından “yalancı” ve “güvenilmez” olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca el-Kelbî, hayatının sonunda bu tür rivayetlerin asılsız olduğunu itiraf etmiştir. Bu nedenle İbn Hibban gibi âlimler, söz konusu haberi “mevzu” (uydurma) kabul etmiştir.